Ergenekon destanı Kemaliye’de yeniden yazıldı

Taşyolu - Recep YazıcıoğluErgenekon destanı yeniden yazıldı

YazıcıoÄŸlu’nun “hayatımın en büyük imtihanı” dediÄŸi BaÅŸpınar Köprüsü ile 24 köy mahsur kalmaktan kurtuldu. Kemaliyeliler ise 130 yıldır bekledikleri rüyaya kavuÅŸtu

“MoÄŸolların başında İl Han, Tatarların başında da Sevinç Han vardı. Çevrelerindeki boylardan daha kalabalık olan MoÄŸollar bütün düşmanlarını yendiler. Sevinç Han, Kırgız hanı ile daha baÅŸka hanları kandırdı. Hepsi birden MoÄŸollar’a karşı ayaklandılar. Hile ile onları yendiler. MoÄŸollar daima toplu halde Recep YazıcıoÄŸlu KöprüsüyaÅŸadıkları için düşmanları, hepsini birden ortadan kaldırıldı. Yalnız İl Han’ın o yıl evlenmiÅŸ olan oÄŸlu Kıyan ile yeÄŸeni Tokuz saÄŸ kaldı. Bunlar eÅŸleriyle birlikte kaçarak at öküz ve koyunun bol olduÄŸu bir bölgeye geldiler. Buradaki sürüleri alarak sarp bir daÄŸdan geçen karla örtülü bir yolu takip ettiler. Tehlikeli bir yolculuktan sonra daÄŸların kuÅŸattığı bir alana yerleÅŸtiler. Burada, akarsular, bitkiler, aÄŸaçlar ve av hayvanları buldular. Hayvanların yazın sütünü içip, kışın etini yediler. Derisini giydiler. Buraya “Ergenekon” adını verdiler. Dört yüz yıl burada kaldılar. İyice çoÄŸaldıktan sonra artık buraya sığamayacaklarını anlayarak çıkmaya karar verdiler. Fakat yol bulamıyorlardı. O zaman bir demirci dedi ki; Burada bir daÄŸ var. Onu Erzincan Kemaliye'de DaÄŸcılıkeritelim, geçit açılır. Dağın geniÅŸ bir yerine bir kat odun, bir kat kömür yığdılar. YetmiÅŸer deriden körükler yapıp yetmiÅŸ yere kurdular. Hep birlikte körüklediler. Yükle birlikte bir deve geçecek kadar yol açıldı. Ergenekon’dan çıkarak Börteçine’nin önderliÄŸinde tatarları yendiler.”

Ergenekon Destanı 130 yıllık bir bekleyiÅŸten sonra Erzincan’da tekrar yazıldı. Bir kovuÄŸun içinden çıkmak isteyen Kemaliyeliler bir “demirci” nin gelip, dağı delmesiyle yollarının 220 kilometre kısaldığını ve DivriÄŸi ile Sivas üzerinden İstanbul’a ulaşımın yolunun açıldığını görür. YazıcıoÄŸlu Erzincan’a gelip bu “rüya proje” ye el atıncaya kadar yöre halkı bunun gerçekleÅŸeceÄŸine bir türlü inananaz. Kemaliye‘nin Ergü köyünden 80 yaşındaki Kamil Sönmez “TaÅŸyol” için bir ÅŸiir yazar:

“Yazın makinalar aÅŸamaz daÄŸdan
Kış günü katırlar geçemez kardan
Postalar iÅŸlemez haber yok yardan
Gene mi kapandı bu haşhaş yolu?
Mevsimi ÅŸikayet eder bevhi bahardan
Kuşlar uçmaz, kervan geçmez oradan
Her yıl kurban verir halkı saradan
İşte gördüğün şu haşhaş yolu
İnliyor hastalar avaz yol vermez
Apandisiz desen hiç aman vermez
İlaç istasyonla şehire gelmez
Çünkü kapanırdı şu haşhaş yolu
Artık uzatalım elleri cebe
Memleket derdine edelim hibe
Sayın valimizin gayreti ile
İnÅŸallah yapılır ÅŸu ÅŸehir yolu.”

Recep YazıcıoÄŸluÅžu anda TaÅŸyol’un yapılmasına sadece 1,5 kilometre var. YazıcıoÄŸlu ile bu yolun yapılışını adım adım izleyen Kemaliyeliler, “DaÄŸ dinamitlenirken, yol yapılırken hep başında durdu. TaÅŸ kesilir, bir yere gitmezdi” diyorlar. YazıcıoÄŸlu ise BaÅŸpınar Köprüsü ve TaÅŸyol’u “İki rüya proje” olarak nitelendirerek ÅŸunları anlatıyor:

“Bu iki proje belki de ülkemizin en çarpıcı projelerinden. Birisi 30 yıl baÅŸarılamayan bir bir ulaşım sorunuydu. Keban yapıldıktan sonra gölün altında kalan asma köprü ortadan kalkınca 24 köye ulaşım saÄŸlanamıyordu.”Ekonomik” bulunmadığı için ÅŸimdiye kadar bir köprü yapılmamış. İki daÄŸ arasında 180 metre açıklık var. GiriÅŸ, dönüş 300 metre köprü düşünülüyordu. Bir hesap ediliyor ki; 1988 yılı fiyatlarına göre bir trilyon liranın üzerinde. Geçen 30 yılın 15 yılı köyler arasında feribotla ulaşım saÄŸlanıyor. Sular çekilince irtibat tamamen kesiliyor. Deprem bizi biraz frenledi. Depremden hemen sonra bu iki projeye baÅŸladık. Üç kaynak harekete geçti. Özel İdare, halk katılımı ve merkezden saÄŸlanan para. Recep YazıcıoÄŸluGeçen yıl bir trilyon dedikleri köprüyü biz 300 milyara malettik. Çelik panel köprü. 120 bin metre küp dolgu yapıldı. 180 metre olan açıklık koca daÄŸ patlatılarak 67 metreye indirildi. Fore kazıklar çakıldı. Panel köprü monte edildi. Karayolları da dahil mühendisler feribotla köprü yerleÅŸtirmenin mümkün olmadığını söylediler. Hayatımın en büyük imtihanıdır. Çünkü 120 milyar liraya sigorta edilmiÅŸti. YüreÄŸimiz aÄŸzımızda üç gün bunu izledik. Köprünün yapımı Ankara Orta DoÄŸu Teknik Üniversitesi’nde doktora tezi oldu.”

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK TÜNELİ
YazıcıoÄŸlu, TaÅŸyol’u yapabilmek için ise İstanbul’da sürekli toplantılar yaparak cer (yardım) toplar. Türkiye’de som kayadan 6 kilometrelik bir baÅŸka tünel bulunmadığını belirterek, bugüne nasıl gelindiÄŸini şöyle anlatıyor:

“Bunun madde kaynağını saÄŸlamada yine özel idare, merkez ve halk katılımı söz konusudur. Åžu anda 6,5 kilometredeyiz. 1,5 kilometre kaldı. Yarım kilometresi tünel, bir kilometresi açık alan. Bir yıl içinde tamamlanacak hale geldi. 130 yıllık beklentinin uçu göründü.”

Erzincan artık turizm merkezi
Erzincan’ın daÄŸları; uÄŸruna “Körolası zalım Fırat ocaklar yıkar” diye ağıtlar yakılan Fırat nehri artık dünyanın dört bir yanına açılan “spor” alanları durumunda. YazıcıoÄŸlu, yöre halkıyla birlikte göllerinde, akarsularında, daÄŸlarında dolaşıp spor yaparken, doÄŸa sporlarını yapanlar da yöreye ilgi duymaya baÅŸladı.

Erzincan artık turizm fuarlarına katılıyor. DaÄŸlarda her tür kar sporu, tırmanma, Fırat’da rafting, Tercan ve Keban baraj göllerinde su kayağı, Girlevik ÅŸelalesinde, “donmuÅŸ ÅŸelale tırmanışı” yapılıyor.

Kemaliye ve Kemah çevresinde mağaracılık ve kanyon turları doğa aşıklarını çağrıyor. Yakın zamana kadar adı terörü çağrıştıran Munzur dağlarında, trekking, kaya tırmanışı, dağ bisikleti, yamaç paraşütü gibi etkinlikler yapılıyor.

YazıcıoÄŸlu‘nun her fırsatta girerek dikkat çekmeye çalıştığı EkÅŸisu’da yeraltından fışkıran sıcak havuzdaki jakuzi keyfi turistlerin ilgi odağı oluyor.
Munzur daÄŸları ve Fırat nehri artık “güleryüzlü” ÅŸarkılara konu olmak istiyor.

“Polisi ikiye bölelim”
YazıcıoÄŸlu, “polis devleti” olmaktan kurtulmak için polisin ikiye bölünmesini yarısının İçiÅŸleri, yarısının da Adalet Bakanlığı’na baÄŸlanmasını öneriyor

Recep YazıcıoÄŸlu’nun Erzincan ValiliÄŸi’nden merkeze alınmasında “kilit cümle” gerçekten “polisten vali olmaz” mı?

Bunu kendisi de bilmiyor. “Bir insan ne ise odur. 20 yıldır söylediklerim neden ÅŸimdi tepki çeker?” diye o da soruyor. Söylediklerinin yansımasında yine çoÄŸu kiÅŸinin “kabukta” kalmasında, “derine” inememesinden yakınarak şöyle diyor:

“SöylediÄŸim bir meslek taassubu olarak ele alındı. Bunun bir mantığı var. İçi var. İçi boÅŸaltılarak sunuluyor. İçine bakılmıyor. Batıda emniyet müdürleri sivil insanlardan oluÅŸuyor. Åžimdi vazgeçtik sivil emniyet müdürünü, sivil bir görev olan valiliÄŸe rütbelileri getiriyoruz. Emniyet müdürleri içinde de baÅŸarılı olanlar vardır. Ama polisi polise ÅŸikayet edemezsiniz. Bugün polisin yanlış davranışları toplumda ıstırap konusudur. Bu çeteler, faili meçhul cinayetler, kanlı para, kara para uyuÅŸturucu trafiÄŸi….”

Polisin ikiye bölünmesini, yarısının İçiÅŸleri, yarısının ise Adalet Bakanlığı’na baÄŸlanmasını öneriyor YazıcıoÄŸlu. Bunun gerekçesini şöyle açıklıyor:

“Polisi bir denge vaziyetine getirelim. Ben bu konuyu demokratik, kurumsal, alt yapı olarak gündeme getirdim. O da karambola gitti.”

Yazıcıoğlu bundan böyle ne yapacak? O da soruma soruyla yanıt veriyor:
“-Ben halkın doÄŸrudan doÄŸruya yönetime katılmasını savunuyorum. Bu koÅŸullarda partiler yelpazesi ile nasıl bir uyum saÄŸlayacağız”?
“Erzincan bir doÄŸu ili. Bayanların yaÅŸama hakkının sınırlı olduÄŸu bir yer. Vali YazıcıoÄŸlu buraya geldikten sonra bazı ÅŸeyleri öğrendik. En önemlisi ‘bayanların da yaÅŸama hakkı olduÄŸunu’ öğrendik.

ÖrneÄŸin ben, kapalı olmama raÄŸmen raftinge gidebildim. Paraşütle atladım. Maça gittim. Çalışma olanağı buldum. Öğrencilere okuma olanağı doÄŸdu. Köyde yaÅŸayan insanlarımıza kız çocuÄŸunun da okuyabileceÄŸini anlattı. EÅŸitliÄŸi anlattı. Mükemmel bir insan. Halk olarak onu tekrar Erzincan’da görmek istiyoruz. O bizim bir tanemiz.”

“TAKDİR HAKKI YERİNDE DEĞİL”
Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gören gençler ise, biraz da “hukuk” açısından bakıyorlar olaya. 3. sınıf öğrencisi Yeter Karatepe şöyle diyor:

“Okulumuza gelip konuÅŸmalar yapardı. Hep, “kafanızda soru bırakırsam ne mutlu bana” derdi. Onun merkeze alınmasını “adaletsizlik” olarak deÄŸerlendiriyorum. Türkiye için daha çalışması lazım. Gelecekte onun gibi birisi olmak isterdim.”

Emine Kılıç da Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisi. O da şunları söylüyor:

“Hem Erzincan hem de Türkiye için kayıp. Enerji dolu bir insan. Enerjisinin bir biçimde deÄŸerlendirilmesi gerekir. Bu ‘manevi bir ceza’ olabilir. Devlet burada takdir hakkını kullanmıştır. Ama yerinde bir takdir hakkı deÄŸil. Serce, insanları hiç düşünmeden, özgürlüklere karşı yapılmış bir tasarruf.”

Ayrılığa sessiz ağıt
Ocak Köyü, diÄŸer adıyla Hıdır Abdal Sultan Ocağı, Kemaliye’ye 40 kilometre uzaklıkta, sanki Çetin Altan’ın düşlerinden fırlayıp kurulmuÅŸ gibi.

bir Alevi köyü olan Ocak Köyü‘nün; müzesi, misafirhanesi, otoparkı, köy mutfağı, 350 sayfalık kitabı, hamamları, camileri, okulu ve helikopter pisti var. Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin özellikleriyle yapılmış olan Hıdır Abdal Türbesi ‘anıt eser’ olarak yine burada ziyarete açık.

Köy, her türlü etkinliÄŸinde YazıcıoÄŸlu’nu hep yanında bulmuÅŸ. YazıcıoÄŸlu’nun bu ilgisinin yöredeki Alevi-Sunni yakınlaÅŸmasına da büyük katkısı olmuÅŸ.

Recep YazıcıoÄŸlu Ocak Köyü‘nün bütün kadınları Vali’yi uÄŸurlamak için erkeklerle birlikte köy meydanındalar. Ağızlarını bıçak açmıyor. Sanki ayrılığa sessiz bir ağıt yakıyorlar. Bu sessizliÄŸi İbrahim Kamil Karaman bozuyor:
“Mahkeme kadıya mülk olmaz… diye bir halk deyiÅŸimiz vardır. Bu deyiÅŸ bütün makam ve mevkilerin geçiciliÄŸini anlatır. Bir yetkiliyi atayan güç, onu görevden de alabilir. Fakat o görevi yerine getirenin hizmetteki baÅŸarılarını elinden alamaz. Valilik insana büyük devlet gücünü kullanma yetkisi veren yüce bir makamdır. Fakat bu yüce makama güç katan asıl faktör, o makama gelmiÅŸ olan kiÅŸilik yapısı, gayret ve baÅŸarılarla yapılan katkılardır. Recep YazıcıoÄŸlu da, makamını dolduran ve hatta taÅŸan bir vali olarak Türk idare tarihindeki yerini almıştır.”

Popularity: 1% [?]