Dut Paneli Notları - 2
PROF.DR.SEZAİ ERCİŞLİ : Sayın konuklar. Bendeniz de “Türkiye’de ve Dünyada Dut Yetiştiriciliği” ile ilgili genel bir bilgi vermeye çalışacağım. Bizim bu konuda hocamla birlikte hazırladığımız “Dut Yetiştiriciliği”isimli bir kitapçığımız var, bunu daha da genişleteceğiz, bunu toplantı bitiminde veya sonra sonrasında da verebiliriz, ama herhalde bunu bitirdikten sonra sizlere kitap halinde sunmak daha uygun.Burada dut yetiştiriciliğiyle ilgili pek çok bilgiyi bulmak mümkün olaaktır diye düşünüyorum.
Şimdi, resimde gördüğünüz gibi Türkiye’de belli başlı 3 dut türü var: En üstteki beyaz dut, sizi kırmızı renkler yanıltmasın, çünkü olgunlaştıkça beyaz dut da kızarıyor. Bu bölgede oluyor mu bilmiyorum. Alttaki siyah dut mu kırmızı dut mu, sol köşedeki kara dut mu? ayırt edebiliyor musunuz?
Şimdi, burada bir bilgi karmaşası var bunu onun için soruyorum. Aslında rengi kırmızı olan kara dut, kara olan kırmızı duttur. Bu solda gördüğümüz kırmızı dut morus rubra. Amerikan orijinli, sağda gördüğümüz kara dut, morus nigra. Dün ben Kemaliye’yi gezdim 6-7 tane morus nigra gördüm. Bu çok normal, çünkü bizde kara dut hakim, sağdaki yani. En alt köşedeki kara dut.
Şimdi, dutla ilgili olarak şunu itiraf etmek gerekiyor, hocam “üvey evlat” dedi, doğru. Çünkü, elmada dünyada standart olan bir starking çeşidimiz var, golden var, dutta öyle bir çeşit yok. Yani bu şunu ifade ediyor, dut henüz tam kültüre alınmış bir meyve türü değil. Hâlâ yabani kültür arasında gidip geliyor. Bu dünyada da böyle, bizde de böyle. En önemli özelliği bana göre farklı iklim ve toprak şartlarına çok rahat uyum sağlıyor olması. Birazdan ifade edeceğim Türkiye’de istatistiklere göre sadece 4 ilde dut yetişmiyor, bütün illerde hemen hemen az veya çok dut yetişiyor. 9 tane farklı zirai bölgemiz var. 9 zirai bölgenin hepsinde de yetişmesi adaptasyon kabiliyetinin çok büyük olduğunun bir işareti.Hem Doğu Anadolu’da,hem Karadeniz kıyılarında hem Akdeniz’de dutu görmek mümkün.Yani hem karasal iklimde hem ılıman kuşakta dutu görmek mümkün. Başka meyve türleri var mı böyle? Çok az. Bu çok önemli bir özelliği.
Şimdi, dünyada dut nerede yetişiyor, bir harita göstereceğim size ama, kısaca ifade edeyim. Japonya’da, Kore’de, Hindistan’da, Çin’de genel olarak ipek böcekçiliğinde kullanılıyor, meyve olarak çok az. Özellikle Japonya ve Kore’de, Çin’de ve Hindistan’da hemen hemen hiç yok meyve olarak kullanımı. Yunanistan’da çok az bir meyve kullanımı var, Avrupa ülkeleri zaten bilmiyor dutu. Türkiye’de ise tam tersi dut meyvesi kullanılıyor, yani dünya ile Türkiye’nin belki de en önemli farkı Türkiye’de meyvesinin kullanılıyor, diğer ülkelerde ise diğer kısımları, özellikle yaprağının kullanılıyor olması…
Bizim bir Avrupa Birliği projemiz var, ben Türkiye temsilcisiyim. Dut o kadar iyi bir konu ki her gittiğimde dutu sunuyorum, çünkü bilmiyorlar. Hatta geçen gittiğimde dut ürünlerini götürdüm stand açtım, çok ilgilerini çekti. Dut gerçekten yok, Avrupa ülkeleri dutu bilmiyorlar.
Dünyadaki dut vejetasyonları ile ilgili notlarımızda şu bilgiler var. 50 Kuzey 10 Güney enlemleri arasında yetişiyor ve Endonezya’ya kadar dutun yetiştirildiği yerler var. Şu haritamız, dünyada taralı alanlar dutun yetiştiği alanlar. Hocam birkaç tane türden bahsetti, hatta çok daha fazla türün olduğu doğru, ama bizim dut olarak bildiğimiz kara dut, kırmızı dut ve beyaz dut. Diğer dutlar bizim için çok yabancı. Avrupa’ya baktığımız zaman Türkiye’nin içerisinde olduğu kısım ana yetişme alanı.
Dut başlıca ipek böceği yetiştiriciliğinde kullanılıyor, çünkü yaprakları önemli oranda protein içeriyor, ipek böceğinin beslenmesinde bu çok çok önemli. Bombix Mori dediğimiz, daha çok ipek böcekçiliğinde kullanılıyor, dünya FAO kayıtlarında bir dut üretimi kaydı yok, yani dut(mulberry) diye yazdığımızda karşımıza hiçbir meyve üretimi gelmiyor. Elma, armut, kayısı yazdığımızda her ülkenin ne kadar bunları ürettiği ile ilgili kayıtlar geliyor, dutta böyle bir şey yok. çünkü meyve şeklinde üretimi yok ,daha doğrusu bunun kaydı yok.Dut Türkiye’ye mahsus bir meyve türü.
Bu ipek böcekçiliğinde yaprağının kullanımıyla ilgili bir resim. Şimdi, türler çok farklı, bu Pakistan’da yetişen bir dut türü, bizim dutlara hiç benzemiyor, meyvesi çok uzun ve çok farklı. Türkiye’ye baktığımız zaman hemen hemen her bölgede özellikle çok eski çağlardan beri dut yetiştiriciliği yapımı yok, resmi kayıtlarda sadece 6 ilde dut yetişmiyor. Türkiye’nin çoğu kısmında yetişiyor ama, ağırlıklı olarak biz şöyle bir tablo oluşturduk. Dutun en fazla yetiştiği alanlar yansıda da görüldüğü gibi Orta ve Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz. Türkiye’de dut ne kadar üretiliyor ve verim ne kadar diye baktığımızda son istatistiklerden aldığımız bilgi: Erzincan ilk sırada, 5393 tonla, ağaç başına verim 44 kilogram. İkinci sırada Malatya var, Ankara var, Elazığ var ve 5. sırada da Erzurum. Tabi baktığınız zaman Doğu Anadolu orijinli bir meyve türü dut. Ve Türkiye’nin toplam üretimi 55 bin ton, ağaç başına verim 30 kilogram, Erzincan bu Türkiye ortalamasının üzerinde kalıyor.
Burada 3 tane dut türünün tekrar bir arada görüntülenmesini izliyorsunuz: En sol üst köşede beyaz dut, morus alba, sağda kırmızı dut, morus rubra ve en altta kara dut, morus nigra.
Türkiye’de oran olarak baktığımızda beyaz dut ağırlıklı % 97, siyah dut, kara dut. Kırmızı dut ise % 1 civarında bulunuyor, bunda tabii kullanım önemli. Beyaz dut daha çok pekmez üretiminde kullanıldığı için daha çok üretilmiş.Yine burada beyaz dut meyveleri, kara dut meyveleri ve kırmızı dut meyveleri görülüyor.
Biz Birleşmiş Milletler adına Doğu Anadolu’da dutla ilgili bir ön rapor hazırlamıştık . Dut nasıl değerlendiriliyor diye bir anket yapmıştık. Ankette çıkan sonuç şu: Dut % 70 pekmez üretiminde kullanılıyor, % 10 köme üretiminde, % 3 pestil, % 4 kuru dut ve % 5 de sofralık olarak değerlendiriliyor. Bu slaytta da yine duttan elde edilen ürünlerimiz görülüyor: hepimizin çok aşina olduğu taze dut, kuru dut, ortadaki pekmez, en soldaki köme, en sağdaki pestil, sucuk duttan elde edilen başlıca ürünler…
Dou Anadolu’da dutun türlerine göre kullanımının nasıl olduğunu da anketimizde sormuştuk. Sormuştuk. Yine % 75-% 80 oranında beyaz dutun pekmez üretiminde kullanılıyor olduğu görüldü. Siyah dutu ilaç olarak algılıyorlar. Erzurum’da hangi köye gittiysek bize ilaç dediler. Hocam o konuda çok çok haklı kara dutu meyve değil ilaç olarak algılıyorlar. Keza yine kırmızı dutu da ilaç olarak algılıyorlar.
Biz şu anda bir doktora çalışması yapıyoruz. Amacımız şu: Şimdi dutta elmada kayısıda olduğu gibi bir çeşit yok. Bizim amacımız kendimize özgü bir çeşit elde etmek ve o çeşidi çoğaltmak.. Şu an çalışmalarımız devam ediyor, Erzurum’da dut hasadıyla ilgili çektiğimiz bir görüntü var burada. Dutların toplanması, pekmez üretim yerlerine taşınması, pekmez üretimine ön kaynatmaların yapılması ve köylerde bulunan pekmez üretim üniteleri…
Birleşmiş Milletler’le yaptığımız o çalışmada biz küçük çaplı işletme kurmayı hedefliyorduk… Bu şu an için Erzurum’da olabilir ama burada olmaz. Bu amaçla her bölgede fidanlıkların kurulması gerekiyor. Eğer Kemaliye’de doğru düzgün bir dut yetiştiriciliği yapılacaksa ilk başta iyi bir fidanlık kurulması gerekiyor, aşılama, budama, hastalık ve zararlarla mücadele bilimsel şekillerde yapılmalı. Bu yansı Erzurum’daki bir fidanlığımızı gösteriyor, dut fidanlığı. Bu halde iken bile 20 milyona satıyorlar fidanın tanesini, çünkü dutun aşılaması biraz zor, tecrübe istiyor. Sağ taraftaki çok ilkel bir fidanlık gerçekten, bu da normal olması gereken bir fidanlık. Normal bir meyve fidanlığı, kumsal alanda olmalı. İkisini karşılaştırdığımızda soldaki modern fidanlık, sağdaki ise bizim her yerde görebildiğimiz türden.. Belki Kemaliye’de de böyledir, ben ilk defa geliyorum, fidanlıklar bizim maalesef sağda görüldüğü şekilde… Fidanlık çok çok önemli. Ağaçlarımız yaşlı, hatalı budama yapıyorlar, tepesini kesiyorlar, burada uygulanıyor mu bilmiyorum, bu çok yanlış. Ağaçların sökülüp yeni fidan dikilmesi gerekiyor. Yine ağaçlarımız gerçekten bakımsız. Aşıyı yanlış yapıyorlar, bu biraz uzmanlık isteyen bir iş.Bu şekilde bir aşı olmaz. Farklı şeyler kullanıyorlar aşılama yaparken, çamur bırakıyorlar aşı noktasına, bu sakıncalı. Ağaçlar çok yaşlı gerçekten, hatta şu an Erzurum’da dut ağaçlarının anısal özellikleriyle ilgili bir proje yürütülüyor bu yaşlı ağaçlar üzerine.Bunların sökülüp yeni fidanların dikilmesi gerekiyor, çok yaşlı gerçekten ağaçlarımız. Bu pekmez üretimiyle ilgili çektiğimiz bir resim, ben fazla sözü uzatmak istemiyorum, teşekkür ediyorum.
OTURUM BAŞKANI : Konuşmacıya biz de teşekkür ederiz. Efendim, konuşmacıların belirttiği gibi insanoğlu bu dünyada bir geleceğe sahip olmak istiyorsa biyolojik zenginliği korumak zorundadır. Biyolojik zenginliğimiz giderek azalmaktadır. Daha çocukluğumdan beri bilirim, Kemaliye’de çok miktarda dut ağacı vardı, dut yetiştiriciliği vardı, bu zenginlik giderek yok olmaktadır. Bu paneli yapmamızın amaçlarından biri de bu zenginliği yeniden kazanma yollarını aramaktır. İnşallah panelin sonunda önerilerimizi ayrı ayrı belirteceğiz.
Akşam bir Kemaliyeli dostumun hikayesini dinledim.Dutun bu yörelerde ekonomik yönden büyük önemi vardı diyordu .” Benim babam dut mevsiminde kuru dut toplardı, o kuru dutu satardı, dutu sattıktan sonra evimizde bir şenlik, bir bayram olurdu” dedi. Gerçekten ticari hayatımızda da çok büyük önemi olmuştur dutun. Mesela şekerin imal edilmediği yılları hatırlayanlarımız vardır. Belki Sayın Bakanım da bilirler,bilmiyorum yaşıt mıyız, çayı biz dutla içerdik, dutla veya üzümle. Ne kadar güzel bir şey. Tabi hocam daha iyi bilir, şeker vücut için zehirdir, çok zararlı bir maddedir. Fruktoz dediğimiz meyve şekeri sağlık bakımından çok önemlidir. Bilmem bayanlar hatırlar mı, süt çocuklarına emzik yerine beze dut sarlır ve ağzına konurdu, onu çocuk emerdi. Ne kadar güzel bir şey, bugün yapılmıyor tahmin ediyorum. Çok tabii, çok organik ve besleyici bir uygulama.Bu alışkanlıklarımızı koruyalım, bunlar güzel şeyler.Bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçeceğiz tabi gelişmek için, ilerlemek için ama, bunlar çok güzel şeyler. Benim babamın halası 104 yaşında rahmetli oldu, hayatına ağzında şeker koymamış, o rafine şekerini koymamış ve çayı daima dutla içerdi ve 104 yaşında rahmetli oldu.…
OTURUM BAŞKANI : Efendim panelimize devam ediyoruz. Ahmet Fırat, Fikret Fırat Beyefendi Kemaliye’de dut yetiştiriciliğinin SWOT analizi, ekonomik analizi konusunda size bilgi sunacaklar. Buyurun efendim.
AHMET FİKRET FIRAT : Değerli katılımcılar hepiniz hoş geldiniz ben hocamın da belirttiği gibi aslında bir sebze ıslahatçısıyım. Tohumların genetik ıslahı konularında çalışıyorum. Fakat neden buradayım? Çünkü ben burada doğup büyüdüm ve dut tarımını küçük yaşlardan beri bildiğim için bir analiz hazırladım. O analizi sizlerle paylaşacağım. Önce bir efsane ile başlamak istiyorum. “Thipse ve Premius” efsanesi bu, kara dutla ilgili. Elimize bulaştığında kara dut lekesini neden yalnızca yaprakları çıkartıyor onu anlatıyor.. “Thipse ve Premius” birbirine aşık iki genç fakat çok mutaassıp bir bölgede yetiştikleri için buluşamıyorlar, görüşemiyorlar. Evler birleşik olduğu için evlerin çatlaklarında filan görüşebiliyorlar. Daha sonra ormanda buluşmaya karar veriyorlar. Ormanda buluşmak için verdikleri saatten bir süre önce “Premius” buluşma yerine gidiyor ve bekliyor arkadaşını. Bir bakıyor bir hayvanı parçalamış yemek üzere olan bir aslan yerde kan izleri filan. Korkudan kaçıp mağaraya sığınıyor. Sevgilisi gelip bir süre sonra aslanın kanlar içerisinde bir şeyi yediğini görünce sevgilisini parçaladığını zannediyor ve hançeri saplayıp intihar ediyor. Daha sonra Premius gelip bakıyorki sevgilisi kanlar içerisinde yerde. eşarbını da o arada düşürmüş mağaraya gitmeden önce, kendisi de gözyaşları içinde orada intihar ediyor. Premius’un gözyaşları oradaki kara dut ağacının yapraklarını Thipse’nin kanları da meyvelerini ifade ediyor.Yani Thispe’nin kanlarını ancak Premius’un gözyaşları arıtabiliyor.
Ülkemiz çok büyük bir ülke 27 milyon hektar alanda tarım yapılıyor. Meyve, sebze ve süs bitkileri konusunda çok önemli üretimlere sahip. Özellikle 2 milyon hektar meyve alanımız mevcut. 11 milyon ton üretim ve 1 milyon 240 bin ton ihracat potansiyeli var. Toplam ihracat değeri 695 milyon dolar. Sebzede ise 24 milyon ton üretim 564 bin ton ihracat ve 273 milyon dolarlık bir ihracat geliri var. Biz sebze de gerçekten dünyada Çin, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletlerinden sonra 4. ülke konumundayız. Bir çok sebze türünde örneğin biberde 2. sırada yer alıyoruz. Bu ülkemizin tarım potansiyelini göstermesi açısından önemli bir gösterge. Kesme çiçekte de 35 milyon dolarlık bir ihracat değeri var. Toplam yaş meyve, sebze ve kesme çiçek ihracat değeri yaklaşık 1 milyar dolar.
Konumuz dut olduğu için ve dut bir üzümsü meyve grubuna girdiği için,bu yönde ülkemizin durumunu incelersek, ülkemiz yaklaşık 11 milyon ton üretimle dünya sıralamasında 12. sırada yer alıyor. Gene sebzede olduğu gibi Çin, Hindistan, Brezilya ve Amerika Birleşik Devletleri başı çekiyor. Önemli meyve üretmmlerimiz türler itibariyle burada tabloda görülüyor, bunları biraz hızlı geçebiliriz. Ülkemizde de en önemli meyve türü miktar bakımından üzüm. 3 milyon 650 bin ton ile üzüm birinci sırada. Turunçgiller bunu takip etmekte. Elma 3. sırada. Dut ve diğer üzümsü meyveler de diğer meyveler grubuna girmekte.
Ben böyle kısaca bir özet giriş yaptıktan sonra Kemaliye’ye geleyim.Kemaliye’de geçmiş yıllarda ipek böcekliği açısından da dut yetiştiriciliği yapılıyordu.. Fakat herhalde son 30-35 yıldır böyle bir tarım yapılmamakta. Bir dut bahçesi nasıl tesis ediliyor? Şu anda mevcut bilgiler ışığında kapama dut bahçesi, hocamın da belirttiği gibi yalnız Erzurum’un belli bölgelerinde ve Kemaliye’de mevcut. Kapama dut bahçesi bildiğim kadaryla Türkiye’nin başka bir yerinde mevcut değil. Yalnız çit bitkisi olarak ve ara tarım olarak dut yetiştiriciliği yapılmakta.
Kapama olarak dut yetiştiriciliği daha büyük önem arz etmektedir. Özellikle ipek böcekliği açısından. İpek böcekçiliği açısından dut bahçesi tesisine dutluk veya dut bahçesi deniyor. Bu bahçenin tesisi için birkaç özellik gerekiyor. İlaçlama yapan tarım alanlarına uzak olması gerekiyor. Tozlu yol kenarlarına uzak olması gerekiyor. Yani temiz bir ortam olması gerekiyor dut bahçesi tesisi için. Dut bahçesi biraz önce belirttiğim gibi 3 şekilde tesis ediliyor: Kapama dut bahçesi yani tamamen dut kültürü yapılan bir bahçe. Başka tarım ürünleriyle ara tarım şeklinde karışık bahçe ve tarla kenarlarında çit bitkisi olarak …
Burada kapama dut bahçesini görüyoruz. İpek böcekçiliği için bu bahçede bitkiler arası mesafe iki buçuk üç metre yani sizin traktörünüzün alet ekipmanınızın iş genişliği ölçüsünde bir genişlik gerekiyor.Bitkiler üzeri mesafe ise bir buçuk metre veya 2 metre civarında olması gerekiyor. Karışık bahçe tesisinde aralıklar 10-15 metre civarında oluyor. Sınır ağacı olarak dut bitkisi çok iyi bir sınır ağacı olabilmekte. İki üç metre arayla dikmemiz yeterli. Bitkiler çok hızlı gelişip iyi bir çit oluşturabilmektedir.
Bahçe tesisinde bitki sayısını tespit için bir formülümüz var. Test edilecek alanın sıra aralık ve mesafelerini carparak mevcut alana böldüğümüzde miktar çıkıyor. Dut fidanı dikiminde bazı hususlara dikkat etmemiz gerekiyor. Önce arazinin dikim yapılacak yerlerin belirlenmesi gerekiyor. Bunun için bir dikim tahtası kullanmak gerekiyor. Dikim yerleri belirlendikten sonra fidanlarda kök tuvaleti yapılıp yerleştiriyorsunuz ve daha sonra can suyu ile sulama yapıyorsunuz. Bunları hızlı geçelim.
Dut ağacının şekillendirilmesini de bu yansıda gösterelim: 50-70 santim yükseklikte ipek böcekçiliğine yönelik bir bahçe tesisi bu. Tepe alma yapılıyor. Daha sonra oluşan dallardan gövde üzerinde 120 derece açı yapan üç tane güçlü dal bırakılıp diğerleri kopartılıyor. Bu dallarda birinci yıl kış döneminde gene 30-40 santim seviyelerden tepe alma yapılıyor. Daha sonra böyle bir kapı oluşuyor. En sağda görüldüğü gibi bir kapı oluşuyor. Bu tabloda da hasat yöntemlerini ipek böcekçiliğine yönelik. Bu oluşan kafadaki sürgünle ipek böceklerinin beslenmesine temel oluşturan yaprakları oluşturuyor. Burada da kafaları görüyorsunuz kafalardaki sürgünler toplanıp ipek böceklerine yediriliyor. Kafalama budama. Kemaliye’de de yaşlı dut bahçelerinde boğma tabir edilen bir sisteme benzer bir sistem. Boğmada da bir buçuk metre yüksekliğinden ağaçlar kesilip hocamın da slayttın da gösterdiği gibi yeni sürgünlerin oluşması sağlanıyor.
Şimdi önemli kısma geldik burada bir analizimiz var. Kemaliye’de dutçuluğun güçlü yönleri nelerdir?: Bir defa çeşit zenginliği var. Oldukça fazla miktarda çeşit var. İşte yöresel olarak isim de verilmiş ince dut, loptik dut, gevuşla dutu, çatal dut falan. Bunlar yöresel çeşitler. Kemaliye dut yetiştiriciliğine uygun bir mikro klimatik bir bölge. Meteorolojik riskler açısından fazlaca bir problemi yok. Hocam da belirtti dut ilkbahar geç donlarından zaten etkilenmiyor. Çiçeklenme Mayıs ayına tekabül ediyor. Bu nedenle de korunaklı bir bölge Kemaliye bir çok açıdan. Dut yetiştiriciliği açısından güzel bir bölge. Düşük iş gücü maliyetine sahip. Su kaynakları zengin sulama açısından bir sıkıntı yok. Tarım alanları organik tarım yetiştiriciliğine son derece uygun. Çünkü çok fazla bir kirlilik yok. PPM düzeyinde de olsa bir kimyasal kullanımı mevcut değil. Gerek kimyasal gerekse tarım ilacı kullanımı mevcut değil. Bugün organik tarıma başlanıyor dense hemen gelecek yılın ürünü organik ürün olarak satışa hazır diye düşünüyorum. Üreticiler bu tarıma yabancı değil tamamen dut tarımıyla yoğrulmuşlar. Bunları ağaçların sökün de armut veya elma yetiştirin deseniz yine söküp yetiştirmezler. Kapama dut bahçeleri sadece Kemaliye de biliyordum Erzurum’da da olduğunu öğrendim bu da bir avantaj.
Zayıf yönlerini ele alalım dut tarımının Kemaliye’de. Üretim alanları engebeli ve optimal büyüklükte değil, küçük ve parçalı yapıda. Bir işletmenin ekonomik olabilmesi için belli bir miktar arazinin mevcudiyeti söz konusudur. Araziler engebeli olduğu için de tarım alet ekipmanlarıyla işleme yapmak, mekanizasyon sokmak çok problem. Üreticilerin bilgi eksikliği bir başka zyf yön; maalesef üreticiler bir çok açıdan yeni tekniklere ayak uyduramamış durumdalar. Örneğin, hiçbir şekilde gübreleme yapılmıyor şu anda. Sadece hüdaynabit bir tarım yani Allah’a havale edilmiş bir tarım var. Standart ve kaliteli çeşit azlığı başka bir sorun,bu konuda daha detaylı açıklama yapacağız. Üreticinin bir örgütlenmesi yok. Gerek üretim girdileri gerekse satış ve pazarlama açısından bir politika yok. İşleme sanayi de yok. Herkes kendi ürününü kendi işleyip dut’un yan ürünlerine yönlendirip kendisi pazarlama gayreti içerisinde. Fiyat ve pazar garantisi de yok. Sigorta sistemi henüz yerleşmiş değil. Bu sigorta sistemini bir çok açıdan önemli. Doğal afetler açısından. Tarım sigortaları kanunu çıktı ve tarım sigortası artık yerleşmeye başlıyor. Pazarlama ve altyapı organizasyonu iyi değil. Üretim sürecinde izlenebilirlik mevcut değil. İzlenebilirlik Avrupa Birliği uyum sürecinde şu anda önemli kriterlerden biri. Biz marketten bir ürün aldığımızda üzerinde barkot var. Bu barkot bizi ürünün nerden geldiğine ulaştırıyor. Örneğin diyelim ki bizim dut ve benzeri dutun ürünlerinde bu barkot sistemi olmuş olsa marketten alan bir üretici o barkot sayesinde dutun hangi ilde hangi köyde, hangi köyün hangi üreticisinde üretildiğini bulabilecek. Eğer bir sorun varsa direkt o üreticiyle muhatap olabilecek. Üretim miktarı çok düşük. Üreticinin yaş ortalaması yüksek. Yeni nesil tarımla uğraşmayı çok fazla sevmiyor. Dut bahçelerinin yaşlı olmasından dolayı verim son derece düşük. Bunlara da ya gençleştirme budaması yapmak gerekiyor bunların yerine yeni bahçeler tesis edilmesi gerekiyor.
Tehditlere devam ediyoruz. Küçük ve parçalı işletme yapısı yine dut tarımının gelişmesinde engel. Dış pazar talebine uygun bir çeşit ve kalitede ürün üretmek, bunun için de bir mutlaka arge çalışması yapmak gerekiyor. Hasat ve paketleme sırasında yapılan yanlışlar: Hasat dutlar yere döküldükten sonra yapılıyor. Bu da ciddi bir iş gücü gerektiriyor. Oysa dut bahçelerine bir file sistemi uygulansa dutlar daha pratik olarak hasat edilecek. Paketlenmede de gene standart bir paket ve marka oluşturulması gerekiyor. Arge’ye yeterince kaynak ayrılmaması ve hiç kaynak ayrılmaması başka bir zayıflık: Ben dün öğrendim Malatya meyvecilik araştırmada güzel bir dut koleksiyonu oluşturulmuş. Gen kaynakları toplanıyor Türkiye’nin. Bu güzel bir gelişme. Uzun yıllar dut tarımı yapılmasından dolayı bahçelerde oluşan hastalık problemi var.Bu hastalık da önemli ve yaygınlaşmaya başladı. Bu toprak kökenli bir hastalık, hastalıklar kısmında isterseniz gösterebilirim. Uzun yıllar dut yetiştirdiğinizde veya herhangi bir meyve türü yetiştirdiğinizde toprağa bitki kendisi için toksin olabilecek bazı maddeler salgılıyor ve verim ve kalite açısından sıkıntı yaşanıyor. Artı, toprak kökenli bazı hastalıklar yerleşiyor “fusaryum” dediğimiz değişik hastalıklar yerleşiyor, kökçürüklük hastalıklar yerleşiyor ve bitkileri baştan itibaren solduruyor.
Şimdi bu doğrultuda çözüm önerilerimiz ne, neler yapılabilir?
Kaliteli ve verimli çeşitler üzerinde durmalıyız. Biraz önce saydığımız yöresel çeşitler doğal mutasyonlarla ve varyasyonlarla ortaya çıkmış çeşitler bunlar. Çeşit de diyemeyiz, çünkü bir şeyin çeşit olabilmesi için tamamen karakterize edilip bunun tescil edilmesi gerekiyor. Bu çalışmaların mutlaka yapılması lazım. Bu iş için de üniversiteler veya enstitülere görev düşüyor, Çeşitleri toplayıp verim yönünden, kalite yönünden değerlendirmeleri, tanımlamaları gerekiyor. Hangi çeşit sofralık tüketime uygun, hangisi işlemeye uygun, bunların çok iyi belirlenmesi gerekiyor.
Modern teknikler kullanarak yetiştiricilik yapılması gerekiyor. Bu tekniklerden damlama sulama diyebiliriz, hasatta mekanizasyon diyebliriz, buna benzer teknikle….
Sertifikalı fidan kullanarak yeni bahçeler tesis edilmesi gerekiyor. Hocam da belirtti, fidan üretiminde çok yanlışlar var, yeterli değil fidanlar, fidan fiyatları oldukça pahalı. Modern fidanlıklar kurulup uygun anaçların da belirlenmesi gerekiyor. Topraktaki bu hastalıklara dayanıklı anaçlar belirlenmesi gerekiyor ve onlar üzerine tanımlanan, tescil edilen çeşitlerin aşılanıp yeni bahçeler kurulması gerekiyor.
Dut işlemeye yönelik küçük boyutlu işletmeler kurulması gerekiyor. Artık yeni gıda kanunlarına göre şu anda yapılan işlemeler çok uygun değil, modern tesisler kurulması gerekiyor. Bunun bir örneği var Malatya’da. Şükrüoğulları markasıyla dut, kayısı ve benzeri ürünlerin pekmezini ve yan ürünlerini yapıp önemli miktarda İsrail’e ihracat yapıyorlar.
Ürünlerin hasadının kolaylaştırılmasına yönelik teknikler, biraz önce de belirttiğimiz gibi ağ sistemi olabilir bahçelerde.
Hiçbir şekilde üreticimiz gübre kullanmıyor, kimyasal gübre hiç kullanılmıyor zaten, hayvan gübresi de hayvancılığın son derece yetersiz oluşundan ve hayvan gübresinin bulunmayışından dolayı o da kullanılmıyor. Dolayısıyla, verimde ciddi sıkıntılar var.
Eğer yeni dut bahçesi tesisleri yapılacaksa, optimum ölçekte olması gerekiyor.Bu en az beş dekar veya üzeri olmalı diyebiliriz. Organik tarımın desteklenmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Üreticilerin, organik tarım sertifikasyon ve kontrol kuruluşlarıyla işbirliği yapıp ürünlerine organik sertifika almaları daha da bir değer katacaktır. Üretici birlikleri kurulup ürünlerin her türlü girdisine ve pazarlamasına yönelik işbirliği yapılması gerekiyor. Sözleşmeli üretim düşünülebilir. Yeni üretim teknikleri mutlaka yaygınlaştırılmalı.
Ben kısaca bunları paylaşmak istedim. Hastalık ve zararlılar var. Bunlar çok fazla görülen şeyler değil, sadece mesela kök hastalık sorunlarına rastlıyoruz. Bir de, ufak çaplı dut koşniği denen bir zararlıya rastlıyoruz.
Ben teşekkür ediyorum beni dinlediğiniz için.
OTURUM BAŞKANI : Teşekkür ederiz.
Efendim, Ahmet Bey çok güzel konulara değindiler, yetiştiricilik konusunda da bizi aydınlattılar. Biliyoruz bir üretim dalının milli ekonomideki yerini belirlerken bazı kriterlerimiz var. Özellikle bahçe bitkileri tarımında bu çok önemli. Mesela ülkemiz bahçe bitkileri yönünden, meyvecilik yönünden kapladığı alan bakımından dünyanın başta gelen ülkelerinden biri. Topraklarının yüzde ikisinden, üçünden fazla bağ-bahçe ürünleri yetiştiren ülkeler bağ-bahçe ülkesi olarak tanımlanır. Bir üretim dalının milli ekonomideki yerini belirlerken yine iç ve dış ticaretteki yerinin ne olduğunu belirlememiz lazım. Üçüncü kriter, o üretim dalıyla geçinen nüfus oranı nedir, nüfus miktarı nedir, bunu belirlemek lazım. İnsan beslenmesindeki önemi nedir, halkının o üretim dalıyla beslenen insanları gözünde üretilen tarım ürünlerinin önemi nedir, bunu belirlemek lazım. Bir de, endüstriye sağladığı ham maddeler yönünden değeri nedir? Bütün bunları değerlendirdiğimiz zaman, ülkemiz bahçe bitkileri yönünden çok zengin ve milli ekonomiye önemli katkı sağlayan bir üretim dalı. Tabii dut bunlardan biri. Bahçe bitkileri yönünden dut önemli bir ürün. Bunu başta da söylediğim gibi yeni yeni anlıyoruz. Bazı spesifik yetiştirme alanlarımız var buralarda, geliştirmemiz lazım. Arkadaşımız çok önemli bir konuya yer verdi. Sezai Bey arkadaşımız da bunu belirtiler. Üretimde standardizasyon çok önemli. Üretimde standardizasyon yoksa bir üretim dalında, dünya ölçeğinde başarılı olamayız. Dünyanın isteklerini dikkate almamız lazım. Dut pazarlarını bulmamız lazım. Dutun bu değerlerini ortaya koyduktan sonra pazarlamada başarılı olmamız lazım. Ham madde yönünden gerçekten endüstriye büyük ölçüde hammadde sağlayabilir dut. Tabi üretimde standardizasyonda esas olan bir diğer konu da yetiştiricilik yönündeki standardizasyon. Fidan konusuda ve anaç konusunda da standardizasyona gidilmesi lazım.Gerek Tarım Bakanlığının gerek özel şirketlerin dut fidancılığına hak ettiği önemi vermeleri lazımdır. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Teşekkür ederim.
Efendim son panelistimiz Adem Kaya. Dut yaprağı sadece ipek böceğinin yem bitkisi değil, tabi o da hayvanlar grubuna giriyor ama Adem Bey “Büyük ve küçük baş hayvanların günlük yemlemesinde dut yaprağı nasıl kullanılır?” bununla ilgili bilgiler verecek. Buyurun Adem Bey…
DR.ADEM KAYA : Sayın Bakanım, Sayın Valim, Değerli Konuklar Hoş geldiniz. Benden önce hocalarım meyvelerinden bahsetti, ben de anlatacağım konuların daha çok çiftçileri ilgilendireceğini düşünüyorum. İpek böceği yetiştiriciliğinde geleneksel olarak yaprağından yararlanılan dut ağacının dünya genelinde bir çok araştırma birimlerinde yaprak üretim ve kalitesini iyileştirme amacıyla servisyonu yapılmaktadır. Dut yaprakları herbivorlar tarafından tüketildikleri gibi yüksek derecede sindirilebilirler ve tek mideli hayvanlara da yedirilebilen çok lezzetli yapraklardır..
DR.GÜLNUR GÜRLER : Pardon herbivor ne demek?
DR.ADEM KAYA : Herbivor, otçul hayvanlar yani otla beslenen hayvanlar demektir.Dut, değişik ülkelerde ipek böceğini beslemek için geleneksel olarak kullanılan bir çalı veya ağaçtır. En iyi bilinen türleri Himalaya Dağlarından orjin aldıkları düşünülen “Morus Alba” ve “Morus Nigra”dır. Buna ilaveten hocalarım da “Morus Rubra”dan bahsettiler. Bir kaba yem olarak dut yaprakları mükemmel bir besinsel değere sahiptir. İpek böceği yetiştiriciliğinde geleneksel olarak yaprağından yararlanılan dut ağacının dünya genelinde bir çok araştırma birimlerinde yaprak üretimi ve kaliteyi iyileştirme amacıyla servisyonu yapılmaktadır. Dut yaprakları lezzetli ve herbivorlar tarafından yüksek derecede sindirilebildikleri gibi, tek mideli hayvanlara da yedirilebilir. Mineral içeriği bakımından yüksek olan yaprakların anti besinsel faktörlerle toksik bileşikler içermediği yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. Tohum veya fidanlar kullanılmak suretiyle çok yıllık dut ağaçlarından bahçe tesis edilir. Hocalarım bu konuda daha önce bilgi verdiler biraz. Yaprak üretimi; varyete, sulama ,lokasyon, birim alanındaki ağaç sayısı, budama sıklığı, gübre uygulaması, yaprağın yaşı ve hasat tekniğine bağlı olarak değişir. Sindirilebilir besin maddeleri bakımından dut yaprağı bilinen kaba yemlerinin çoğundan mükemmel denilebilecek düzeyde daha iyi durumdadır.
DR.GÜLNUR GÜRLER : Bilinen kaba yerler derken?
DR.ADEM KAYA : Bilinen kaba yemler baklagil yemleri, buğdaygil yem bitkileri gibi ruminant ve omurgasız hayvanlara verilen yonca olsun, korunga olsun bunun gibi kaba yemler. Ülkemizde meralarımızda bulunan yemler bunlar..
DR.GÜLNUR GÜRLER:Fabrika yemi de buna dahil mi?
DR.ADEM KAYA : Fabrika yemleri de konsantre yemler. Tabi onlar da dahil ve onlarda konsantre yem olarak kullanılırlar.
OTURUM BAŞKANI : Kaba yem değil bunlar. Saman, ot vesaire bunlar kaba yemler.
DR.ADEM KAYA : Dut yaprağı süt sığırı rasyonlarında konsantre yemin bir kısmının yerine; koyun, keçi ve tavşanlar için ise temel yem olarak kullanıldığı gibi tek mideli hayvanların rasyonlarına da yem hammaddesi olarak katılabilir. Çin, Afganistan ve Hindistan’ın belirli bölgelerinde dut yaprağı rumünantlar için hazırlanan kaba yem karışımlarında geleneksel olarak kullanılır. Batı Bengal’de iyi gübrelenmiş ve sulanmış 1000 hektarlık dut dikili alanda yılda 5 kez budamayla yaklaşık 19-28 ton dut yaprağı elde edilmiştir. İpek böceği yetiştiriciliği yapılan yerlerde, dut yaprakları ipek böceğine yedirildikten sonra geriye kalan artıklar genelde hayvan yemi olarak değerlendirilir. Bu gibi yerlerde ipek böceği ve özellikle su sığırı yetiştiriciliğinin birlikte yapılmasının daha doğru olacağı araştırmacılar tarafından önerilmektedir. Meyvesi için dut ağaçlarını yetiştiren yakın doğu ve Asya ülkelerinde dut yetiştiriciliği ile çiftlik hayvan yetiştiriciliği birliği kendiliğinden ortaya çıkmıştır.
Dut Yapraklarının Besin Madde Kompozisyonları: Dut yaprakları kuru madde esasına göre tablodan da görüldüğü gibi ham protein, ham yağ, ham selüloz, nitrojen,kalsiyum ve fosfor gibi besin madde kompozisyonları ve yüzdelikleri görülmektedir. Hücre duvar unsurları yüzde 5 oranında hemi selüloz, yüzde 19-25’i selüloz ve yaklaşık yüzde 11’i de ligninden oluşmaktadır. Protein olmayan ve nitrojenli bileşikler, genç yapraklarda toplam nitrojenin yaklaşık yüzde 22’sini, olgunlaşmış yapraklarda ise yüzde 14’ünü oluşturmaktadır. Ayrıca dut yaprakları karoten, vitamin B1, folik asit, vitamin D ile az miktarda da bakır, çinko, bor ve mangan içermektedir. Dut yapraklarının kalsiyum içeriğinin rasyonda ihtiyaç duyulan seviyenin üzerinde olması, süt veriminin pik noktaya ulaştığı dönemde yüksek verimli süt sırlarının diğer besin maddeleri ile birlikte bu minerale olan ihtiyaçların bir kısmını karşılayabilmektedir. Kalsiyum fosfor metabolizmasıyla çok yakından ilgilidir. Dut yapraklarındaki yüksek kalsiyum fosfor oranı, rasyona fazla miktarda dut yaprağın katılması durumunda, kalsiyum ve fosfor vitamin D metabolizmasıyla ilgili problemlere neden olabilir ki, bu da sığırlarda kısırlığa neden olabilir. Dolayısı ile dut yaprakları genellikle çiftlik hayvanları için hazırlanan rasyonlarda yemin sadece bir kısmının yerine kullanılmalıdır.Çeşitli yemlerin kimyasal kompozisyonları ile ilgili değişik araştırmacılar tarafından tespit edilen sonuçlar tablo 1’de görüldüğü gibi şöyledir: Dut yaprağının kuru maddesi yüzde 28, ham proteini yüzde 21,kuru madde yıkılabilirliği yüzde 80 olarak belirtilirken; fabrika yeminin ham protein oranı yüzde 17 ve kuru madde olarak yıkılabilirlik oranı yüzde 85 civarlarındadır. Dut yaprağı ile fabrika yemi birbirlerine gayet yakın ve buğday yem bitkilerinden oldukça iyi durumdadırlar.
DR.GÜLNUR GÜRLER : Pardon. Ben bir şey sormak istiyorum. Şimdi bunun anlamı ne? … …
DR.ADEM KAYA : Alınan bu kuru maddenin vücut tarafından değerlendirilebilirliği kastediliyor.Hayvan beslemede kullanılan geleneksel kaba yemlerle mukayese edildiğinde dut yaprağının kuru madde ve diğer besin maddeleri bakımından daha zengin olduğu görülmektedir. Genel olarak ham protein oranının çoğu baklagil kaba yemlerinin ham protein oranıyla benzer olduğu düşünülmektedir. Ruminant beslenmesinde kullanılan diğer yemlerle mukayese edildiğinde protein oranı % 15-25 civarında,organik madde yıkılabilirliği % 75’le 90 arasındadır.
OTURUM BAŞKANI : Adem Bey, bu bazı yabancı terimleri açıklayarak sunum yapınız, arkadaşlarımızdan konuyla ilgisi olmayanlar anlamayabilirler, onları biraz açıklayarak izah ediniz.
DR.ADEM KAYA : Tamam efendim. Konsatre yem dediğimiz enerji yemleri, hayvanlara verilen yoğun,kesif yemleri ifade ediyor.Bunlar dğier kaba yemlerdendaha fazla ham protein ve enerji içeren yemler demektir.Lignifikasyon dediğimiz de ağaçların yaşlanmasıyla gövdelerinin saplarında hayvanlar tarafından değerlendirmeye müsait yapıların oluşması anlamına gelmektedir .Dut bu yaşlanmaya maruz kalmamış saplarda dahi % 17-14 ham protein, % 56 ve 70 yıkılabilir organik madde içermesinden dolayı iyi bir besin ve kaliteye sahiptirler.
Burada ki tablo da budama sıklığının, budama sayısının ham protein ve sindirilebilir kuru madde üzerine etkilerini göstermekte… Budama sayısı arttıkça dut yaprağında ve yaprak sapında ham proteinde bir artış görülüyor, sindirilebilir kuru madde kısmında çok az bir düşüş görülüyor.
DR.GÜLNUR GÜRLER : Yani, bu ne demek?
DR.ADEM KAYA : Yılda 3 veya 4 defa budandığı zaman yaprak dut ağacının % 20 civarında protein yaprağında ve sapında % 8.5 civarında ham protein artması oluyor, yalnız sindirilebilir kısmında hafif bir düşme olduğu görülüyor yani, biraz önce söylediğim gibi yaşlanmayla lignifikasyonun artmasından dolayı sindirilebilirliğini azaltıyor, değerlenimini azaltıyor. Yüksek sıcak ve ışık bütün fraksiyonlarda su ve protein içeriğiyle kuru madde sindirebilirliğini düşürür, kuru madde oranını ise arttırır. Yüksek ışık fotosentez aktivitesinin fazla olmasından dolayı hücre duvarı componentlerini ve büyümeyi artırır, nitrat seviyesini ise azaltır.
Burada dut yaprağının varyetelerinin amino asit bileşikleri ortalamaları görülmekte. Bunlar esanisyel amino asitlerdir yani vücut tarafından üretilmeyen, dışarıdan alınması gereken amino asitlerdir.
Ruminant rasyonlarında dut yaprağının kullanılması: Sığır, koyun ve keçi gibi geviş getiren ruminant hayvanlarla yürütülen çalışmalar, dut yaprağı içeren rasyonlarla beslenen hayvanlarda kuru madde tüketimi ile süt verimi ve canlı ağırlık artışlarının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Dut yaprağının merada otlayan sığrların süt verim ve kuru madde tüketimleri üzerinde etkisinin incelendiği çalışma sonuçları aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere şöyledir: Merada 3 gruba ayrılmış hayvanlar: 1. gruba meraya ilave olarak fabrika yemi verilmiş, diğer gruba dut yaprağı verilmiş, diğer gruba da ilave yem verilmemiş. Bunların süt verimleri incelendiğinde fabrika yemi ile dut yaprağı verilen hayvanların süt verimleri birbirlerine çok yakın bulunmuş, buğday yem bitkisi ile beslenen hayvanlarınkinden yüksek olduğu görülmüş .Dut yaprağı eklenen grubta, süt verimi bakımından ve üretim miktarı bakımından net gelir daha yüksek olmuştur, çünkü dut yaprağı fabrika yemine göre çok daha ekonomiktir.
Dut yaprağı verilen hayvanların sütlerinde de süt kimyasal kompozitlerinde bir değişiklik olmadığı tablodan görülmektedir.Fabrika yemiyle beslenenlerin protein, yağ ve toplam kuru madde miktarları ile dut yaprağınınki birbirine eşit; diğer baklagil ve buğdaygil yem bitkileriyle beslenenlerinkinden ise yüksek olduğu görülmektedir.
Holştayn süt sığırlarına verilecek olan fabrika yeminin sırasıyla % 40’ı ve 75’ini dut yaprağının oluşturduğunda, yem tüketimi ve süt verimini hangi yönde değiştireceğinin araştırıldığı bir çalışmada da fabrika yeminin bir kısmının yerine dut yaprağı ikamesinin süt verimi üzerine önemli bir etkisinin olmadığını ortaya konmuştur. Maksimum düzeyde dut yaprağı içeren fabrika yemiyle beslenen grupta, meraya ek olarak fabrika yemi tüketen gruba göre net gelirin % 11.5 daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.Çünkü dut yaprağı daha ekonomiktir. Yapılan çalışmalar, sütün yağ içeriği ve miktarıyla hayvan sağlığına hiçbir negatif etkisi olmadan, süt sığırlarına hayvan başına günde 6 kilogram dut yaprağının verilebileceğini göstermiştir. Dut yaprağının kalsiyum oranı çok yüksek olduğu için süt hayvanlarının pik dönemlerinde, yani süt verimlerinin en yüksek olduğu dönemlerinde, dut yaprağı verilirken dikkat edilecek husus ikiye bir oranlı olarak rasyona katılmasıdır. Çünkü kalsiyum-fosfor oranı çok önemlidir. Kalsiyum-fosfor oranı ikiye bir veya en azından bire bir olacak şekilde fosfor ilavesi edilmeli ya da 6 kilogramdan fazla dut yaprağı yedirilmemelidir.
Dut yaprakları ergin koyunların yaşama payı ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde besin madde kompozisyonuna sahiptir. Siyah karınlı kuzularla yapılan diğer bir çalışmada da bir buğdaygil yem bitkisi olan “king grass” alan kuzulara kuru madde esasına göre canlı ağırlıklarının işte % 0.5, 1, 1.5 ‘u kadar dut yaprağı yedirilmiş. Gruplarının günlük canlı ağırlık artışları tablodan görüldüğü üzere canlı ağırlığının % 0.5’i kadar dut yaprağı yedirilen kuzulardaki ağırlık artışı 75 gram, canlı ağırlığının % 1’i kadar kuru dut yaprağı yedirilen hayvanlarda kuzularda 85 gram, 1 buçuğu kadar verilen hayvanlarda da 101 gram olarak kaydedilmiş, rapor edilmiştir. Yani, ağırlık artışındaki en iyi sonuç, canlı ağırlığının % 1,5’ğu kadar dut yaprağı verilen hayvanlardan elde edilmiştir
Monogastrik rasyonlarında dut yaprağının kullanılması: İpek böceği oldukça basit bir sindirim sistemine sahiptir ve bir çok bakımdan sindirim sistemi diğer monogastrik hayvanlarınkiyle mukayese edilebilir, bu nedenle dut yaprağı en azından monogastrik rasyonlarındaki yem ham maddelerinin biri olarak kullanılabilir. İpek böceklerinin sindirim sistemi oldukça basittir ve monogastrik hayvanların sindirim sistemine benzediği için …
DR.GÜLNUR GÜRLER: Pardon, diğer monogastrikler ne?
ADEM KAYA : Monogastrikler tek mideli hayvanlar demektir. İşte örneğin atlar tavşanlar, geviş getirmeyenler ve kanatlı hayvanları da onların içerisine alabiliriz.
Büyümekte olan domuzlarla yürütülen bir çalışmada, ticari besin yeminin kademeli olarak % 20’ye kadarının dut yaprağı ile değiştirilmesi ile rasyonlar hazırlanmış ve en iyi sonuçların % 15 dut yaprağı içeren ticari yemle beslenen grupta elde edildiği bildirilmiştir. % 15 dut yaprağı içeren ticari yemle beslenen grupta hem günlük canlı ağırlık artışı 680 gramdan 740 grama yükselmiş hem de en az masrafla daha fazla verim elde edilmiştir. Yani monogastrik hayvanlardan birisi de domuzdur.Ayrıca balık da monogastrik hayvanlardandır.
Bir araştırmacı angora tavşanlarını sadece dut yapraklarıyla yemlemişler ve tavşanların günlük kuru madde tüketimi ile bu kuru maddeyle almış oldukları ham protein ve sindirilebilir eneri miktarlarını sırasıyla 68,5 gram ham kuru madde, 11.2 gram ham protein, besin değeri 175 kilo kalori bir enerji aldıklarını bildirmişlerdir.
DR.GÜLNUR GÜRLER: Adem Bey,yani ne demek oluyor şimdi bu, yani ağırlıkları iyi mi artıyor, iyi bir şey mi oluyor?
DR.ADEM KAYA : 68.5 gram kuru madde, yani günlük dut yaprağındanbu kadar kuru madde almıştır. Aşağıda da ham selülozun, ham proteinin bunların sindirilebilirlikleri var ve bu değerler bence iyi.Aynı çalışmada kuru madde, ham protein ve ham selülozun sindirilebilirliklerinin sırasıyla % 64, 74 ve % 64 olduğunu ifade etmişlerdir.
Kanatlılarda yürütülen bir diğer çalışmada tavuk rasyonlarına %6 kadar örtülmüş dut yaprağı ilavesinin yumurta verimi ve büyüklüğünü arttırdığını, yumurta sarısı rengini ise iyileştirdiğini bildirmişlerdir.
Sonuç olarak konuyla ilgili son 15-20 yıldan beri çalı ve ağaç yaprakları üzerine yürütülen çalışmalardan elde edilen sonuçlar çok sayıda araştırıcı tarafından değerlendirilmiş ve bunlar içerisinde hayvan besleme açısından en iyisinin dut yaprağı olduğu bildirilmiştir. Dut yaprağının protein oranı ve sindirilebilirliğinin yaygın olarak kullanılan kaba yemlerinkinden daha yüksek, konsantre yemlerinki ile ise mukayese edilebilir seviyede olduğu belirtilmekte ve tek başına dut yapraklarının hayvanların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan tüm besin maddelerini yeterli miktarda içerdiği ifade edilmektedir. Ayrıca lokal olarak yetiştirilen dut yapraklarının besin değerinin tahıllara dayalı olarak hazırlanan konsantre yemlerinkine eşit olduğunu ve bu özelliğinden dolayı bir çok kaba yem karışımında güvenli olarak kullanılabileceğini rapor etmiştir. Sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.
OTURUM BAŞKANI : Adem Bey teşekkür ediyoruz.
Efendim gördüğünüz gibi dutun meyvesi yanında diğer kısımlarından da özellikle yapraklarından değişik şekillerde faydalanıldığını görmekteyiz .Nitekim dut yaprağı, ipek böceğinin beslenmesinden farklı olarak, yüksek sindirilebilirlikleri ve iyi protein içerikleri nedeniyle hem geviş getiren hem de tek mideli hayvanların ve balıkların beslenmesinde de önemli yeri olan bir bitkidir.
Dut yapraklarından hazırlanan çayın yeşil çaydan 10 kat daha fazla gama amino bütüirikasit içerdiğini hocam gayet iyi bilir. GABA’in kan basıncını düşürdüğünü özellikle vurgulamak istiyorum. Bir de sakinleştirici özelliği vardır. Çok sinirli bay ve bayanlara önerimiz bu sakinleştirici etkisinden faydalansınlar efendim.
Sarhoşların o kritik dönemlerini atlatmaları için de dut yemelerini öneriyoruz, bu araştırmalarda tespit edilmiş. Ayrıca tabii kan şekeri düşünce bu sakinleşme olayı meydana geliyor, o çok önemli.Kan şekeri glikozdur. Bu glikoz belası öyle bir bela ki kanda belli bir seviyenin üzerine çıktığı zaman çok sinirli oluyoruz,ben de şeker hastasıyım ondan biliyorum. b Ve dut yaprağı öneriyoruz. Denek olarak beni kullanabilirsiniz Sayın Hocam. Benim denemediğim bitki kalmadı, dut yaprağını da yerim.
Ayrıca kurutulmuş dut çayı tozu Çin’de çörek, bisküvi, kek, ekmek yapımında kullanılmaktadır. Bu da çok önemli, bilinmeyen yönlerinden biri mesela. Amerika’da dut ağacının kabuğunun içteki kısımları kızartılıp una katılarak çorbalara kıvam verici olarak, yani ura olarak da kullanılıyor. Ekmek yapımında tahıla karıştırılıyor. Dallarından çıkarılan kuvvetli ve dayanıklı lifler aşı, çelik ve fidan bağlama gibi yetiştiricilikle ilgili bizim yönümüzden çok önemli işlerde değerlendiriliyor. Duttan kağıt üretimi ve çuval yapımında da istifade edilmektedir.Sanıyorum buada bir çuval fabrikası var,onda kullanılan malzeme sentetik miydi acaba? Bir de yine bizim yetiştiricilik yönünden önemli bir uygulaması var. Yemeklik mantarlar yetiştiriciliğinde kompost hazırlamakta kullanıyoruz dut yapraklarını….
Diğer özellikleri aşağı yukarı belirtildi; kara dut kök ve gövde kabukları müshil ve tenya düşürücü olarak da biliniyor.E efendim, tabii tekniğin, teknolojinin gelişmesiyle bu bitkilerin biyolojik özellikleri, insan sağlığına olan katkıları günü geçtikçe daha iyi öğreniliyor. Bizim bir çalışmamızda bir sonuç ortaya çıkmıştı, onu size takdim edeyim: Dutun esansiyel yağ asitleri yani beyin hücrelerini onarıcı, hafızayı güçlendirici olarak bilinen omega 3 ve 6 içerdiğini bulduk. Bundan da istifade edilebilir, bunu da lanse edebilirsiniz efendim. Tabii sizin de bu konuda söyleyeceğiniz vardır.
PROF.DR.EKREM SEZİK : Bitirin de ben sonra eklemelerimi yapayım.
OTURUM BAŞKANI : Tamam efendim. Biz konumuz olmamasına rağmen böyle yan özelliklerini de tespite çalışıyoruz projelerimizde. Sizin konularınıza da biraz girmiş oluyoruz ama … peki efendim.
Efendim, panelimizin birinci oturumu burada sona ermiştir. Değerli izleyicilerimiz bazı sorular verdiler, cevaplandıralım sonra katkısı olacak arkadaşlarımıza söz vereceğiz, buyurun.
PROF.DR.EKREM SEZİK : Efendim şimdi ben önce şunu söylemek istiyorum. Tabii benim verdiğim bilgiler ana hatlarıyla verildi. Pek çok ana madde var, pek çok kullanılış var, ama bir hataya düşmemek lazım. Bir bitkinin veya bir bitkisel ürünün bazı amaçlar için kullanılabilir olması için bir kere daha önce kullanılanlardan daha etkili, daha iyi ve daha ucuz olması lazım. O yüzden mesela ben bazı etkilerini söylemedim dutun. Ve yine kullanılabilir diyebilmemiz için sadece içinde bulunuyor olması yeterli değildir. Bunun en güzel örneği kuşburnu C vitamini kaynağıdır denir, değildir, çok büyük bir yanlıştır, C vitamini kuşburnunun en dışındaki kabuklarında bulunur. Yüzdeye vurduğunuz zaman çok ama, toplamını başka ürünlerle mukayese ettiğinizde azdır.Örneğin bir bardak portakal suyundaki C vitaminini alabilmek için en azından 1 kiloya yakın kabuk yemek gerekir ki bu da mümkün değildir. Yani bazı şeyler yüzde şu kadar dendiği zaman o etkiyi sağlamak için kullanılabilir demek çok doğru olmuyor. aynı husus hocamızın bahsettiği araştırmada bulunan omega 3 ve 6’lar için geçerlidir.Evet vardır ama, çok ucuz ve kolay omega 3 kaynakları varken yeterli miktarı almak için belki birkaç kilo dut yemek gerekecektir. Yani, vardır başka, kullanılabilir başka. Maalesef bu hayvan deneylerinden bahsederken kelimelerimizi çok dikkatli seçmek zorunda kalıyorum.. Çünkü muhtemeldir ki bazı söylediklerim gazeteci arkadaşlar tarafından dut şu işe, kabuğu bu işe yarıyormuş deyip bir başlık yapılacak. Üzerinde çalışılır ise mesela sadece anti diyabetik etkide şu an ümit var, ileride bir ilaç çıkabilir ama, diğer etkilerin mevcut olması bunun bir ilaç olarak kullaılabileceğini göstermez. Bu ikisini birbirinden ayırmak lazım.
Sayın Kaymakam Bey, Yaşar Bey bir soru sormuş, ben onu bu genel hatırlatmayı yaptıktan sonra cevaplandırayım. Zannediyorum kuru dutla ceviz dövülerek bir karışım yapılıyor.Buna da lök deniyor. Bu lökhane oradan geliyormuş, ben nedir diye kestirememiştim, öğrenmiş oldukKaymakam Bey bundaki acılaşmanın nasıl önleneceğii sordu.. Şimdi bu tip ürünlerde şuna dikkat etmek lazım, ceviz yağ asitleri bakımından zengindir. Bunu dövüp bir başka ürünle karıştırdığınızda mikroorganizma üremesi olduğu zaman bunlar yağ asitlerini parçalayıp acımasına sebep olur. Dolayısıyla bir süre sonra bozulma olabilir.Bunun bir örneği mesela keten tohumunda var. Keten tohumunun kullanılışı son derece yanlış olarak söyleniyor, dövülmüş olan satılıyor ve o şekilde yeniyor, halbuki yanlıştır. Taze olanı dövüp bir buzdolabında saklamak şartıyla bir hafta içerisinde tüketmek gerekir, yoksa keten tohumunda da aynı durum olur. Yağlar parçalanır, asitler ortaya çıkar, bu aynen bir yağın acıması gibidir.Tadı acır, bozulur, mikroorganizma ürer. Lökte de aynı durum olabilir, o yüzden nasıl yapılıyor onu bilmiyorum, ya taze yapılıp yenmeli veya eğer böyle 1 ay falan yenecekse yapılıp buz dolabında saklanmalı veya steril yapılıp vakumla ambalajlanmalı, sağlıklı yiyebilmek için hiç olmazsa buzdolabında saklanması gerekir efendim. Bilmem cevaplandırabildim mi?…
KAYMAKAM YAŞAR AKSANYAR : Dutla ilgili bir sorun da şu yönde hocam, özellikle taze dutun mevsimi çok kısa sürüyor biliyorsunuz, bu saklama koşullarını maksimum fayda elde edecek şekilde nasıl uzatabilir ve ürünü değerlendirebiliz?
PROF.DR.EKREM SEZİK : Sofralık dut saklama benim konum değil, yani onu bilemem, arkadaşlar, hocalarımız belki bilir, ya da gıda mühendislerine sormak gerekir.Lök gibi bir bir karışımdan bahsedebilim çünkü, içinde kimyasal yapısını bildiğim maddeler var.
OTURUM BAŞKANI : Efendim müsaade eder misiniz? Bu bizim çok önemli bir ürünümüz. Erzincan’da dövmeç deriz biz buna. Markalaştırmak çok üzerinde durduğumuz bir konu. Tabii taze biz tüketiyoruz dövmeci, yani cevizle dutun karışımını dibeklerde döveriz taze olarak tüketiriz. Ama onun fabrikasyon halinde vakum içerisinde paketlenmesi yapılarak uzun süre muhafaza edilebilir efendim. Yani bu dövmeçe burada lök mü deniliyor? Erzincan’da dövmeç deriz biz.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN : Hocam Odalar Birliği’nin restore ettiği konağın altında löphane kuruldu, onu görmenizi tavsiye ediyorum.
OTURUM BAŞKANI : Tamam efendim. Başka sorusu olan arkadaş varsa yazılı olarak versin efendim, sözlü de olabilir zaman açısından, buyurun efendim.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN : Efendim müsaade ederseniz Eğin’e has bir beyaz dut türü var o çekirdeksiz, ben başka yerde çekirdeksiz duta rastlamadım, ondan hiç bahsedilmedi. İkincisi, eskiden dam bir hanenin ekonomik hayatında çok önemliydi, sosyal bakımdan da önemliydi.Düğünlerin derneklerin yapıldığı, ailenin toplandığı, yemek yediği, hava şartlarına göre dutun kurutulduğu, pestil yapıldığı bir sosyoekonomik unsurdu. O adetler kalktı, benim sormak istediğim şu, güneşte kurutma ile şimdiki teknoloji ile etüv cinsi fırınlarda yaptığımız kurutma arasında mineral ve vitamin bakımından fark olabilir mi? onu soracaktım, Bir de dutu biz sadece meyve olarak ele aldık, Halbuki benim çocukluğum 40’lı yıllardır, evlerimizde dokuma tezgahları vardı, ipek böcekçiliği oldukça ileriydi Eğin’de bu konuda acaba yeniden ipek böcekçiliği yetiştiriciliği başlayabilir mi? Hocam oturduğunuz yerden, mikrofon var orada nasıl olsa.
PROF.DR.EKREM SEZİK :Efendim ben sadece kurutmayla ilgili sorunuza cevap vereceğim ,ipek böcekçiliği kousunu bilemem. Dutu güneşte kurutmaktansa diğer sistemde kurutmak daha iyidir, çünkü daha hızlı kurutma yapılır.Yalnız kurutmada şimdi baharat ve mikrodalga vs.gibi yöntemler kullanılıyor bazen, o yanlış. Başımıza dert olan aflatoksin gibi bulaşmaları da hızla önleyeceği için bildiğimiz ısı ve yürüyen şeritlerde kurutma her zaman daha iyidir. Zaten tesis olmasının yararı da o. Herkesin getirip bir yerde dutunun hızla kurutulmasının şartları sağlanabilir.Ayrıca güneşte durduğu zaman uzun süre açıkta kaldığı için daha çok kimyasal yapısını bozan etkilere maruz kalıyor. Halbuki diğerinde daha kısa zamanda kuruduğu için hem sağlıklı, hem kimyasal yapısı bozulmadan kalabilir, daha iyidir. Bitkilerde, droglarda yapıyoruz biz bu işi de o yüzden ben atıldım, cevap verdim.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN : Aflatoksin çok önemli teşekkür ederiz.
BİR KATILIMCI : Dutun içerdiği su oranı dikkate alındığında taşıma şartlarında zedelenme ile suyun kaybolması gibi sorunlar ortaya çıkmaz mı? Yani, taşınarak kurutulması biraz daha zor olmaz mı?
PROF.DR.EKREM SEZİK : Şimdi, tabii bu bir organizasyon meselesi. Kırmızı biberde şimdi bu güçlük yaşanıyor Türkiye’de. Evvelce serilerek kurutulurdu ama aflatoksin oluyor, çürüyor, üzerinde üç bacaklılar, beş bacaklılar bir dolu şeyler geziyor. Şimdi bunu bu Kahramanmaraş ve Nur Dağı’nda bu gayet iyi yapmaya başlanıyor. Çuvallarda geliyordu, o zaman yine biraz arızalı oluyor. Büyük plastik kaplara konarak fabrikalara hızla getiriliyor, orada bekletilmeden hızla kurutuluyor. Tabii her iş bir organizasyon meselesi. Yani eskiyi unutup yeni bir şekilde kurutmayı nasıl yapabiliriz diye düşünmek lazım. Bunun küçük işletme örnekleri var. Tıbbi bitki tarımı yapılan yerlerde illa 20 kilometre, 30 kilometre, 50 kilometre ötedeki kurutma tesislerine götürmezler. Diyelim ki ulaşılabilen 5-10 kilometre ötedeki bir kurutma tesisi küçük çaplı yapılıp, ambalajlanıp esas işleneceği fabrikaya gidebilir.
OTURUM BAŞKANI : Sayın Bakanımın diğer bir sorusu vardı çekirdeksiz dutla ilgili. Efendim çekirdeksizlik bütün meyvelerde çok önemli bir konu, dünyada çekirdeksiz meyvelere doğru bir yöneliş var. Mesela karpuzun bile çekirdeksiz tipinin ıslahı yapıldı biliyorsunuz. Çok küçük çekirdekli karpuzlar. Dutta da aynı bu, döllenmeyle ilgili bir konu, bir de çeşit özelliği. Buyurduğunuz gibi çeşit özelliği de çok önemli. Bizim çalışmalarımızda çok sayıda çekirdeksiz duta rastladık. Morus rubra ve nigra çekirdeklidir. Alba genelde çekirdeksizdir. Çekirdekli olup olmaması bir kalıtsal yapısı ile ilgilidir. Yani bir çeşit vardır ki döllenme olmadan da meyve bağlayabilir, yani çekirdek oluşmadan da meyve bağlayabilir. Bazı çeşitler de vardır ki mutlaka meyve bağlayabilmesi için döllenme olması lazım, çekirdek oluşması lazım.
TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ BAŞKANI : Hocam Eğin dutuna başka yerde rastlanmış mı, var mı?
OTURUM BAŞKANI : Şimdi, efendim ben biraz önce üretimde standardizasyon derken bizim markalanmış bir çeşidimizin olmadığını söylemek istiyorum.Eğin civarında yetişen dutlara bir isim verilecektir, yani bu konuda bir ıslah çalışması seleksiyon ıslahıyla başladı.
TPE BAŞKANI : Şimdi, biz Patent Enstitüsü olarak Uluslararası Patent Birliği’ne de bağlıyız ve bütün dünyada akredite edilmiş durumdayız, coğrafi işaretler veriyoruz, Eğin dutuna da coğrafi işaret belgesi almak istiyoruz.
OTURUM BAŞKANI : Mesela biz işte ona numara veriyoruz, diyelim plaka numarasıyla başlıyoruz veya bu konuda çalışan arkadaşın ismiyle markalandırıyoruz, bunlar mümkün efendim.
Şimdi, bizim bir ıslah çalışmaları programımız var. Biz Türkiye’ye has veya yörelere has tip bulmak istiyoruz, yani çeşit bulmak istiyoruz. Eğin’e has böyle bir tip varsa bunu markalandıracağız, Eğin Dutu diyeceğiz veya Kağızman Dutu diyeceğiz veya Erzincan Dutu diyeceğiz. Islah çalışmalarına başladık efendim, çok geç kalmamıza rağmen bir seleksiyonla işe başladık efendim. Yani tabiatta mevcut olanlardan en iyilerini seçmeyle işe başladık. Bir de melezleme çalışmaları var bu konuda. Bunlar çok uzun vadeli ve çok pahalı çalışmalar, herhalde bizden sonraki kuşak devam ettirecek bunları.
Evet, Sezai Bey arkadaşımıza bir soru var buyurun.
TPE BAŞKANI : Pardon bu konunun devamı olarak bir şey eklemek istiyorum. Aslına bütün yöresel ürünlerde bu markalaşma ,isim ve kalitenin muhafazası çok önemli. Eğin Dutu’nun da Sayın Bakanımın da belirttiği gibi, belirli özellikleri olan bir dut. Bu dut adeta Eğin’in sembolü.Hem bahsettiğiniz gibi ekonomik değerini muhafaza etmek, hem kültürel değerini, kimliğini ortaya koymak, hem yöresel kalkınma açısından bunları biz Patent Enstitüsü olarak coğrafi işaretli olarak koruyoruz. Mesela Malatya kayısısı gibi.Tabii orada ekonomik değer çok daha yüksek, yahut Adana Kebabı gibi bu Eğin Dutu da işaretlenecek. Şimdi, Arapgir de aynı şekilde kara üzüm için başvuruyor. Eğin Dutu gibi aynı zamanda başvuruyu gerçekleştirdiler. Bu şekilde bundan bir ekonomik, sosyal, kültürel bir değer üretebilirsek hocam belki diğer ürünlerimiz de akabinde arkasından gelecektir.Halımız ve diğer ürünlerimiz de …. teşekkür ederim.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN : Hocamızla işbirliği yapın.
OTURUM BAŞKANI : Efendim, Bakanım da buradayken Maliye Bakanı Müsteşarım da buradayken bizi desteklesinler, projesmize katkı sağlasınlar, hemen bir yüksek lisans ve doktora tezi vereyim bu konuda. Eğin Dutu’nun markalanmasıyla ilgili onun bütün özelliklerini ortaya çıkarırız.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN : HocamSantez diye bir projeyi Orta Doğu Teknik Üniversitesi’yle Teknokent’te yürütüyoruz ve şimdiye kadar 104 proje yürüyor. Eğin Dutu’yla ilgili böyle bir tez hazırlatırsanız Ar-Ge genel müdür yardımcımıza her türlü maddi desteği veririz …
OTURUM BAŞKANI : Derhal efendim, hemen.
PROF.DR. SEZAİ ERCİŞLİ : Bu konuyla ilgili bir şey ilave edebilir miyim efendim?
OTURUM BAŞKANI : Buyurun.
PROF. DR.SEZAİ ERCİŞLİ : Şimdi Eğin Dutu’nun marka olabilmesi için sadece dış özelliklerinin, fenolojik dediğimiz özelliklerinin belirlenmesi yeterli olmuyor. Çünkü meyve ağırlığı veya rengi Kemaliye içinde dahi değişiyor, bahçeden bahçeye değişiyor. Onun kesin standardı DNA parmak izi dediğimiz moleküler tekniklerle yapısının tamamen tanımlanmasıdır. Biz, DPT’ye çok teşekkür ediyoruz, bize Erzurum’da çok güzel bir laboratuar kurdular, moleküler genetik laboratuarı. Başında ben bulunuyorum, o çalışmaları biz bir hafta içerisinde bitiririz. Eğin’deki bütün dutları tarayıp Eğin Dutu denilen dutun gerçek ana ve babasını moleküler olarak buluruz..
OTURUM BAŞKANI : Sezai Bey, müsaade ederseniz parmak iziyle ilgili bir açıklama da ben yapayım.
Biliyorsunuz bir tür içerisinde çeşitlerin birbirinden farklılığının tespiti oldukça zordur, şimdi biz Eğin Dutu olarak bulduğumuz bir dutu size getirsek buna marka verelim desek bir başka yerden itiraz gelebilir bize. Derler ki ” Aynı duttan bizde de var”.Ama DNA parmak izi öyle bir şey ki bu gen yapısı ile ilgili. DNA farklılığını ortaya çıkarırsak hiç kimse itiraz edemez.
SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN: Hemen başlayalım Hocam,para hazır ,her konuda.
PROF. DR.SEZAİ ERCİŞLİ : Birkaç tane daha soru var hocam bana. Bir tane hasatla ilgili soru var Sayın Kaymakamım soruyor, dünyada hasat kayıplarını en aza indirgeyecek başka tip hasat yöntemleri var mı, farklı hasat metodlarından bahsedebilir misiniz?
KAYMAKAM YAŞAR AKSANYAR : Sadece kastım şu, dutun hasadında zaman ve ürün kaybının önüne nasıl geçilir? Ben burada 2 yıldır görev yapıyorum, bunu çok gözlemledim.Valanın üzerinde ya da elle toplama yapılıyor. Bu çok yoğun bir iş gücü kaybıdır. Bunun yerine hasadı pratikleştirecek metodlar olursa üretim daha artabilir, belki başka hasat metodları vardır.
PROF. DR.SEZAİ ERCİŞLİ : Şimdi, tabii bunun için öncelikle modern bahçeler kurmamız lazım. makineli hasada geçmek istiyorsak eğer bu çok önemli Sayın Kaymakam. Biz Erzurum’da geçen yıl 3 kişi kaybettik dut hasadında. Ağaçtan düşerek 3 tane insanımız rahmetli oldu. Bu konu çok çok önemli ama bu şartlarda , yani şu anki üretim durumuyla, üretim şekliyle bu kaçınılmaz. Biz bir şeye karar vermek zorundayız, modern bir dut yetiştiriciliği yapacak mıyız, yoksa mevcut olana devam mı edeceğiz? Eğer devam edeceksek bu hasat telefatları devam edecek, insan kayıplarımız devam edecek. 3 tane insanımız öldü, eğer modern anlamda geçeceksek dut yetiştiriciliğine geçeceksek bunlar ortadan kalkabilir.
OTURUM BAŞKANI : Müsaade eder misiniz? Bu makine ile hasat benim doçentlik çalışmam. Elle toplanmaları pahalı olan yoğun iş gücü gerektiren meyvelerde,mesela üzümsü meyvelerde ,zeytinde mesela, masrafların % 70’i hasada gidiyor.Bunların hasadında makinar kullanılıyor Sayın Kaymakam Bey. Makineyle hasatta bizim önemli bir handikapımız var, nedir bu? Bir defa makinenin randımanlı çalışabilmesi için düz arazilere ihtiyaç var. Bu makinenin prensibi şu, impuls,titreşim meydana getiriyor, silkeliyor dalları. Daha öncesinden bir seyreltik bir kimyasal madde püskürtüyoruz, o madde meyvelerin dökülmesini kolaylaştırıyor.. Yarı otomatik bir sistem bu.Avrupa’da elmalar ve benzerleri makineyle hasat ediliyor. Benim doçentlik çalışmam ilk çalışmalardandı. 70’li yıllarda yaptık bu çalışmaları, ama bizim ülkemize henüz gelmedi makineyle hasat. Çünkü meyvecilik yapılan alanlarımız makineyle hasada uygun değil, düz araziler olması lazım. İnşallah bazı yörelerimizde mesela Erzincan Ovası’nda, Edremit, Ayvalık’ta zeytinliklerde uygulanmaya başlanıyor. İtalya’da falan 60’lı yıllarda başlamıştır..
KAYMAKAM YAŞAR AKSANYAR : Benim kastım şuydu hocam, şimdi Kemaliye’de nüfus yapısı, yani bu dut tarımıyla ilgilenen nüfus yapısı giderek yaşlanan bir nüfus yapısı, iş gücü giderek yaşlanıyor. Eğer burada yeni bir proje yapılacak ise ya teknolojiyi iyileştireceksiniz, ya insanları gençleştireceksiniz, gençleştirme şansınız olmadığına göre teknolojiyi iyileştirmemiz gerekir.
BELEDİYE BAŞKANI MUSTAFA HAZNEDAR : Bir ağlama sisteminden bahsediliyor, o ne oluyor hocam? Ağlama sistemi, Ahmet Bey bahsetti.
AHMET FİKRET FIRATLI : Dut ağaçlarının dibine serilen file şeklindeki bir ağ sistemi nden bahsediyoruz.
OTURUM BAŞKANI : Büyük kapama üzmsü meyve bahçelerinde sonra bunlar süpürge makinesine benzer bir makineyle aspire ediliyor. Ama dutta bu biraz zor olur, çünkü ezilme tehlikesi var bunun.. Yine burada el marifeti önemli.
BİR KATILIMCI : Hocam bahçe mahallesinde bir örneği var bunun. Tülbentleri ağaçların altına yaymışlar, tamamen bahçenin altını kapatmışlar, tüm dutlar onun üzerine dökülüyor.
PROF.DR. SEZAİ ERCİŞLİ : Bir de hastalıkla ilgili bir soru var. Köklerin fazla su altında kalmasıyla rozalina metastix dediğimiz bir fungus var. Onun tedavisi fazla suyla temas ettirmemek. Bir kök hastalığı bu, köklerden suyu bir şekilde uzaklaştırmak sorunu çözebiliyor..
Popularity: 1% [?]


