Süper Vali: “Bu Sistemi Halk DeÄŸiÅŸtirecek”

Süper Vali Recep YazıcıoÄŸluAydın’da yüksek gerilim

YazıcıoÄŸlu Tokat’tan Aydın’a gelince kendisini politik arenadaki yüksek gerilimin içinde buldu. Aslında Özal’dan “Eski ilinle yeni ilini karıştırma! Orada üstsüzler var.” uyarısını almıştı ama anlam verememiÅŸti.

Yine pek çok “büyük iÅŸe” imza attı. Ancak iki yıl boyunca baÅŸbakanlara sürekli ÅŸikayet edildi. Akbulut, “Çok konuÅŸuyor” diyen ÅŸikayetçilere “KonuÅŸsun n’olacak” yanıtını vermiÅŸti. Ama Mesut Yılmaz aynı yanıtı vermedi.

Tokat’ın kaderini deÄŸiÅŸtirdikten sonra 14 AÄŸustos 1989′da Aydın’da göreve baÅŸlayan Recep YazıcıoÄŸlu’na ilk uyarı devrin BaÅŸbakanı rahmetli Turgut Özal’dan gelir:
“Eski ilinle yeni ilini birbirine karıştırma. Orada üstsüzler var!…”
Yazıcıoğlu bu uyarıyı pek anlayamaz. Çünkü Sökeli ve deniz tutkunu olduğu için plajlara hiç yabancı değildir.
Aydın’da YazıcıoÄŸlu için gerçekten bir tehlike vardır ama Özal bu tehlikenin adını bilerek ya da bilmeyerek yanlış koymuÅŸtur.
YazıcıoÄŸlu Aydın’da göreve baÅŸladıktan kısa bir süre sonra, yine bir yandan hizmet üretir, bir yandan konuÅŸur ama bu arada kendini siyasilerle kıyasıya bir gerilimin içinde bulur. İki yıl sonra da siyasilerin baskısı ile Erzincan’a tayini çıkınca Özal’a “Üstsüzlere karşı bir hata yaptık da ondan mı defterimiz dürüldü?” diye sorar.

ZAYIF VALİ BEKLERKEN
Aydın’a gitmeden aldığı duyumlar, Özal’ın “Eski ilinle yeni ilini birbirine karıştırma” uyarısını doÄŸrular niteliktedir:
“Aydın’da Vali ölür. Rahmetli Ünal Özgödek… İktidarın 6 milletvekili Cengiz Altınkaya’nın baÅŸkanlığında biraraya gelirek Özal’a giderler ve “Aydın’a zayıf bir vali gönderin” derler. Onlar zayıf vali beklerken bizim tayinimiz çıkar.”
YazıcıoÄŸlu’nun görev yaptığı sırada Aydın’ın milletvekilleri; ANAP’tan Cengiz Altınkaya, Mustafa Bozkurt, Ömer Okan ÇaÄŸlar, Mehmet Özalp, Nabi Sabuncu, (Sonra DYP’ye geçti) ve Mehmet Yüzügüler ile SHP’den Hilmi Ziya Postacı’dır. 20 Ekim 1991 seçimlerinde ise bu milletvekillerinden sadece Cengiz Altınkaya tekrar seçilir.
Åžu gerçeÄŸi herkes bilir; Türkiye’de bir siyasi hareket geliÅŸecekse; Ege’den baÅŸlar. Ege illeri içinde de Adnan Menderes’in memleketi ve aynı zamanda efelerin yurdu Aydın, Ege siyasetinin en stratejik noktalarındandır. Aydınlılar ilk kez, üst düzeyde de olsa ‘politika yapan’ ve isteklerine boyun eÄŸmeyen bir vali ile karşı karşıyadırlar.

BASINDA YAZICIOÄžLU
YazıcıoÄŸlu’nun Aydın’da yaptıkları ve yaÅŸadıklarını anlayabilmek için o dönemdeki gazete baÅŸlıklarına bakalım:
15 AÄŸustos 1989 YENİ ASIR: Aydın’da ’sigara yasağı’ pek yakında
17 AÄŸustos 1989 YENİ ASIR: Ve Aydın’a çay ve sigara yasağı geldi
7 Eylül 1989 HÜRRİYET: YazıcıoÄŸlu: ‘Bugün git, yarın gel’ e hayır
30 Eylül 1989 MİLLİYET: Aydın Valisi Yazıcıoğlu iki doktor ile iki polisi görevden uzaklaştırdı
2 Ekim 1989 TERCÜMAN: “Çağın en korkunç hastalağı bürokrasi”
23 Ekim 1989 KUZEY HABER: “Bölgesel idareye geçilmelidir”
27 Ekim 1989 HÜRRİYET: Özalp’ın özel enerji hattına soruÅŸturma
19 Kasım 1989 YENİ ASIR: “Vatandaşın parasına göz diken memuru affetmem”
19 Kasım 1989 TERCÜMAN: Aydın Valisi rüşvetçi 25 görevliyi kovdu
22 Kasım 1989 HÜRAYDIN: İl SaÄŸlık Müdürlüğü’ndeki giyim kuÅŸam ihalesine Vali YazıcıoÄŸlu el koydu.

“SİSTEMİ HALK DEĞİŞTİRECEK”
Bir kente, bir insan nasıl yaklaÅŸabilir? KürÅŸat Bumin’in ifadesine göre; “Psikanalizin kavramlarıyla, cetvel ve pergelle, roman ve ÅŸiirdeki yeriyle, militer kaygılarla, ‘nostalji’ ile ‘ilerleme ve düzen’ çiftiyle, ’sınıf mücadelesi’nden hareketle ve tabii demokrasi mücadelesi ile olan iliÅŸkisi ile…”
Bir kente demokrasi ile yaklaşıldığını en yoÄŸun biçimde VI. Yüzyıl’ın sonunda Atina’da görüyoruz. Atinalı yurttaÅŸlar, “Eklesia” denilen meclise katılıp, burada her ÅŸeyi tartışıyor. Hayat burada diyalog üzerine kuruluyor. Her yurttaÅŸ toplumun yönetiminde mutlaka önemli bir görev üstleniyor.
YazıcıoÄŸlu, bir vali için çizilmiÅŸ bir sınır olduÄŸunu, bunun dışında uçuÅŸan düşüncelerinin hayata geçirilmesinin zor olacağını hiç düşünmedi. Her ne kadar iÅŸyerlerinde sigara içilmesini yasakladığı için kendisine “IV. Murat”, “Yasakçı Vali” dendiyse de o gittiÄŸi kente önce demokrasinin kavramlarıyla yaklaÅŸtı. Her fırsatta, her yerde konuÅŸup nedereyse Atina sitesinde dolaşır gibi halkı yönetime çağırdı:
“Halkımız bugün sürekli aÄŸlıyor. İhtiyaçlar, talepler milyonlarca sayıda baÅŸkente ulaşıyor. Çünkü olayı mahallinde çözecek yetkiler ve yetkililer yoktur. Olayın çok uzağında olan merkezdeki bürokratların mahalli çözümler üretmesi ve öncelikleri tayin etmesi mümkün deÄŸildir. Bu nedenle evrak trafiÄŸinde iÅŸler kilitlenmekte, sorunlar çözülememekte, çözülüyor gibi görünen iÅŸlerde ise kaynak ısnafı ortaya çıkmaktadır. Problemler evrakla beraber daireden daireye, masadan masaya havale edilmekte, sonuçta anarÅŸi ve kaos yaÅŸanmaktadır.”
“….Halka gelince, beleşçi, vermeden alan yapıdan memnundur. Yetkiye ortak olmak sorumluluk getireceÄŸi için bugünkü tatlı hayal dünyasından uyanmak istememektedir. Bugüne kadar tüm liderler hep vermekten ve cennetten bahsetmiÅŸtir. Halk bu cennet tablolarının sarhoÅŸluÄŸundan kurtulmayı istememektedir. Popülizm tuzağına yakalananlar, verdiÄŸi kadar aldığı sistemi arzu etmemektedir. Muhtemel bir iktidar, “aldığım kadar vereceÄŸim” derse oy alması mümkün deÄŸildir.
En büyük güç halktır. Halkın talebi ve dayatması olmadan bir ÅŸey yapılamaz. Sistemi halk deÄŸiÅŸtirecektir. Kavramlar tartışıldıkça, sistem kilitlendikçe halk harekete geçecektir.”

EĞİTİM VE SAĞLIK SEFERBERLİĞİ
YazıcıoÄŸlu bir yandan halkı demokrasiyi kurmaya çağırırken, bir yandan da Aydın’da eÄŸitim ve saÄŸlık seferberliÄŸi baÅŸlattı. DiÄŸer önemli bir proje de kentin jeotermal enerji ile ısıtılması projesi idi. Halkın katılımı ile gerçekleÅŸecek bu proje o gidince hayata geçirilemedi.
Yazıcıoğlu, yapılanları şöyle anlatıyor:
“Bir milyon nüfuslu KuÅŸadası’nda saÄŸlık ocağı, Söke’de saÄŸlık ocağı büyüklüğünde bir hastane, Çine ve Germencik’te de birer saÄŸlık ocağı vardı. Aydın Devlet Hastanesi dökülüyordu. Bütün bu hastaneler için uygun arsalar bulunarak 50 yıl sonrası da düşünülerek projeler hazırlandı. 150′ÅŸer yataklı Didim, KuÅŸadası, Çine, Germencik hastaneleri ben oradayken bitti. KuÅŸadası Hastanesi’nin inÅŸaatı belirli bir noktaya gelmiÅŸti. Ama hala iÅŸletmeye açılmadı.
Aydın’da bir yıl içinde yapılan derslik sayısı 30′u geçmezdi. 800 derslik inÅŸaatı baÅŸlatıldı. Sonra bir 800 daha. EÄŸer paranız kadar proje baÅŸlatırsanız, 24 derslik yerine 5 derslik yaparsınız. Aydın’da ikili öğretim neredeyse üçlü öğretime dönmek üzereydi. Kentin jeotermal enerji ile ısıtılıp, soÄŸutulma projesi baÅŸlatıldı. EÄŸer proje gerçekleÅŸseydi, dünyanın en çarpıcı en ilginç projesi ortaya çıkacaktı.”
Daha sonraki dönemlerde gazete başlıkları atılan hizmet tohumlarının meyva verdiğini gösterdiği gibi, politikacılarla arasındaki gerilimin de nasıl yükseldiğini de anlatıyor:
19 Ocak 1990 TERCÜMAN: Aydın SaÄŸlık Müdürlüğü’nde yolsuzluk iddiası
19 Ocak 1990 TERCÜMAN: Aydın’da 2 gazino, 10 lokanta kapatıldı
27 Åžubat 1990 YENİ ASIR: Aydın Valisi ile ANAP’ın arasını açan tayin
16 Mart 1990 YENİ ASIR: Çıldır Havaalanı Temmuz’a hazır
17 Haziran 1990 HÜRRİYET: Aydın ve ilçelerinde okul yarışı tuttu
25 Nisan 1991 YENİ ASIR: Çakır ve YazıcıoÄŸlu Ege’nin beÅŸ yıldızlı valileri seçildi
7 Mayıs 1991 YENİ ASIR: Hizmet buna denir: Aydın kışın ısıtılıp, yazın serinletilecek
15 Mayıs 1991 HÜRRİYET: Aydın Valisi milletvekillerini kızdırdı
19 Mayıs 1992 HÜRRİYET: Yazıcıoğlu sağlık ocağı doktorunu görevden aldı
Ve nihayet:
16 AÄŸustos 1991 YENİ ASIR: YazıcıoÄŸlu’nun vedası aÄŸlattı.
Milletvekilleri her fırsatta YazıcıoÄŸlu’nu BaÅŸbakan Yıldırım Akbulut’a ÅŸikayet ettiler. O, milletvekillerine sordu “Ne yapıyor?” diye. “Çok konuÅŸuyor!” dediler. “KonuÅŸsun, ne olacak?” diye yanıt verdi Akbulut. Ancak 20 Ekim 1991 seçimlerinden sonra Mesut Yılmaz baÅŸbakan olunca, “Çok konuÅŸsun ne olacak?” demedi ve YazıcıoÄŸlu’nun tayini Erzincan’a çıktı.

Halk katılımını gerçekleştirdi

‘O bir kutup yıldızıdır’

Prof. Kenan Mortan Recep YazıcıoÄŸlu’nun devlet millet barıştırmasının en güzel örneÄŸini veren bir idaresi olduÄŸunu belirterek, onu bir kutup yıldızına benzetti

Aydın ve Erzincan’ın stratejik planlarını Recep YazıcıoÄŸlu ile birlikte gerçekleÅŸtiren Prof. Dr. Kenan Mortan, kendisini şöyle deÄŸerlendirdi:

“İdareleciler vardır; kuyruklu yıldızdır. Yöneticiler vardır kutup yıldızıdır! Sayın YazıcıoÄŸlu bir kutup yıldızıdır.

Sayın YazıcıoÄŸlu’nu Tokat ValiliÄŸi’ndeki “imcece seferberliÄŸi” sırasında tanıdım. Devlet, millet barıştırmasının güzel örneÄŸi bir yana, çoktandır unutulan halk katılımı Tokat’ta gerçekleÅŸtirdi. Aydın’da Sayın YazıcıoÄŸlu tarım, sanayi, turizm arasında boÄŸulup kalan bir kentin perspektifleri tartıştı. Bunu bir yazılı belge haline getirdi. Buradaki süreci kısıtlı olduÄŸundan bu belgeyi hayata geçiremedi. Daha sonra onu Türkiye’ye maleden Erzincan’dan biliyoruz. Üstelik iki Erzincan’dan. Birincisi DoÄŸu Anadolu’nun soluksuz kalan kır toplumunu soluk aldırmaya çalışan çabaları ile ikinci Erzincan’da ise deprem sonrasında bir kentin yeniden yapılanmasında.

Türkiye ilk kez sanıyorum bu Vali’nin ÅŸahsında bir deprem yarasını sarmada insan önrü uzunluÄŸunda süre aramadı. Bunda kuÅŸkusuz devletin tüm kademelerinin zarif mesaisi vardır. Ama unutmalayalım ki; sahanın ÅŸantiye ÅŸefi Sayın YazıcıoÄŸlu’dur.

Kanımca Sayın YazıcıoÄŸlu’nu bize malettiren olay yerel reform adına umutlarımızı yeÅŸertmekle sınırlı kalmıyor. Ondan önemlisi, Türkiye’de devlet dediÄŸimiz organik yapının taÅŸradaki uzantısını yeniden tanımladığı için kendisi Türkiye’ye maloldu. ÇekiÅŸti, yazdı, anlattı…
Kimilerini belki kızdırdı ama büyük deprem sonrasında devlet reformunun ne denli zorunlu olduğunu galiba hepimiz gördük ve anladık.

Sayın YazıcıoÄŸlu’nu uÄŸurlamıyoruz. Çünkü o bir yönetici idi ve kanımca parlak ışığı Türk idarecilik mesleÄŸinin semalarında hep görülecek.”

Popularity: 1% [?]