Bir ilçe düşünün ki Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış 65 tane profesörü olsun. Yurtdışında üniversitelerde hocalık yapsın, kürsüler kursun. Bir başbakan, çok şair yazar, bakan, bürokrat, işadamı ve bir yapımcı çıkarsın. (more…)
Değerli Kemaliyeliler, Değerli Kemaliye Dostları, Bilindiği üzere; İlçemizin Şenlik Koordinasyon Komitesini oluşturulan kurum ve kuruluşlar olarak, 2007 yılında tarafımızdan imzalanan protokol çerçevesinde, Kemaliye Kültür ve Doğa Sporları Şenliklerinin birlikte yapılması kararı alınmış ve bu doğrultuda 21-26 Haziran 2008 tarihlerinde yapılan 30. Kemaliye Kültür ve Doğa Sporları Şenlikleri her iki şenliğin birleştirilmesi sonucunda gerçekleştirilmiştir. (more…)
Kemaliye is a pretty city of valleys hidden among the mountains. It draws attention with its unique and untouched geography, natural beauties like Karanlık Kanyon (Dark Canyon), unique architecture and cultural history. (more…)
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nca geçen yıl gençlik alanında en iyi proje ödülüne layık görülen Kemaliye Uluslararası Doğa Sporları Şenliği başlıyor.
Şair Enver Gökçe’nin, Ahmet Kutsi Tecer’in memleketi Kemaliye (Eğin), dağlar arasına sıkışmış vadiler manzumesi şirin bir ilçe. Erzincan merkezinin güney batısında. (more…)
Erzincan’ın Kemaliye İlçesinde Her Yıl Geleneksel Olarak Düzenlenen “Kültür ve Doğa Sporları Şenliği” Başladı.
Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Kültür ve Doğa Sporları Şenliği” başladı.
Bu yıl 30.’su düzenlenen festivalin ilk günü etkinliklerine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, (more…)
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde düzenlenen 30. Uluslararası Kültür ve Doğa Sporları Şenliği’ne katıldı.
Şenlik kapsamında Mani yolunu ziyaret eden Bakan Çiçek, levhalarda yazılı manilerden okudu. Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde her yıl geleneksel olarak yapılan Uluslararası Kültür ve Doğa Sporları Şenliği’nin 30.’suna Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, çok sayıda bürokrat ve davetli katıldı. Elazığ’dan karayolu ile Kemaliye’ye gelen Bakan Çiçek, sabah saatlerinde başlayan şenlik için ilçe merkezinde vatandaşlarla buluştu. (more…)
Sevgili Kemaliyeliler ve Kemaliye Sevdalilari,
ve Ozellikle Gurbetteki Sevgili Kemaliyeli Gencler,
TOPLANTIMIZA DAVETLISINIZ!
Gun: 24 Mayis Cumartesi (Yarin)
Yer: Yesilyurt Polat Renaissance Otel, C Katı Adana Salonu
Saat: 19:00
Gundem: Kemaliye Kultur ve Doga Sporlari Senlikleri Hazirliklari
Kemaliye el birligi ile 29 Kultur ve 4 Doga Sporlari senligini
(sonuncusu Uluslararasi olmak uzere) alninin aki ile yapti. Simdi
Kultur Senlikleri ile birlestirilmis Doga Sporlari Senligi olarak yeni
bir konsept gerceklestirilmeye calisiliyor. Sizlerin destekleri her
zamankinden de daha cok onemli. Hangi konuda veya kosulda olursa olsun
Kemaliye’yi ve Kemaliye icin calisanlari lutfen yalniz birakmayiniz. http://www.senlik.kemaliye.net
Türkiye’mizin en önemli anahaber sunucusularından,anchormen’lerinden Ali Kırca ve onun “Gündem değiştiren” programı “Siyaset Meydanı” Kemaliye’mizden canlı yayında.. (more…)
KESKINMAVI.COM TRANSFORMS CUSTOMER FEEDBACK INTO VALUABLE UPGRADES
Translates User Suggestions into Tangible Customer Benefits
Arizona (May, 2008) – Why do people looking to establish or enhance their Web presence use Keskinmavi.com? One reason may be the way Keskinmavi.com continuously improves its products and services based on input from many customers who call Keskinmavi.com for help, or to suggest product improvements. (more…)
Translates User Suggestions into Tangible Customer Benefits
Arizona (May, 2008) – Why do people looking to establish or enhance their Web presence use Keskinmavi.com? One reason may be the way Keskinmavi.com continuously improves its products and services based on input from many customers who call Keskinmavi.com for help, or to suggest product improvements. (more…)
Etape idéale après avoir visité la mosquée créative et exubérante de Divrigi, ce village est le plus beau de ce voyage. Surplombant
l’Euphrate, c’est un endroit où l’on pourrait rester plusieurs jours, tant l’accueil est chaleureux, le restaurant sympathique et l’hôtel Bozkurt confortable.
C’est ici que nous nous régalerons du plus délicieux des fromages, vendu par un vieux paysan qui semble si pauvre qu’on aimerait l’aider pour l’encourager à continuer à fabriquer ce délice probablement voué à disparaître avec lui.
Protégé par la distance et par la mauvaise route, il est resté incroyablement authentique avec ses belles maisons de bois pas encore détruites ou transformées dont les portes sont ornées de ferrures précieuses. La plupart conservent des menuiseries, placards et boiseries et le sol de pierre d’origine.
Une cascade le traverse, bondissant entre les maisons, pour se jeter environ trois cents mètres plus bas, dans l’Euphrate. Il faut peu de temps pour faire le tour du centre où se tient le marché et rencontrer les artisans traditionnels : boulanger, forgeron et ferronnier, cordonnier et tailleur, etc.
“Dut hakkında bilinmeyenler” ile ilgili bir panelin Kemaliye’de gerçekleştirilmesi birçok açıdan anlamlı oldu.
Bu etkinliğin, Derneğimizin yeni üyelerinden, Kemaliye’li Dt.Dr. Gülnur Gürler tarafından kotarılması da ayrı bir güzellikti.
Panel, her yıl yapılan şenliklere denk getirilmişti (29-30 Temmuz 2006). Bu vesileyle Kemaliye’li olan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun ve Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan B. Aktan,Vali, ve yerel yöneticiler da panelin ilk kısmını izlediler. Katılım oldukça yüksekti. Panelde, dutun; meyve, yaprak, agaç ve kökünden, geleneksel yararlanma şekilleri ve gıda olarak yararları vurgulandı, yeni yararlanma olanakları ortaya kondu. Örneğin ilaç geliştirilmesi için yapılan çalışmalar, Doğu tıbbındaki önemi ve diğer potansiyel farmakolojik özellikleri, kaba yem maddesi olarak verebileceği katkı ve ağaç endüstrisinde hiç incelenmeyen kullanım olasılıklarına değinildi. Kemaliye özelinde üretimin artırılması ve tüm yan ürünlerin değerlendirilmesi için eksiklikler, fırsatlar ve çözüm önerileri ortaya kondu. Sunum ve tartışmaların kitap haline getirilmesi bekleniyor.
Kemaliye(Eğin) ilgili web sayfasından da alıntılarla, coğrafi konumuna ve tarihsel geçmişine ait şunlar söylenebilir. Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde kalan Fırat Nehrinin en büyük kolu olan Karasu Nehri’nin batı yönünde, Sarıçiçek dağlarından, Harmancık tepelerine kadar sıralanan kireçtaşlı ve çok sayıda çeşitli su kaynaklarını da kucaklayan yeşil yamaçlar üzerine serpilmiş, doğal güzelliklerden oluşmuş. İlçe mahalleleri yeşil bahçeler içinde adeta kaybolmuş gibi. Daha geniş bir sınırla belirlemek gerekirse, kuzeyde Navrel Boğazı, güneyde Gemürgap Boğazı arasında kalan İncidüzü’nden, Gemürgap bağlarına, Hotar Dağı eteklerinden, Apçağa ve Kırkgöz yaylalarına, Paşa bağlarından, Pegir (Sırakonak) bağlarına kadar geniş bir alan üzerine yayılmış, Kuzey-güney ekseninde bir vadide, yeşillikler içinde bir yurt köşesi. Keban Baraj Gölü’nun kuzey sınırları buralara dek uzanıyor yani nehir daha genişlemiş ve sakin akar hale gelmiş durumda. Ancak hızlandırılmış erozyon sonucu yukarı havzadan gelen rüsubatın bu derin nehirde oluşturduğu tepecekler, bazı kesimlerde yüzeyden de görülebiliyor.
Doğu-batı yönündeki ulaşım yollarından biraz uzakta yer alıyor. Ama kuzey –güney ekseninde bağlantıyı da sağlayabilen alternatif bir yol güzergahında, saklı kalmış bir mikro klima ortamı bölgesi. Karayolu standardınnın düşüklüğü ulaşımı zolaştırıyor.
Kimbilir belki de bu nedenle “gelişmemiş”.
Kemaliye (Egin) çevresinde yerleşen ilk unsurların Kafkasya üzerinden Anadolu’ya inen Orta Asya Türkleri olduğu hususunda ortak bir kanı var . Tarih boyunca bekçok devletin ve beyliklerin egemenliğine girmiş.İslâm ansiklopedisi’ne göre “Egin” adınınErmenice kaynak mânasına agn (akn)’dan geldiği gibi, şehrin de XI. Yüzyılda Vaspurakan Ermenilerinden bir gurup tarafından kurulmuş olduğu rivayet edilir. Çelebi Mehmed döneminde (1413-1421) Osmanlı topraklarına katılmış ve bu tarihten sonra kent, “Eğin” adını almış. Eğin ismi de eski dilde cennet anlamına da geliyor Bu tarihte başlayan Osmanlılar döneminde Eğin adı kentte görülen ticari hayatın canlılığı nedeniyle ünlenmiş. Yavuz Sultan Selim, sosyal ve kültürel önlemlere başvurmuş, Kafkasya’dan tehcir (göç ettirme) ettiği aileleri Eğin’e yerleştirmiş ve bunlara geçimlerini sağlamak amacıyla İstanbul’da et satışını yönetmeleri için bir ferman vermiş. Daha sonra, IV. Murad döneminde, et kethüdalığının göçü önlemediği görülünce, ayrıca odun ve kömür kethüdalığı verilmiş. Kısacası gçö, Eğin’in kaderi olmuş eskidenberi. Eğin, ticarî hayatında etkinliğinin artışı nedeniyle, kuzeyden ve güneyden voyvodalık mücadelesine de konu olmus.Göç nedeniyle özellikle İstanbul’la bir tür etkileşim doğmuş. Halen göç edenler, çoğunlukla İstanbul’a yerleşmiş durumda. Ancak memleketleriyle iletişimlerini koparmamışlar, önemli mevkilere gelen birçok insan mevcut, örgütlenip ve daha sık memleketlerine gelip katkı vermeye bunu dernek ve vakıflarla örgütlü ve daha etkili biçimde yapmaya başlamışlar.
Kültürel ve estetik değerler e, pekçok yöreden daha fazla sahip çıkyorlar. Gerek göç eden gerek burada yaşayanların en önemli özelliklerinden biri okuma düzeyinin yüksek olması. Eskiden bir miktar Ermeni ve Rum nüfus da varmış ve bazı yerleşimlerin eski adları (Sorak, Venk, Pegir, Geruşla, Çevlik, Poşey vb) ve taşın mimaride yoğun kullanımı bunu doğruluyor. Betonarme/çirkin yapılar, tüm havzada oldukça az ve genellikle kamuya ait. Kalıcı nüfusun çok azalması, yapılaşma baskısını da azaltmış. Geleneksel mimari eğimli arazide nehredoğru dikey yönde oluşmuş. Genelde 3-4 katlı konak tipi evler; altı taş, üst katlar ahşap, değişik cephe karakterine ve ilginç saçaklara (süvüng) sahip. Bozulma görece olarak az ancak insangücü yetersizliği ve maddi açıdan bakım zorluğu, birçok evin çatısının ve hatta cephesinin çinko saçla kaplanmasına yol açmış. Birçok köyde nüfus kışın yok denecek kadar az ama evler yıkılmıyor ancak çok hisseli yapıdan dolayı çoğu onarılamıyor da. Ama giderek daha fazla evin / konağın, onarılması, yenilenmesi söz konusu. Bunda gerek Kaymakamlığın gerek ÇEKÜL’ün ve dışardaki bireylerin katkıları yadsınamaz. Sokaklar temiz, düzenli, duvarlar özenle inşa edilmiş. Her köyde kitaplık var. Dağdan gelen su; bolluğuyla, tadıyla göze çarpıyor, sokaklardaki düzenli su arkları ve her yerdeki çeşmeleriyle kentin ve yöredeki yerleşimlerin ayrılmaz bir zenginliği.
Kemaliye ve çevre yerleşimlerin halkı, kendiliklerinden yöreyi koruma altına almaya karar vermişler. Örneğin Fırat’ın karşı yakasındaki dağlık bölgede sürekli avlanma yasağı var. Başka yerlerin aksine kendi yaşam alanlarına gösterdikleri korumacı saygıdan ve ek olarak kır kahvesi, amfitiyatro-köy meydanı, Ahmet Kutsi Tecer (*) kitaplığı gibi dokuya uygun yeni mimari düzenlemelerden ötürü Apçağa Köyü, 2005 yılında “Aydın Doğan Kent Mimarisi-Kent Dokusu, 2005 yılı Ödülü”nü almış. Keza, Sırakonaklar (Pegir) Köyü de benzer şekilde “sıradışı” bir yerleşim. Kemaliye, ÇEKÜL tarafından UNESCO’ya Anadolu’da örnek bir kent olarak sunulmuş. Müze ve Kültür Merkezi olarak kullanılan çok ilginç bir kemer- taş-ahşap mimari örneği de var.
Doğal ve tarihsel zenginlikler in içinde; Fırat boyunda,dağların nehre dik indiği Karanlık Kanyon, bir vadide10.000 yıl öncesine tarihlenen ve Orhun yazıtlarındaki simgelere çok benzediği söylenen yazıtlar, zengin bitki ve hayvan çeşitliliği sayılabilir. Bu yörenin hemşehrisi değerli bilim insanı Prof. Dr. Ali Demirsoy, son yıllarda bu yörede TUBİTAK işbirliğiyle Doğa Okulu düzenliyor, araştırmalar yapıyor. Onun KEMAV tarafından yayımlanan Kent Rehberi’ne yazdığına göre;
“…Kemaliye; çevresi 1000m’yi çok aşan sert kara iklimi gösteren dağ stepleri, duruma göre, Alpin ekolojik özellik göstermesine karşın vadi içi ve taban, yer yer Akdeniz iklimi gösteren oldukça ılıman bir ekolojik yapısı ve buna bağlı olarak düşük rakımdan yükseklere doğru yerleşmiş birçok bitki ve hayvan türü ve çok zengin bir biyoçeşitlilik gösteriyor. Bu özelliği kuvvetlendiren olaylar:
Buzul ve buzullararası dönemlerdeki bitki ve hayvan göçleri. Daha sonra iklim değişse de bu vadiden çıkamayan ve burada kendine uygun yüksekliklerde mahsur kalan bitki ve hayvanların ya aynı kalması ya da yeni türlere dönüşmesi. Sıcaksever ve soğuksever canlıların bu vadide buluşması ve günümüze kadar gelmeleri. Yani Kemaliye’nin bilim dilinde Refigium (sığınak) olması
Yüzyıllar boyunca dışa dönük yaşayan ve İstanbul’la ilişkisini sürdüren yöre halkının küçük alanlarda en yüksek tarımsal verimi elde etmeye özen göstermeleri ve arazi yapısı nedeniyle özel peysaj uygulamalar ve bunun ıbirçok ekonomik ve süs bitkisinde çeşitlenmeye neden olması. Son yıllarda birçok canlı türünün ırkı ortadan kalkmış ya da tehlikeye girmiş olsa da Kemaliye’nin, pek az öreyle kıyaslanabilecek zenginlikte genetik bir müze, gen kaynağı” özelliği göstermesi…”
Dut, Kemaliye’de, şu anda, ekonomik olmaktan çok kültürel bir öğe. Herkes kendi ihtiyacı kadar üretiyor. İpek böcekçiliği artık gerilerde kalmış, ağaçlara bakım yok denecek kadar az, toplama da yere dökülenlerin bir kısmıyla sınırlı ama 4-5 kez hasat yapılıyor. Buradaki tür, çok hasat veren, küçük ama lezzetli bir dut. Üretimin düşüklüğünde nüfusun azlığı başlıca etken. Kışın ilçe nüfusu 2000’lere dek düşüyormuş. Ağaçların çoğu anıtsal özellikte ama verimi de doğal olarak düşük. Genç fidanlar da gerekli. İtalyan köylerine benzer ve tümüyle taş işçiliğiyle yapılmış 3-4 katlı yapılara sahip Akçalı Köyü yakınlarında “dut yolu” diye adlandırılan vadide yaklaşık 400 anıtsal ağacı görmek etkileyiciydi. Bunun yanında Kemaliye’de çoklukla ceviz, badem, kocayemiş, menengiç vb de bulunuyor. Yukarı kotlarda iki tür meşeye, boylu ve dikenli ardıça rastlanabiliyor.Panel arasında duttan yapılan ezme (lök, beşateş), pekmez, pestil, pasta, lokumformundaki ikramlar, bu kültürün halen ne denli önemli olduğunun bir göstergesiydi.
Lökhane ’de içtiğimiz menengiç kahvesini de ilk kez tattık ve beğendik.
Dağcılık, yürüyüş, kampçılık, kano, rafting gibi sporlar için olanaklar fazla. Kısa ve uzun yürüyüş parkurları var. Birçoğu tam keşfedilememiş birçok mağara var. Koçan şelalesi, Kırkgöz pınarı, kent içindeki taşdibinden fışkıran Kadıgölü kaynağı, imece yöntemiyle yapılan/yaptırılan Taşyolu, 35km mesafede, Hıdır Abdal Sultan’ın 750 yıl once kurduğu Ocak Köyü….hep görülmesi gereken yerler. Her yıl Mayıs ayındanda, rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu tarafından başlatılıp artık gelenekselleşen Doğa Sporları Şenliği de yapılıyor. Bu sporlar yılın uzun bir döneminde yapılabilir, 900-1000m rakımındak havzada. KEDOS isimli gençlerin kurduğu bir doğa sporları derneği var tanıtım da yapıyor.
Özetle , üzerinde ciddiyetle durulursa ekonomik olarak da katkı sağlayabilecek dut ve dut ağacının tekrar ele alınması ve öneminin vurgulanması yararlı oldu. Sn. Bakan’ın önerisi; ilgi duyan üniversitelerin sanayiyle işbirliği yaparak dutun sanayiye dönük yararlarının belirlenmesi ve geliştirilmesi içinher türlü desteğin Bakanlıkça verileceği sözü, anlamlı sonuçlardan sayılabilir.
Kemaliye , doğal ve kültürel değerleriyle eko-turizme ve doğa sporlarına çok uygun.
Ekolojik tarımın pekçok unsurunu zaten doğal olarak yerine getiriyorlar. Kimyasal gübre ve ilaç kullanımı, bu bilinç sayesinde hemen hemen yok. Büyük kentlerdeki Hemşehrileri sayesinde dış dünyayla da yakın iletişimleri var. Halkı konuksever ve yardımcı. Henüz “profesyonel hizmet” yaklaşımı yok. “Gitmemek eksiklik, gitmek zenginlik” denilebilir.
(*): Edebiyatçı Ahmet Kutsi Tecer, “Orda bir köy var uzakta…” diye başlayan dörtlüğünü, kendi köyü olan Ağçağa için yazmış ve köyün girişine bu dizeler asılmış. Temeli yeni atılan köy kültürevine de yazarın adı verilmiş.
Değerli Dostlar, Hamdolsun ki,yol açabileceği gelişmelerin heyecanından aylardır uyku uyuyamadığımız zorlu bir sürecin birinci basamağını,dutu bilinmeyen yönleriyle tanıtmayı hedefleyen panelimizi 30 Temmuz Pazar günü gerçekleştirdik. Henüz Kemaliye’den yeni geldiğim ve bazı hocalarımın sunumlarının tam metni elimde olmadığı için şu anda onları sizlerle paylaşamıyorum.Ancak yine de ana fikirleri özetlemek isterim. Panelimizin çok değerli katılımcıları, günlerce haftalarca tartışılsa bitmeyecek konuları 3 saat gibi çok kısa bir süre içine sığdırmaya çalıştılar.Her şeye rağmen verdikleri bilgiler çok çarpıcı idi. Panelimizin ilk konuşmacısı G.Ü.Eczacılık Fak.Farmakognozi (Bitkilerden İlaç İmali)Ana Bilim dalı profösörü, konusunda duayen olan, Sn.Ekrem Sezik hocamız esprili ve konusuna hakim sunumuyla dutun bir meyve değil,bir ilaç olduğunu iddia etti.Binlerce yıldır Çin ve Hint tıbbında,çok çeşitli hastalıkların tedavisinde meyvesi,yaprağı,kökleri ve kabuklarıyla bir şifa kaynağı olarak kullanıldığını söyledi,Çin ve Hint tıbbından bazı reçete örnekleri verdi. Erzurum A.Ü.Ziraat Fak.Bahçe Bitkileri ABD prof.ü Sn.Sezai Ercişli hocamız Türkiye’de yalnızca 5 ilde dut yetişmediğini,dünyadaki dut yetiştiriciliğinin ise yaygın olarak özellikle Çin ve Hindistan’da ipek böcekçiliğine yönelik olduğunu anlattı.Kapama dut bahçelerinin avantajlarından ve dut cinsleri arasında bir tür tespit ve genetik çalışmalarının yapılmasının gereğinden bahsetti. Batı Akdeniz Araştırma Enstitüsü’nden hemşehrimiz ziraat mühendisi Ahmet Fikret Fırat,Türkiye tarımında bahçeciliğin öneminden bahsetti.Kemaliye de yaşlanmış dut ağaçlarının kesilip yerine genç fidanların dikilmesini,toprağın iyileştirme çalışmalarının yapılmasını ve organik tarıma elverişli bir bölge olduğu için ‘organik sertifikasyon’ yoluna gidilmesini önerdi. Henüz 3 günlük evliyken bal aylarında panelimize katılan Sayın Doktor Adem Kaya’nın sunduğu konu ise panelin en önemli ayaklarından biri idi.Dut yaprağının büyük ve küçükbaş hayvan besiciliğindeki önemiyle ile ilgili bilgiler,yem sanayinde devrim yaratacak düzeydeydi.Ancak izleyicilerin bir bilim adamı topluluğu olmadığı göz önüne alınmadan,çok teknik ifadelerle ve açıklamasız sunum yapılması,ilginin dağılmasına ve benim de paniğe kapılmama neden oldu.Bu yüzden sık sık sayın Kaya’nın konuşmasını keserek konunun daha iyi anlaşılmasına ve izleyicilerin dikkatini çekmeye çalıştım.Her ne kadar kendisi niyetimi gayet iyi anladığını ifade ederek özürlerimi önemsemediyse de biraz kabalık gibi algılanabilen,belki de gerçekten öyle olan bu davranışım için gazeteniz aracılığıyla kendisinden yeniden özür diliyorum.Genç evlilere sonsuz mutluluklar diliyorum. Panelin 1. oturumunun ardından verilen arada sayın Bakanımız ve Müsteşarımız, Kemaliyeli hanımlarımızın el birliğiyle hazırladığı pekmezli yumurta,pekmez helvası,dut kavurma,gülengü vs. gibi geleneksel dut yiyeceklerinin yanı sıra , yaratıcılıklarını kullanarak yarattıkları dut keki,dut limonatası gibi yeni lezzetlerden tattılar. Sayın Bakanımız Ali Çoşkun 1. bölümün sonunda dutla ilgili getirilecek bütün somut projeler için Sanayi Bakanlığı olarak her türlü desteği sağlayacağına söz verdi. Protokolün yoğun programından dolayı takip edemediği panelimizin 2. bölüm konukları da çok değerli idi.Sayın gazeteci yazar Tijen İnaltong Hanım Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden derlediği dutlu yiyecek tariflerini paylaştı ve dutun değişik şekillerde değerlendirilişinden bahsetti.Kemaliye’den ayılırken de yanın da dut unu götürdü.Onunla dutlu kurabiye denemeleri yapacak(bence harika olacağı da kesin). Devletin en etkin ve ciddi ekonomik kurumlarından biri olan Dış Ticaret Müsteşarlığının Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirmeler Genel Müdürü Gazi Bilgin Bey ise dut ve ona dayalı olarak oluşturulabilecek yeni sanayi dallarının halka bulunduğu bölgede istihdam ve iyi bir gelir sağlayarak,kırsaldan kente göçü önleyebilecek bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti.Dutun toplanmasından işlenmesine,paketlenmesinden pazarlanmasına kadar yeni teknik ve yöntemler uygulanması gerektiğini belirtti.Devletin haklarında bir bilgi sahibi olmadığımız için hiç değerlendiremediğimiz bir çok teşvik,kredi ve destekleme kaynakları olduğunu,ayrıca Avrupa Birliği fonları ve Dünya Bankası hibelerinin de uygun projelerle kullanılabileceğini anlattı. H.Ü. Ağaç Endüstrisi Mühendisliği A.B.D. Başkanı Sayın Prof. Salih Aslan ise dutun ağaç endüstrisindeki kullanım olanaklarıyla ilgili çok net bilgiler veremedi.Çünkü bizlere sunmak üzere internet ve literatürde yaptığı taramalarda dutun ağaç özelliklerini belirleyen hemen hemen hiç bir çalışmaya rastlayamadığını anlattı.Bu konunun da ne kadar bakir ve araştırılmamış olmasının aslında bize büyük bir öncülük ve pazar şansı yaratabileceğini düşünüyorum.Çünkü Hocamız,Kemaliye’den gönderilen birkaç dut kütüğü üzerinde panele kadar ki sürede yürütebildiği çalışmalarında,dutun ağaç özelliklerinin çok değerli bir ithal ürün olan tik ağacına yakın özellikler taşıdığını ve hatta bazı bakımlardan ondan üstün olduğunu gördüğünü söyledi. Son panelistimiz ve hemşerimiz M.Ü Fen Edebiyat Fakültesinden Yrd. Doç. Okan Baba da o etkileyici sesi ve sunumu ile hepimizi duygulandırdı.Aşık Veysel’in dut ağacından oyulmuş sazına “Ben babamı,sen ustanı unutma” deyişinde ki gibi bizi biz yapan değerlerimize olan vefa borcumuzu hatırlattı.Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin Türk boyları ilerlerken Horasan erenlerini de,oralarda Türk ve İslam inancını yaymak üzere görevlendirdiğini;bu amaçla ocakta yanan dut dalını Anadolu’ya fırlatarak onların düştükleri ve yeşerdikleri yerlerde dergahlarını kurmalarını anlatan menkıbelerden bahsetti. Bence ilk etapta amacına ulaştığına inandığım panelimizden içimde üzüntü olarak kalan tek şey değerli hocalarımın şenliğin telaşesi içerisinde yerel ve idari amirlerimizin en azından bir “hoş geldiniz, nasılsınız ve hoşça kalın” gibi basit ilgi ifadelerinden mahrum kalarak Kemaliye’den ayrılmaları idi.Umarım bizi hoş görürler. Saygılarımla Dr. Dt. Gülnur Gürler
Geleneksel Kültür ve Turizm Şenlikleri,Milli Piyango çekilişi ve değerli hemşehrimiz,meslekdaşımız sn Gülnur Gürler’in büyük çabalarıyla gerçekleştirdiği “Dut Sempozyumu” ile son derece başarılı ve keyifli geçti.Emek verenleri,gerek şenlikte gerek sempozyumda özveri ile çalışanları tebrik ediyor ve giderek daha gelişkin yönde çabalarının devamını diliyorum.Şimdi başta bu sempozyum olmak üzere tüm değerli bilimsel katkıları yazılı dökümante etme zamanı.Kalıcı kültürü ancak böyle oluşturabiliriz.Yoksa kulaktan kulağa aktarımla bilimsellik ve kalıcı katkılar sağlayamayız,onca emek zamanla dezenforme hale gelir.Dezenformasyon yani bir başka deyimle yanlış bilgilendirme ve bilgilenme yoğun tanıtım çabaları içinde olduğumuz ilçemizin en çok dikkat etmemiz gereken sorunlarından biri haline gelmektedir.
Atlas dergisinden Tijen ve Erdem arkadaşlarımız geçen sene KEMAV vakfımızın davetlisi olarak, düzenlediğimiz 2. Doğa Sporları Şenliklerine geldiler,bazen bağımsız ve bazende gezilerimize de katılarak,bizden lojistik destek alarak ilçemizi görüntülediler ve yazdılar .Yazı ve fotoğraflar İbrahim Köroğlu nun da dediği gibi ancak bu sayıya (Ağustos 2006)girebildi.Ama 16 sayfalık uzunca bir yer verilmiş olması ve oldukça detaylı ele alınmış olması genel hatlarıyla ilçemiz açısından tanıtım yönüyle olumlu.Benim kişisel olarak katılmadığım,muhtemelen görüştükleri hemşehrilerimizden edindikleri birtakım bilgilere istinaden yazdıkları bazı bölümler ise yukarıda bahsettiğim “Dezenformasyon”sorunu açısından kaygı verici.Kemaliye nin geçmişini ve gününü bilen büyüklerimiz başta olmak üzere tüm bilinçli kesimin özellikle başta basın mensupları olmak üzere gelen misafirlere “objektif ” ve gereksiz abartılardan,mesnetsiz iddialardan arınmış tarihi,bilimsel gerçeklere dayalı bir ortak argüman üzerinden bilgi vermesi yararlı olacaktır sanırım.Aksi takdirde geçenlerde bir gazetenin ekinde de yer aldığı gibi,Kemaliye nin ülke genelinde bir çok yerleşime örnek olacak farklı mezhep ve düşünceleri kucaklayan,hoşgörü ve insani değerleri yücelten yapısını görmezden gelen yaklaşımlar,özellikle uğraş verdiğimiz tanıtım çabalarımıza zarar verecektir.
Bardağa dolu yönüyle baktığım bu bölümün ardından sizlere hersene yepyeni atılımlarla büyüyen ,Türkiyemizin en büyük “Doğa Sporlar Şenliğini” 2007 den itibaren inşallah “Uluslararası” yapacağımızın müjdesini vermek istiyorum.3.Şenliklerin haber ve görüntülerini de önümüzdeki günlerde “National Geographic” dergisinin Türkiye baskısında ve ayda 2 Milyon tiraja ulaşan ,uluslararası havaalanlarımızda ücretsiz dağıtılan ve Türkçe -İngilizce çıkan “Gate” dergisinde görebileceksiniz.Gene Almanların dünya çapındaki “Geo “dergisinin Türkçe basımıda önümüzdeki şenliklere büyük yer verecek.Dünyanın sayılı akarsu parkurları arasında gösterilerek “Canu” dergisine giren “Kemaliye”,bu kezde Amerikalıların “Canoe&kayak” dergisinde yeralacak.
Önümüzdeki Doğa Sporları Şenliğinde,bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz ilklere bir yenisini daha ekleyecek ve ilk kez Allah bir mani vermezse,Kemaliye nin karşısına 15 kişilik deniz uçağı indireceğiz.İlkini bu sene gerçekleştirdiğimiz Triatlona bu sana yurt dışından takım katılımları olacak.Bisiklet ve Dağcılık sporlarında da yabancı misafirleri ağırlayacağız.Yabancı folklor ve halk oyunları ekiplerini davet etmek ve dah bir çok sürpriz gene “Kemaliye
Sevdalılarını ” bekliyor.
Kemaliyemizin de,Doğa Sporları ve Doğa nın önemini anlayan diğer uygar ülkelerde olduğu gibi,modern ve çağdaş gerekleri yerine getiren ,ilçenin turizm altyapısına katkı sağlayacak,kooperatif anlayışında hizmet verecek bir şirketi merkezi var artık..KEDOST,Sanayi BakanımızAli Coşkun ağabeyimizin ,KEMAV başkanımız ve Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan ağabeyimizin de şereflendirdiği bir açılışla ,profesyonel bir hizmet anlayışıyla düzenlenmiş bürosunda hizmet vermeye başladı.
Yepyeni bir sürü projeye ve ilçemizi gönençli günler taşıyacak atılımlara destek verecek “gerçek” Kemaliye sevdalılarını KEMAV çatısı altındaki çalışmalarımıza bekliyoruz.
Sanayi Bakanı Ali CoşkunErzincan’ın Kemaliye ilçesinde bu yıl 29’ncusu düzenlenen Geleneksel Kültür Festivaline katılmak üzere, memleketi Kemaliye İlçesine gelen Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun hemşerileriyle hasret giderdi. Erzincan’a 208 Kemaliye ilçesine 38 kilometre mesafede bulunan doğduğu köyü Başpınar’a giden Bakan Coşkun, uzun süre akrabaları ve hemşerileri ile bir araya geldi. Kemaliye’den bot ile hareket eden Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Başpınar köprüsüne kadar bot gezsisi yaptı. Başpınar köprüsünde bekleyen araçlar ile Bakan Coşkun ile beraberindekiler Başpınar köyüne gittiler. Köy kahvesinde köy ahalisi ile bir araya gelen Bakan Ali Coşkun, burada öğlen yemeğini yedikten sonra köyünde kısa bir gezi yaptı. İlk olarak köyün tarihi camisini gezen bakan Coşkun daha sonra doğduğu eve giderek hasret giderdi. Doğduğu evde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, 1939 yılında Başpınar köyünde doğduğunu belirterek, Babası Osman Hilmi Coşkun’un din görevlisi ve çiftçi olduğunu kaydetti. Bir Cuma günü tam Cuma ezanı okur iken dünyaya geldiğini belirten Bakan Ali Coşkun, “Ben bir Cuma günü Cuma vakti dünyaya gelmişim. Babam tam Cuma vakti için ezan okurken kendisine bir oğlu olduğunu söylemişler. Ezan okurken bir an duraklamış şaşırmış ve daha sonra ezana devam etmiş. Köy ahalisi de babamın ezana ara vermesine bir anlam verememiş fakat daha sonra benim doğumumu duyunca herkes bunun nedenini anlamış” diye konuştu. Doğduğu evde bir süre oturan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun daha sonra Başpınar köyü içerisindeki gezisini sürdürdü. Köyün meydanında bulunan çeşmeden su içen Bakan Ali Coşkun, daha sonra köyün yaşlı kadınlarının yanına giderek bir süre sohbet etti. Bir evin yanına yere gömülmüş bir log gören Bakan Coşkun, log’un üstüne oturarak, “Biz zamanlar bu log ile harman düzeltilirdi şimdi ise oturak olarak kullanılıyor” dedi. Tarihi evlerin zaman içerisinde özelliğini yitirmeye başladığını belirten Bakan Coşkun, “Eskiden bu köydeki büyün evlerin damları vardı ama şimdi çatılar saç ile kaplandı. Ahşaptan yapılan evlerin korunamadığı için zamanla ahşabın yerini beton aldı” dedi. Tarihi bir evin duvarındaki çanak anteni gösteren Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, “Teknoloji hayatımızın her alanına girdi ve gördüğünüz gibi tüm köylerimizde bile uydu antenleri bulunmakta fakat bu antenler tarihi evlerin görüntüsünü de oldukça bozuyor” diye konuştu.
Bu yıl ki Kültür Şenliği kapsamında, 30 Temmuz 2006 günü Kemaliye (Eğin)’de başarıyla ve planlandığı biçimde gerçekleştirilen“Dut Paneli” nin ilçemiz ve ülkemiz adına son derece önemli bir etkinlik olduğuna inanıyorum.
Dut konusunda çok az çalışmanın olduğu bir ortamda çeşitli üniversite ve kuruluşlardan çok değerli bilim adamı ve ilgililerin bilgi ve deneyimlerini paylaştıkları böyle bir etkinliğin hem de ilçemiz de gerçekleştirilmiş olması hepimiz adına son derece sevindirici bir durum. Bu vesile ile panelin düzenlenmesini sağlayan ve bizleri buluşturan Dr. Gülnur Gürler başta olmak üzere, tüm katılımcılara, dinleyicilere ve emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum.
Burada panel hakkındaki bazı düşünce ve önerileri de sizlerle paylaşmak istiyorum;
- Panel, bu yıl ki şenlik etkinlikleri içerisinde gerek konusu gerekse de katılımcıları açısından en dikkat çekici etkinliği olarak değerlendirilebilir.
- Etkinlik, Sayın Dr.Gülnur Gürler’in yaklaşık iki yıl süren yoğun emek ve özverisi ile gerçekleştirilmiştir. Kendisini bu çabalarından dolayı kutluyorum.
- Panelde değerli bilgi ve düşüncelerini paylaşan konuşmacılar, bundan sonra yapılacak çalışmalarda katkı sağlayabileceklerini belirtmişlerdir. Bu önemli bir katkı alanıdır. Bizlerin bu değerli katkılardan etkili bir biçimde yararlanmamız gerekiyor.
- Eğinimizde dutun korunmasında ve bugünlere gelmesinde kadınlarımızın çok değerli emekleri olduğunu düşünüyorum. Dut bugünlere gelebilmişse bunda kadınlarımızın payı önemlidir.
- Artık böyle bir panelden sonra, neredeyse ölmek üzere olan dut ve dut yetiştiriciliğinin yeniden hayat bulması ve konuyla ilgili çeşitli proje ve katkıların gelişeceğine dair umutlarımız da çoğalacaktır. Artık öldü denilen dutçuluğun dirileceğine olan inancımız güçlenmiştir.
- Artık hep birlikte, bu panelde öğrendiğimiz bilgiler ve katılımcıların önerilerini de dikkate alarak, dut konusunda somut projeler ve çalışmalar gerçekleştirmemizin zamanı gelmiştir.
Son olarak, böyle bir etkinliğin yaşama geçirilmesindeki çok değerli emek ve özveri gösteren ve bizleri buluşturarak, dut konusunu farklı boyutlarıyla konsunda uzman kişilerden öğrenmemizi sağlayan Dr. Gülnur Gürler’e içten teşekkürlerimizin bir göstergesi olarak kendileri uygun gördükleri takdirde “DUTANA” denmesi hususunu bilgilerinize sunuyorum.
Saygılarımla
Ethem Kılıç
www.Ajans.Kemaliye.net
Kemaliye Haber Ajansı (KHA)
Kemaliye Haber Ajasına Yayınlanmasını İstediğiniz Kemaliye ve Köyleri ile İlgili Haberlerinizi Geçebilirsiniz!
Email: haberveriyorum@kemaliye.net
Not: Verdiğimiz haberler, içeriği değiştirilmemek sureti ile tüm “Yazılı Basınımızda” da kaynak gösterilmek sureti ile yayınlanabilir.