Ariv: 'Ermeniler Hakkında ve Sözde Soykırım Hakkında' Kategorisi

CHICAGO TRIBUNE: “ERMENİ HİKAYESİNİN DİĞER YÜZÜ”

Cumartesi, Ekim 20th, 2007

CHICAGO TRIBUNE: “ERMENİ HİKAYESİNİN DİĞER YÜZÜ”

ANKARA, 16/10(BYE)— Amerika’da yayımlanan Chicago Tribune gazetesinin 16 Ekim 2007 tarihli internet sayfasında Norman Stone imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer
alan makalenin çevirisi şöyledir: (more…)

Popularity: 1% [?]

KİMSE SÖYLEMİYOR, BARİ BEN SÖYLEYEYİM

arşamba, Ekim 10th, 2007

Kaynak: Hulki CEVİZOĞLU
KİMSE SÖYLEMİYOR, BARİ BEN SÖYLEYEYİM
“Kimse söylemiyor, bari ben söyleyeyim” biçimindeki sözler artık moda oldu!..
Önce Orhan Pamuk, bir süre sonra da Kenan Evren bu cümleleri kullandı. Kullandı ama, ardından gelen açıklamalar ya Türk Milleti’ne hakaret içeren ya da aldatılmıslık duygusu veren ifadeler idi. (more…)

Popularity: 1% [?]

Kemaliye’de Sanat Müziği

arşamba, Mayıs 23rd, 2007

Kemaliye’de Sanat Müziği
Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı (KEMAV) tarafından düzenlenen 4. Doğa Sporları Şenliği’nin 3. gününün akşamında düzenlenen halk konserinde Kemaliyeliler, Türk Sanat Müziğine doydu.

Son dönemde büyük çıkış yapan Türk Sanat Müziğinin genç seslerinden Bekir Ünlüataer’in söylediği şarkılarla Kemaliyelilere unutulmaz bir gece yaşattı. 4. Doğa Sporları Şenliği kapsamında düzenlenen halk konserine Kemaliye halkından yoğun ilgi geldi.Kemaliye Belediyesine ait Halı sahasında düzenlenen halk konserinde Kemaliye Belediye Başkanı Mustafa Haznedar, Ak Parti Erzincan Milletvekili Aday Adayı Nedim Küçüker, Türkiye Dağcılık Federasyon Başkanı  Alaattin Karaca, Erzincan Dağcılık ve Kayakcılık İhtisas Kulübü Başkanı Yılmaz Ünal ve çok sayıda davetli katıldı. Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı (KEMAV) tarafından düzenlenen Doğa Sporları Şenliği’nin 3 gününde düzenlenen halk konserinde Kemaliye’li olan ve TRT’nin 1999 yılında düzenlediği ses yarışmasında Marmara Bölge Birincisi olan ve yine TRT’nin düzenlediği “Alaturka Beste Yarışması”nda birinci olan Zekai Tunca’nın eserlerini seslendiren Bekir Ünlüataer katıldı. Türk Sanat Müziğinin son dönemde büyük çıkış yapan genç seslerinden Bekir Ünlüataer, Kemaliye Belediyesi Halı Sahasında muhteşem bir konser verdi. Bekir Ünlüataer, konserini belirli bir repertuara bağlı kalarak gerçekleştirmedi. İlk şarkısının ardından saz üstatları ve seyirci ile güzel bir uyum yakaladığını söyleyen Ünlüataer, “Bu uyum her zaman olmaz. Bu gece bu salonda muhteşem bir seyirci ve muhteşem saz ustaları var. Ben de içimden ne geliyorsa o eseri seslendirmek istiyorum” dedi. Yaklaşık 3 saat boyunca sahnede kalan genç sanatçı. Ünlüataer’in söylediği şarkılara seyircinin de eşlik etmesi ortaya muhteşem bir koronun çıkmasına neden oldu. Ayrıca konser sonrası kısa bir konuşma yapan Kemaliye Belediye Başkanı Mustafa Haznedar  ‘’Bu gece aramızda olmasından büyük memnuniyet duyduğum Bekir Ünlüataer’i Kemaliye’da görmekten ve doyumsuz konseriyle bizlere unutulmaz bir gece yaşatmasından dolayı siz Kemaliyeliler adına şükranlarımı sunuyorum'’ dedi.

Kaynak: Habercan

Popularity: 2% [?]

Türkiye Ermenileri Tarihi

Pazartesi, Nisan 9th, 2007

Vatansever ve insan oğlu insan LEVON PANOS DABAĞYAN Beyefendinin TÜRKİYE ERMENİLERİ TARİHİ ( IQ Kültür-Sanat Yayıncılıktan çıkan ) isimli kitabını okuyorum. Kitapta Eğinle ilgili bölümler var. İlgili sayfalar : 90-118-260-565-567-579-588-589-591-592-598-601 605-658-659-660 ( ben henüz bu sahifedeyim ve kitabın tamamı 784 sayfa.) Bir Ermeni vatandaşımız ve büyüğümüz olan değerli yazarın bu kapsamlı kitabında gerek yakın tarihimiz ile ilgili değerlendirmeler, gerekse Ermeni olaylarıyla ilgili bilgiler var. Herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Yine bu meyanda : 1- Eskiden Eğine bağlı olan Pingan ve Zımara köylerinden Büyük Ermeni Patriklerinin çıktığını. 2- Asırlar boyunca İstanbul ve Osmanlı Saray sarraflarının Eğinden gittiğini. 3- Bir çok büyük sarraf ve yüksek memurun ( kitapta Abuçeh veya Abuçağ olarak isimlendirilen, sonraki sayfalarda Çeraz Mahallesi denilince APÇAĞA olduğunu anladığım ) APÇAĞA köyünden İstanbula gittiklerini ve bunlardan bir ailenin ( muhtemelen Ermeni ) Prens soyundan Aristokrat olduklarını, 4- Toros Azatyan isimli yazarın, Eğin ve Eğinliler isimli 1943 Tarihli ve Ermenice bir kitabı olduğunu ( İnternetteki aramalarımda bu kitabın başka bir dilde baskısını bulamadım ) 5- Meşhur ( Barutçubaşılık gibi uzun süre yüksek görevlerde bulunan ) DADYAN ailesinin fertlerince 1650 ve 1770`lerde Fırata köprü yapıldığı ve bu ailenin yine Kitapta ” KAMARAGAB KÜYUG ” ( KAMARAGAB KÖYÜ )– ” GAMARAGAP -KEMER BAĞI KÖYÜ olarak bahsedilen ve kanımca bugünkü ” GEMÜRGAP ” Köyünde 300 yılı aşkın yaşadıkları ( konuyu Abdullah veya Hacı Ali ATAMAN Ağabeklerim bilebilirler, lütfen yardımcı olsunlar ) 6- Daha önceki yazılarımda bahsettiğim ve Judeo-Ermeni ( Yahudi Ermeni ) olarak literatüre geçen, Bizansa İmparator ve Ermenistana Kral veren PAKRADUNİ isimli toplumun Eğinde ( muhtemelen Sarıçiçek yaylasındaki Berber dükkanları civarında yoğunluklu olarak ) yaşadıkları gibi bence ilginç bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Özellikle yukarıda bahsedilen Toros AZATYAN`ın , Eğin ve Eğinliler isimli kitabıyla ilgili yeni bilgi verebileceklere şimdiden teşekkür ederek, sevgi ve saygılarımı sunarım. Sağlıklı ve mutlu kalın. Mahmut M. ŞAHİN Pegir

Popularity: 1% [?]

TEK DİŞLİ CANAVAR*** Avrupa Tarihi Üzerine

Cuma, Mart 23rd, 2007

Konu: Tek dişli canavar

Adil Güven’den

           Perinçek’in İsviçre’de mahkum edilişine neden olan temel bir ögeye açıklık getireceğiz. İlk önce şu satırları okuyalım :     

            Aramızda yaşadıklarına ve yalanları, küfürleri ve lanetleri hakkında her şeyi bildiğimize göre bu reddedilmiş, kahrolası Yahudi ırkına karşı ne yapacağız? Yaşamlarını, lanetlerini ve küfürlerini paylaşmasak da onlara tahammül edemeyiz. Ne yapacağımız konusunda ben dürüst fikrimi söyleyeyim : 1. Bütün sinagogları yakmak 2. Kutsal kitaplarını yok etmek 3. Din eğitimlerini yasaklamak 4. Evlerini yıkmak 5. Yolları ve pazar yerlerini yasaklamak 6. Borç vermelerini yasaklamak 7. Mülklerine el koymak 8. Ağır işler yapmaya zorlamak 9. Şehirlerden kovmak.

                 Sizce bunu kim söylemiş olabilir ?

            Ahmedinecad ?.. Bin Ladin ?.. Zarkavi ?.. Taliban veya Hamas ya da Hizbullah lideri ?.. Eichman ?.. Himmler ?.. Hitler ?

            Hayır !.. Hiç biri değil.

            Bu sözler, Reform hareketinin önderi diye makbul bir tarihi kişilik olarak reklamı yapılmış, Protestan mezhebinin kurucusu Martin Lüther’e ait. Bunu ilk kez duyanların tereddüt geçirebileceklerini, kuşku duyabileceklerini düşünerek, öyle bir iki tane değil, tam on adet dayanağı bu yazının sonundaki ‘kaynaklar’ listesinin ilk on sırasına koyduk.

            Siz Batılıların Yahudi soykırımını bir dönem her nasılsa yaşanmış bir çılgınlık gibi göstermeye çalışıp sorumluluğu Nazilerin sırtına yıkmaya çalışmasına bakmayın. Yüzyıllar boyu mayalayıp geliştirmiş oldukları insanlık suçu niteliğindeki duygu ve düşüncelerinin tüm faturasını, mağlup ve mevta olduğu için Hitler’in omuzlarına yıkmaları tiksindirici bir ikiyüzlülüktür.

            Aslında, Lüther’i de yadırgamayınız. Yahudi düşmanlığı o toprakların Lüther’den de eski bir töresidir. Örneğin daha 13. Yüzyılın başlarında Yahudilerin toplum hayatından dışlandıkları, Hristiyanların yaptıkları ticaret ve mesleklerden yasaklandıkları, ayırt edilebilmeleri için farklı elbiseler giyip özel işaretler taşımalarının öngörüldüğü, hatta bazı yörelerde “şeytanın çocukları” olarak boynuzlu şapkalar giymeye zorlandıklarının kayıtları var. Ayrıca, “hamursuz” denilen ekmeklerini kaçırdıkları Hristiyan çocuklarının kanlarıyla yaptıkları, Avrupa’yı kasıp kavurmuş büyük veba salgınının sorumlusu oldukları, kuyuları zehirledikleri gibi iddialarla yüzbinlercesinin katledildiği, kazıklara bağlanıp canlı canlı yakıldıkları da bilinmektedir.(3)

            Konumuz Yahudiler değil. Biz çektiklerini Yahudiler kadar dillendiremeyen bir başka halktan, Çingenelerden söz edeceğiz ve özellikle de İsviçre üzerinde duracağız.

            Nazilerin toplam ne kadar Çingene öldürmüş oldukları maalesef bilinmiyor. Bu konuda iki milyon rakamını telaffuz edenler bulunmakla birlikte en az beşyüzbin olduğu genel kabul görmektedir. Naziler elbette bu konuda da günah keçisi konumundadırlar. Çünkü Çingenelere zulmetmek ve öldürmek de Avrupalıların eski bir töresidir.

            Hristiyanlık öğretisinde ışık ile karanlığın çelişkisi ve mücadelesinden söz edilir. Beyaz renk melekleri, kara ise şeytanı ve kötülüğü simgeler. Çingenelerin esmer ten renkleri, kötü ve aşağılık yaratıklar oldukları konusunda aleyhlerinde önyargı geliştirilmesine dayanak yapılmıştır. Türklere benzedikleri, Türk casusu oldukları, iblis ruhlu gezgin Yahudilerden başka bir şey olmadıkları gibi temelsiz iddialarla aleyhlerinde sürekli düşmanlık geliştirilmiştir.

            Çingenelerin Avrupa kıtasına 1428’de vardıkları belirtilmektedir. Çingene düşmanlığı yansıtan ilk yasanın da, bugün İsviçre toprakları içerisinde olan Lucerne kentinde Kral Stefan tarafından 1471 yılında çıkartıldığını ve onyedibin Çingenenin çalıştırılmak üzere köle olarak Moldavya’ya satıldığını görmekteyiz.(11)  Yine bugünkü İsviçre topraklarına karşılık gelen bölgede 1510 yılında yayımlanan bir emirle görüldükleri yerde öldürülmelerine başlanmış, Çingenelerin kaçıp ormanlara saklanması üzerine de 1514 yılında aynen tilki avı gibi Çingelere yönelik sürek avı aşamasına geçilmiştir. (Katılanlara ve Çingene avlayanlara ödüller verilen bu av partileri, İsviçre topraklarından bugünkü Hollanda ve Danimarka topraklarına kadar uzanan bir bölgede 19. Yüzyıla kadar sürdürülmüştür). Daha sonra 1543’te  Martin Lüther’in, ne kadar aşağılık yaratıklar olduklarını kavramaları için Yahudilerin ve Çingenelerin ahırlara kapatılmasını önerdiğini görmekteyiz. 1722’de ise, Prusya Kralı Frederik Wilhelm dünyaya Çingene olarak gelmenin yeterli bir suç olduğunu belirterek 18 yaşından büyük tüm Çingenelerin asılmasını emretmiştir. Alman Kralı VI. Şarl ise, 1726’da, Çingene erkeklerinin ele geçtikleri an öldürülmeleri, kadın ve çocukların da birer kulakları kesilip kırbaçlandıktan sonra sınır dışı edilmeleri yönünde bir yasayı uygulamaya koymuştur. (12) (13)

            Görüldüğü üzere; Nazilerin tutumu, Avrupalıların iğrenç birikimlerinin daha ileri teknoloji ve üst düzey organizasyonla dışavurumundan başka bir şey değildir.

            Şimdi biraz daha yakın tarihlere ve İsviçre özeline gelelim.

            Konuya hele Çingene düşmanlığı açısından bakılacak olursa, İsviçrelileri Nazilerin önderi kabul etmek mümkündür.

            İsviçre Federal Hükümeti’nin Çingeneleri zorunlu iskâna tabi tutma, dışarıdan gelenleri sınır dışı etme politikası 1850 yılına, yurttaşı olanları ülke içinde yolculuktan menetme politikası ise 1906 yılına dayanır. 1913’ten itibaren de çingene ailelerinin enterne edildiklerine, erkeklerin zorunlu çalışma yerlerine, kadın ve çocukların çoğu akıl hastanesi olan özel yerlere sevkedildiklerini, bu süreçte ırksal profilleri çıkartılmak üzere soruşturma ve incelemeye tabî tutulup özel bir “Çingene kayıt sistemi” oluşturulduğunu, inceleme bitince de topluca sınır dışı edildiklerini görüyoruz.

            1926’dan itibaren de, insanlık tarihinin en utanç verici uygulamalarından birine geçilmiş, “insan neslinin ıslahı ve geliştirilmesi” teorisi uyarınca çıkarılan bir yasayla ‘Pro Juventute’ adlı bir vakıf kurularak Çingene çocuklar (salt Çingene olmaları nedeniyle ‘akıl hastası’ kabul edilen) ailelerinden zorla toplanmaya başlanmış, bakıcı aileler yanına ya da yetimhanelere teslim edilmişlerdir. Bu çocuk toplama işinin aile reislerinin askerde olduğu zamanlar fırsat bilinerek yapılması, çocuklarını vermek istemeyen ya da götürüldükleri yerden kaçırmak isteyen annelerin tımarhanelere tıkılması, önemli psikolojik travmalar yaşayan çocukların çoğunun da yine tımarhane ya da hapisaneye düşmeleri konunun trajik boyutlarıdır. Bu programın sinsi sinsi 1973’e kadar sürmüş olduğu ise ancak 1986’da ortaya çıkmıştır.(14) (15) (16) (17)

            Bu program çerçevesinde kaç Çingene ailesinin parçalandığı, kaç çocuğun toplandığı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Bir yasa ile 2050 yılından önce açılması yasaklanmış olduğu için, kayıtlar çocuklarının izini sürmek isteyen ailelere bile kapalıdır.

            Zihinsel özürlülerin kısırlaştırılması konusunda Avrupa’da ilk yasayı çıkarma öncülüğü de İsviçre’ye aittir. Vaud Kantonu’nun 1928’de çıkartmış olduğu ve Hitler’in kendi düzenlemelerine örnek aldığı bu yasa uyarınca Çingeneleri de hedef alan uygulamalar 70’li yılların ortasına kadar sürmüş, İsviçre kamuoyu bile bu konuyu ancak 1997’den sonra duyabilmiştir. Bu yasanın kurban sayısı da yine maalesef bilinmemektedir.(18) (19)

            İsviçrelilerin Nazilere öncülüğü bunlardan ibaret değildir. 1933’te Almanya’da “Irk Temizliği Derneği”nin kurulmasına yardım edip başkanlığını üstlenen İsviçre’nin Basel Üniversitesi Psikiyatri Şefi Ernst Rüdin olmuştur. Nazi Partisi’ne de kaydolan Rüdin’in düzenlenmesine katkıda bulunduğu “Irsî hastalık sahiplerinin zürriyetinin önlenmesi yasası” uyarınca, 1993’ten itibaren 400 bin zihinsel özürlü, şizofren, saralı, kalıtımsal kör ve sağır ile alkoliğin kısırlaştırıldığı, 1939’dan sonra da ötenazi uygulamasına geçildiği bilinmektedir.(16)

            Soykırımcı yaklaşımlarda İsviçre’nin Nazilere desteği elbette savaş boyunca da sürmüş, Nazilerin elinde kesin ölüme mahkum olduklarını bilmesine karşın özellikle Çingene sığınmacılara sınırlarını kapayarak toplu kıyımlarında rol almıştır.(20) Ölüm kamplarına sevk edilen Çingenelerin çoğunlukla kamplara dahi alınmadan trenden iner inmez platformlarda kurşuna dizildikleri bilinmektedir.(21)

            Savaş sırasında Avrupa’daki Çingenelerin % 70 ilâ % 80’inin yok edildiği düşünülmektedir. Ama onlara karşı olan ayırımcı duygular savaşla da bitmemiştir. Nurmberg Mahkemesine bir tek Çingene dahi tanık olarak çağırılmamış, kendilerine herhangi bir tazminat ödenmemiş,(22) 1995’te soykırımın 50. yılı münasebetiyle ölüm kamplarında yapılan törenlere de alınmayarak tel örgülerin dışında tutulmuşlardır.(23)

            Elbirliği ile öldürmüş olan yarım milyon dolayındaki Çingene’nin itibar edilen tek anısı, sökülmüş altın dişlerinin ve boyunlarından, bileklerinden, parmaklarından kopartılmış takılarının eritilmesi sonucu oluşturulmuş ve İsviçre bankalarını zenginleştiren altın külçeleridir. 

            Çağlar boyu sürmüş ve artık töreleri olmuş soykırım suçunu yaygınlaştırmak amacıyla kendilerine ortak arayan, bu tür toplumsal hastalıklara sahip olmamamız nedeniyle karşımızda ezilip hırçınlaşan ve bu yüzden bize bulaşan Batı dünyası işte budur.

KAYNAKLAR :

 (1) : http://www.sevivon.com/jewish_history.asp?id=59

 (2) : http://www.salom.com.tr/?PID=2&HID=4438

 (3) : http://www.dinlertarihi.com/dosyalar/makaleler/sturan03.htm#_ftnref17

 (4) : http://en.wikipedia.org/wiki/Martin_Luther_and_the_Jews

 (5) : http://www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/anti-semitism/Luther_on_Jews.html

 (6) : http://www.flholocaustmuseum.org/history_wing/antisemitism/reformation.cfm

 (7) : http://www.answers.com/topic/martin-luther-and-the-jews

 (8) : http://www.biblebelievers.org.au/luther.htm

 (9) : http://www.fordham.edu/halsall/source/luther-jews.html

(10): http://www.bibletopics.com/biblestudy/117.htm

(11):http://www.romnews.com/community/modules.php?op=modload&name=Sections&file=index&req=printpage&artid=28

(12):http://isurvived.org/Frameset_folder-2/-GypsiesRace.html

(13): http://www.geocities.com/~Patrin/timeline.htm

(14): http://www.wsws.org/articles/2000/dec2000/repo-d18.shtml

(15): http://en.allexperts.com/e/y/ye/yeniche_(people).htm

(16): http://www.errc.org/cikk.php?cikk=1203

(17): http://www.errc.org/cikk.php?cikk=1203&archiv=1

(18): http://www.radoc.net:8088/RADOC-26-SWISSCOMP.htm

(19): http://romnews.com/community/modules.php?op=modload&name=News&file=article&sid=147

(20): http://www.errc.org/cikk.php?cikk=675&archiv=1

(21): http://en.wikipedia.org/wiki/Porajmos

(22): http://www.osi.hu/rpp/holocaust.html

(23):http://www.chgs.umn.edu/Histories__Narratives__Documen/Roma___Sinti__Gypsies_/roma___sinti__gypsies_.html

Popularity: 2% [?]

Acil Gündem: A.B.D.’de Sözde Ermeni Soykırımı İddiaları

Perşembe, Şubat 1st, 2007

Onumuzdeki hafta Amerikan Kongresine getirilmesi dusunulen Ermeni tasarisi ile ilgili
olarak Türk toplumunu aktif goreve davet ediyoruz.

Yapabilecegimiz seyler:

1    Tanidigimiz ABD Kongre uyelerine ornegini gonderdigim maili kullanarak
email, fax ve telefonlar ile dusunceleriniz bildirmeniz.
2    Tanidigimiz tum Türk ve Türk Amerikan kuruluslarinda uye bulunanlardan da
ayni seyleri yapmalarini rica etmek.

ABD Kongresindeki ve Parlemantodaki milletvekili ve senatorleri
http://www.visi.com/juan/congress/index.html linkinden bulabiliriz.Tum
senatorlere ve milletvekillerine gonderebilirsiniz. BU sayfalaradan email
ve telefon adreslerine ulasabilirsiniz.

Asagidaki e mail ornekleri size bir fikir versin diye gondriyorum. Siz
kendinize gore uyarlayabilirsiniz.

————————-Örnek Yazı——————————–
An Open Letter to Congress

Dear Congress member;

On September 11, 2001, we lost 3,000 brave, innocent civilians to a vicious
terrorist attack. I am sure that no one will ever forget where they were
when they first learned the terrible news. At least I won’t. I had just
walked into the office when I saw several of my co-workers were huddled
around a TV set. Cheerfully, I asked, “Whassup guys?” Mike looked at me
incredulously, “You mean you haven’t heard?” Puzzled, but worried by the
distressed faces of all my coworkers, I looked at the TV. The twin towers
were burning, people were dying, jumping to deaths trying to flee the
flames. We all cried that day. It was the trigger that plunged our nation
into war – a war that would take us into many countries. First Afghanistan,
and now Iraq.

Could you imagine what it would have been like, if instead of losing 3,000
Americans to terrorism, if we had lost tens and thousands of people to an
invading army – an army being aided and cheered by some of our citizens?
What would we do to protect our homeland? What would we do to the citizens
supporting such a heinous act? Would we pack them all of to camps, like we
did to the Japanese-Americans in World War II? How far would we go to
defeat the invaders and root out evil?

While you think about the answer to this question, I want you to consider a
similar event that happened a little bit over 90 years ago. I want you to
go back to the year 1914, the year that the cities of Kars and Ardahan were
invaded by Armenian and Russian troops, in which 30,000 Turks – civilians,
guilty only of being Turkish – were savagely butchered by the invaders. I
want you to remember the siege of Van, in early 1915, during which
Ottoman-Armenian citizens welcomed the invading Russian and Armenian
troops, and during which over 86,000 Turkish civilians were massacred.

Back then, the Ottoman government decided on an action not unlike our own
Japanese internment: relocation to parts of the country where there was
little fighting. During these relocations, some Armenians were attacked by
rogue Kurdish bands seeking revenge. Some died of inflictions that claimed
the lives of many Ottomans during that time: disease and starvation. The
plight of the Armenians became well known throughout the western world,
although not a tear was shed for the 100,000 Turks murdered during 1914 and
1915.

In mid 1918, the Ottoman government reversed its relocation policy, and
began to bring Armenians back to their original homes, kicking out their
new Turkish inhabitants, many of whom themselves were refugees, victims of
ethnic cleansing in the Balkans. Then the newly established Republic of
Armenia in the Caucasus decided to take advantage of the Mondros Armistice,
which disarmed all Ottoman soldiers and initiated the widespread occupation
of Ottoman lands by Allied armies.

The goal was grabbing all of eastern and southern Turkey for themselves,
uniting it with Russian Armenia to form a Greater Armenian state. However,
even before the relocations, the Ottoman Armenians were a decided minority
in Eastern Turkey, considered by Europeans to be “historic Armenia,”
comprising only 20-25% at most of the population. Anatolia had been a
Turkish homeland for over a thousand years, nevertheless Armenians wished
to reclaim their former empire and engaged in merciless, false propaganda
in the West to garner Allied support for their brutal military campaigns.

Europe, for her part, had her own political and economical motives in
supporting Armenia, violating terms of Mondros to occupy even Cilicia and
other parts of Turkey. Armenians flocked back from overseas to take part in
Allied armies, such as filling the Armenian Legion in the French army. In
1919, Armenian General Boghos Nubar boasted that Armenians had contributed
over 200,000 troops to Allied armies.

Turks paid the price of this new invasion with their blood. Armenian
militias roamed the countryside, butchering Turkish villagers. Rape,
murder, torture, robbery were all crimes committed by these Armenian
militants. Sometimes the bodies were thrown into the river, sometimes into
a well. In the Hakmehmet village of Igdir, over 90 bodies were dug out of
one such well. Oftentimes, they were dumped in mass graves, after having
been shot execution-style or burned in ovens. The sanctity of mosques was
violated with their use as stables to house their horses, and over 1
million Turks were forced to flee for their lives into Central Anatolia. In
fact, there were more Turkish refugees due to Armenian violence, than there
were relocated Armenians. Turkey was a tinderbox that burst into flames, as
inter-communal fighting broke out all across the nation.

Had not the Turkish Liberation Movement, led by Mustafa Kemal Ataturk, been
successful in driving out the invading British, French, Greek, and Armenian
forces, eastern and southern Turkey would have been cleansed of their
majority Turkish population, not unlike the way the Turks were driven out
of the Balkans in 1912-1913. Indeed, the 1919 King-Crane report openly
mentioned that the creation of an Armenian state would require “convicing”
the Turkish majority to migrate elsewhere, leaving the Armenians in
majority. France also brought thousands of Armenians into southern Turkey,
deporting tens of thousands of Turks, to try to artificially create an
Armenian majority in Cilicia.

At the end of the day, Ottoman archives reflect that over 500,000 Turks
were massacred by Armenians, with over 2.5 million Muslims murdered during
the years of 1914-1923. Armenian deaths for the same period are estimated
at 600,000 – not the 1.5 million that the Armenian lobby claims. Census
data from Ottoman and European sources reflect that the entire Ottoman
Armenian population was not even 1.5 million! Furthermore, many deaths did
not even occur during the relocations, but afterwards, during the bloody
chaotic period that followed Mondros, or were due to disease and
starvation. Yet the Armenian lobby unjustly strives to blame all Armenian
losses on the Ottoman government, completely oblivious of the Armenian
revolution’s own war crimes.

Armenians lost their bid to conquer Anatolia, and since then have been
blaming the Ottoman government for genocide. In fact there is no proof
whatsoever indicating that the government ever ordered the massacre of any
Armenians. In the 1920s, the Armenian Revolutionary Federation even tried
to claim government involvement by presenting fake documents that were
rejected because they were believed to be forgeries.

Now, Armenians are asking my government – the American Government – to
declare that Armenians were victims of genocide. Not only is such a
statement untrue to facts, but insulting to the memory of my forefathers,
who were mercilessly butchered by Armenians. Turkish victims are not less
important than Armenian victims. All humans are equal before God - it would
be a grave mistake for America to remember the Armenian dead, while failing
to remember Turkish dead.

Armenians should not be allowed to manipulate history through political
resolutions. I ask that you not let yourself be made part of politicized
distortion of history, and that you vote against any resolution that aims
to blame the Ottoman government of genocide.

Respectfully Yours,

—————–İkinci Örnek —————————–

The Honorable House Speaker Nancy Pelosi,
Fax 202 225 4188

We extend our warmest congratulations on your reelection to the U.S.
Congress and your historic selection to be the Speaker of the House.
As Turkish-Americans, we are grateful for the opportunities this country
provides, but also proud of our rich heritage and culture, and the close
relations between Turkey and the U.S., based on shared values and common
interests. As you undertake your duties and responsibilities, and are asked
to make foreign policy decisions, we hope you will take the following
points into consideration.
Turkey, is a secular democracy, with a free market economy. This makes
Turkey unique among nations with an overwhelmingly Muslim population.
Indeed, having undertaken significant political reforms over the years,
Turkey has now entered the final stage of its integration with the European
Union. Turkey’s progress serves as an inspiration to the countries of the
Broader Middle East and North Africa.
In July 2006, the US and Turkey signed a “Shared Vision Document,” which
outlines a strategic vision for bilateral cooperation and coordination on a
wide range of matters of common concern. It sets a broad agenda between the
two countries to advance their common objectives: the promotion of peace,
democracy, freedom and prosperity.
Turkey, having lost almost 30,000 lives over 15 years to terrorism, has
always emphasized the importance of genuine international cooperation in
combating terrorism in all its manifestations on a worldwide scale. In
Afghanistan Turkey assumed command of the International Security Assistance
Force two times. In Iraq, Turkey was the only Muslim country to authorize
sending up to 10,000 troops to Iraq (October 2003). Turkey has made its
base at Incirlik available as a transit point for American troops in Iraq
returning to the United States. Turkey also granted the US over flight
rights for attack strikes, and also is helping significantly in the
re-supply of coalition troops.
On Cyprus, while it was the Turkish Cypriots who voted for reunification of
the island, it was the Greek Cypriot side which became a member of the EU.
Yet economic and political sanctions against Turkish Cypriots continue. We
seek your consideration of this inequity.
Here in the U.S., Turkish Americans have become an indispensable element of
American society. We have rapidly integrated into our communities, working
for the betterment of our country in every way, while promoting our
culture, which enriches the diversity of our great nation.
Please be aware that numerous House, Senate or Joint “Armenian Genocide”
resolutions have been introduced in Congress since 1983, charging that
Ottomans perpetrated “genocide” against Armenians in the beginning of the
20th Century. None have passed the Congress. We hope that if and when you
will be asked to sign letters, make statements, or cosponsor legislation on
this issue, you will consider all sides before making all decisions.
Turkish Americans believe that it is historians, not Congress who should
decide what happened so many years ago. In 2003 Turkish Prime Minister
Tayyip Erdogan proposed a joint commission be established to study the
facts based on the archives of many nations. The Armenians rejected the
proposal, prefer to push through a one sided view that would seriously
damage U.S.-Turkish relations.
We will be glad to direct you to resources that provide a balanced view on
this difficult period of history. We would like the opportunity to discuss
all the issues affecting U.S.-Turkish relations. We would be very honored
to meet with you and kindly request to schedule a visit to your office in
Washington DC.
Sincerely,

İsminiz Soyadınız
Ünvanınız

http://www.Ajans.Kemaliye.net 

“Gerçek Haberin Adresi” 

Popularity: 1% [?]

Belgeler ve tanıklarla Türk-Ermeni ilişkilerinde tarihi gerçekler..

Cuma, Kasım 24th, 2006

Belgeler ve tanıklarla Türk-Ermeni ilişkilerinde tarihi gerçekler..

Merhabalar, değerli Kemaliye sevdalıları..
Gündem elbetteki Fırat’ımızın kan ağlaması, sorumsuzca kirletilmesi..Kemaliye için Fıratın renginin bile değişmesi, mavi- yeşil güzelliğinin kızıla boyanması görsel kirliliktir..Bu bile kabul edilemez..

Ama paylaşacağımız başka önemli konularda var..Psikiyatri hocam, Prof.Dr. Aysel Ekşi nin editörlüğünde, Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği tarafından yayınlanan, belge ve tanıklara dayanan önemli bir kitap yayınlandı bugünlerde.Gene bugün[dün itibariyle, 23 Kasım] gazetelerde çıkan, Ermenistan başkanının, Rum başkanı ile yaptığı “her platformda Türkiye ye karşı ortak mücadele” anlaşması, tarihi gerçeklerin, sonuçlarına katlanamadıkları acı olayların kimler tarafından ve nasıl başlatıldığının anlaşılması için de bir örnek olsa gerek.

Dört bir yanda savaşan, saldırıya uğrayan bir ulusun, yıllarca kardeşce yaşadığı tebaalar tarafından, düşmanla işbirliğine gidilerek ihanete uğraması, katliamlara maruz kalması..Tüm bunlara karşın genede, sığ beyinlerin, ucuz kahramanların anlayamadığı, Osmanlının yüzyıllardan gelen devlet anlayışı..Ne alçak Sırplara nede iki yüzlü, çifte standartlı Fransızlara benzemeyen tutumunun “o günün savaş koşullarının acımasızlığı “na rağmen soykırım yalanıyla, bitmek bilmeyen emperyalist batı taleplerine zemin hazırlatılması..Tüm bunların yanında, kitapta gazeteci hemşerimiz Tuncay Özkan ın kaleminden, Kemaliye yöresinde yapılan Ermeni mezalimini, babaannesinin anlattıklarını okuyunca tarihi gerçekleri günümüzün olayları ile de yorumlayıp daha iyi anlayacaksınız..

Kitap, Alfa yayınlarından, Kasım 2006 da çıktı.Yayın evinin tel.(212)511 53 03 - 513 87 51, kitabın adı yazının başlığı ile aynı.

Sevgi ve saygılarımla..

Mustafa Ferudun Çelikmen

Popularity: 6% [?]

Hoşgörü Örneği: 3. Selim’in Eğin Fermanı

Perşembe, Kasım 9th, 2006
3. Selim Fermanı
Fermân
III. Selîm Dönemi h. Evâhir-i N. 1208 / m. Nisan-Mayıs 1794
Konusu
Eğin’deki Hızır İlyas Kilisesi’nin harab olan yerlerinin, eski şekliyle tamir edilmesine dâir.
Yazı Çeşidi
Fermân, dîvânî hat ile yazılmıştır. 11 satırdır.
Ebâdı
53×94,5 cm.
Tuğrası ve Tezyinatı
Tuğra, altınla çekilmiş olup, siyah tahrîrlidir. Boşlukları, açık renk zemîn üzerine, koyu renk, negatif çiçeklerle tezyîn edilmiştir. Hayat ağacı formunun yüzeyindeki hatâî kompozisyon, halkârî bezenmiştir. Zemîne serpiştirilen natüralist çiçekler (çiğdem ve gül), taranarak renklendirilmiştir. Şemselerin dendanlarına, iğne perdah yapılmıştır. Desen, iki sıra geçme arasında, bir sıra yapraklı bordür ile çevrilmiştir. Etrafındaki yapraklar halkâr, aralarındaki küçük yapraklar ise renkli halkâr çalışılmıştır. Ayrıca, tuğranın her iki yanında da hatâî motifli halkâr çalışması mevcuttur. Tepedeki şemse içinde, halkâr bezemeli simetrik hatâî dalı görülmektedir. Mahall-i tahrîr, simetrik olarak halkârî yapraklar ve ucunda bir hatâî ile bezenmiştir. Satır araları, mücevher noktalıdır. Yazıda, siyah mürekkeb kullanılmıştır.
Gördüğü İşlem
Sol alt köşede, fermânın yazıldığı yerin kaydı vardır.
Fonu ve Tasnif Numarası
BOA. Müzehheb Fermânlar, No: 449/3

Popularity: 1% [?]

İşte Fransız Malları ve Firmaları Rehberiniz

Perşembe, Ekim 26th, 2006

Fransız Parlamentosu sözde Ermeni soykırımına ceza öngören yasa tasarısı kabul etti. Şimdi yasa Fransız Senatosu’na sunulacak. Kongre metin üzerinde değişiklik yapmaz ise yasayı olduğu gibi Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’a sunacak. Yani Meclis’in yasayı kabul etmesi her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Ancak Hürriyet’ten Ferai Tınç buna katılmıyor. Tınç’a göre Türkiye’nin vakti kalmadı. Bir an önce harekete geçmeli.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle bu akıl tutulmasına en iyi cevabı yine Türk halkı verecek. Bu nedenle Fransa’yı boykot etmek isteyenler için hazırlanan yol haritasını yayınlıyoruz:

1. Önümüzdeki günlerde boykot ilerledikçe Türkiye’deki Fransız veya Fransız ortaklı büyük şirketlerden “Biz Türkiye’de üretim yapıyoruz, biz Türk firmasıyız” gibi açıklamalar geldiğinde bilin ki boykot işe yarıyor demektir. Çünkü istediğimiz bu büyük firmaların Fransa’daki üst düzey yöneticilerinden Fransız hükümetine baskı yapmalarını istemelerini sağlamak.

2. Fransa ekonomisi şu an kötü durumda. Fransız hükümeti ekonomiyi canlandırmak için en son çıkardığı iş yasasını halkın baskısıyla geri çekti. Bu olay aynı zamanda hükümetin otoritesini de sarstı. Şu anda yapacağımız başarılı bir boykot Fransız hükümetini iyice zor durumda bırakacaktır, halkın tepkisini yoğunlaştıracaktır.

3. Hangi ürünler boykot edilmeli? Tüm ürünler için aynı kalitede birçok seçenek var.

Benzin: Total, Elf

Süpermarket: Carrefour, Gima, Dia Endi, ChampionSA

İnşaat: Ondulin Avrasya (Onduline -Bituline-Isoline), Lafarge, Chryso, Weber Markem

Seyahat: Air France, Club Med, Fransa’da tatil, Fransız Kültür Merkezi

Tıraş Bıçağı: BIC

Çakmak: BIC, Cartier

Kırtasiye: BIC, Sheaffer

Yoğurt: Danone, Yoplait

Şişe Suyu: Perrier, Danone, Evian

Mutfak ve diğer ev eşyalar: Tefal

Oto Lastiği: Michelin, Uniroyal, Recamic

Oto Yedek Parça: Valeo

Otomobil: Renault, Peugeot, Citroen

Spor Ekipmani: Le coq sportif

Motosiklet, Bisiklet: Peugeot

Giyim: Lacoste , Givenchy, Pierre Cardin, Yves Saint Laurent, Etam, René Derby, Sonia Rykiel, Cacharel, Daniel Hechter

Çanta: Longchamps, Lancel, Louis Vuitton

Şampuan: L’Oreal, Studio Line, Lancome

Saç ürünleri: L’Oreal, Studio Line, Garnier, Kerastase

Cilt Bakım ürünleri: Clarins, Guerlain, Avon, Avene

Bebek giyim, mama, oyuncak: Bledina, Mellin, Majorette, DPAM, Petit Bateau

Kozmetik: L’Oreal, La Roche Posay, Biotherm, Christian Dior, Clarins, Vichy

Parfüm: Chanel, Christian Dior, Clarins, Drakkar Noir, Fahrenheit, Lancome,Lavendar Harvest

Dergi: Marie Claire, Elle

Telekom: Alcatel

Sigorta: AXA, Günes Sigorta, Basak Sigorta, Basak Emeklilik (Groupama International)

Finans: Societe General Bankasi, TEB (Türk Ekonomi Bankasi)

İlaç firmaları Sanofi (Aventis&Synthelabo&Pasteur ortakligi): Servier, Fournier, Guerbet, Pierre

Kategorilere Göre Fransız Malları:

Fransiz Markasi

Ürün Kategorisi

Total

Benzin

Elf

Benzin

Carrefour

Süpermarket

Gima

Süpermarket

Dia Endi

Süpermarket

ChampionSA

Süpermarket

Air France

Seyahat

Fransa’da tatil

Seyahat

Club Med

Seyahat/Turizm

Fransiz kültür Merkezi (Dil Kursu)

Kültür

Pierre Cardin

Giyim/Aksesuar

Philip Patek

Giyim/Aksesuar

Lacoste

Giyim

Louis Vuitton

Giyim

Yves Saint Laurent

Giyim

Fred Joaillier

Giyim

Givenchy

Giyim

Berluti

Giyim

Christian Lacroix

Giyim

Louis Vuitton Malletier

Giyim

Thierry Mugler

Giyim

René Derby

Giyim

Sonia Rykiel

Giyim

Cacharel

Giyim

Daniel Hechter

Giyim

Berluti

Deri Giyim

Fred Joaillier

Deri Giyim

Givency

Deri Giyim

Hermes

Deri Giyim

Louis Vuitton Malletier

Deri Giyim

Etam

Iç Çamasiri

Valeo

Oto Yedek Parca

Peugeot

Otomobil, Motosiklet, Bisiklet

Renault

Otomobil

Citroen

Otomobil

Michelin

Oto Lastik

Uniroyal

Oto Lastik

Recamic

Oto Lastik

Sagem

Bilgisayar/Iletisim Ürünleri

Ondulin Avrasya (Onduline -Bitüline-Isoline)

Izolasyon, Insaat

Lafarge

Insaat, Çimento

Chryso

Insaat, Çimento

Weber Markem

Insaat, Çimento

Sanofi (Aventis&Synthelabo&Pasteur)

Ilaç Firmasi

Servier

Ilaç Firmalari

Fournier

Ilaç Firmalari

Guerbet

Ilaç Firmalari

Pierre Fabre Medicament

Ilaç Firmalari

Allegra Antihistamine

Ilaç

Benzac

Ilaç

Benzagel

Ilaç

Benzamycin

Ilaç

Nicoderm

Ilaç

Novahistine

Ilaç

Novalgin

Ilaç

Stimate

Ilaç

Ceva

Tarim/Asi

Chopin

Laboratuvar ve Test cihazlari

Areva, Groupe Schneider

(Telemecanique + Merlin Gerin + Square D)

Endüstriyel Ürünler

Metesan

Endüstriyel Ürünler

Legrand

Endüstriyel Ürünler

Helita Pulsar

Endüstriyel Ürünler

Duval Messien Satelit

Endüstriyel Ürünler

Franklin France

Endüstriyel Ürünler

Merlin Gerin

Endüstriyel Ürünler

SNR Rulmanlari

Sanayi Ürünleri

Telemechanique, Merlin-Geren, Square-D

Elektrik Ürünleri

Arcelor

Çelik Sektörü

Borcelik Celik San. ( Borusan Holding)

Çelik Sektörü

Beneteau (Jeanneau)

Denizcilik/Yat/Yelken

Societe General Bankasi

Finans

TEB (Türk Ekonomi Bankasi, BNP)

Finans

Sodexho

Yemek çeki

Ticket Restaurant

Yemek çeki

Bledina

Bebek Mamasi

Mellin

Bebek Mamasi

Petit Bateau

Bebek Giyim

DPAM

Bebek Giyim

Mahou

Bira

Athlon

Içecek

Janeiro Fruit Drink

Içecek

Orangina

Içecek

Peugot

Bisiklet

RCA

Müzik Çalar

Danone

Yogurt

Tikvesli

Yogurt

Yoplait

Yogurt

Delisle

Yogurt

Sprinkl’ins

Yogurt

Perrier

Sise Su

Danone, Hayat

Sise Su

Evian

Sise Su

Dorville

Brendi

Mouquin

Brendi

Pro Wonder

Video Kamera

RCA

Video Kamera

Small Wonder

Video Kamera

RCA

Video Kamera

La Pie qui Chante

Sekerleme

RCA

CD Çalar

Canard-Duchene

Sampanya

Krug

Sampanya

Mercier

Sampanya

Moet And Chandon

Sampanya

Piper Heidsieck

Sampanya

Rozes

Sampanya

Veuve Clicquot

Sampanya

La Vache Qui Rit

Peynir

Arpin

Peynir

Bel Paese

Peynir

Belle Des Champs

Peynir

Boisange

Peynir

Brie

Peynir

Camembert

Peynir

Chamois D’or

Peynir

Entremont

Peynir

Etorki

Peynir

Fine Bouche

Peynir

Fromageries Riches Monts

Peynir

Geramont

Peynir

Gerard

Peynir

Gervais

Peynir

Jockey

Peynir

Lepetit

Peynir

Montagnard

Peynir

Montrachet

Peynir

Mountain Farms

Peynir

New Holland

Peynir

Precious

Peynir

Roquefort

Peynir

St. Albray

Peynir

Taillefine

Peynir

Tourtrain

Peynir

Vieux Boulogne

Peynir

Hine

Konyak

Mumm Vsop

Konyak

Remmy Martin

Konyak

Napoleon

Konyak

Martell

Konyak

T-Fal

Mutfak Esyasi

Tefal

Mutfak Esyasi

Vichy

Kozmetik

La Roche Posay

Kozmetik

Accentous

Kozmetik

Biotherm

Kozmetik

Christian Dior

Kozmetik

Clarins

Kozmetik

Daniel Jouvance

Kozmetik

Dr. Pierre Ricaud

Kozmetik

Dulcia

Kozmetik

Fresh Lash

Kozmetik

Galerie Noemie

Kozmetik

Great Lash

Kozmetik

Guerlain

Kozmetik

Kiotis

Kozmetik

Lancome

Kozmetik

Le Crayon Glace

Kozmetik

Le Monde en Parfum

Kozmetik

Les Meteorites

Kozmetik

Long Wearing Lipstick

Kozmetik

Long Wearing Makeup

Kozmetik

Long Wearing Nail Polish

Kozmetik

L’Oreal

Kozmetik

Miami Chill

Kozmetik

Moisture Whip

Kozmetik

No Problem

Kozmetik

Orlane

Kozmetik

Phas

Kozmetik

Pierre Fabre

Kozmetik

Rene Furtherer

Kozmetik

Revitalizing

Kozmetik

Roc

Kozmetik

Shades of You

Kozmetik

Sheer Essentials

Kozmetik

Shine Free

Kozmetik

Summer Sensations

Kozmetik

Belin

Kracker

Jacob’s

Kracker

Hermes

Catal/Biçak

Bridel

Süt Ürünleri

Bridelice

Süt Ürünleri

Lactel

Süt Ürünleri

President

Süt Ürünleri

Societe

Süt Ürünleri

RCA

DVD Çalar

Square D

Elektrikli Aletler

Hermes

Ayakkabi

Minelli

Ayakkabi

Longchamps

Çanta

Lancel

Çanta

Louis Vuitton

Çanta

Anais Anais

Parfüm

Azzaro

Parfüm

Azzura

Parfüm

Cacharel

Parfüm

Chanel

Parfüm

Christian Dior

Parfüm

Clarins

Parfüm

Dioressence

Parfüm

Diorissimo

Parfüm

Drakkar Noir

Parfüm

Eau Sauvage

Parfüm

Fahrenheit

Parfüm

Feuille d’Herbe

Parfüm

Gardens of L’Occitane

Parfüm

Gio De Giorgio Armani

Parfüm

Giorgio Armani

Parfüm

Gloria Vanderbilt

Parfüm

Guerlain

Parfüm

Guy Laroche

Parfüm

Heritage

Parfüm

Hermes

Parfüm

Lancome

Parfüm

Lavendar Harvest

Parfüm

L’Heure Bleu

Parfüm

L’Occitane

Parfüm

Lou Lou

Parfüm

Miss Dior

Parfüm

Nahema

Parfüm

Orlane

Parfüm <