Elazığ ili dahilinde yapılan kazı ve araştırmalara göre; Elazığ, bu nedenle de Harput çevre tarihi Paleolitik Çağ’ a kadar inmektedir.
M.Ö.715′lerde Medler; Önce Asurlular’ı, ardından UrartularI yıkarak (M.Ö.660) bölgeyi ele geçirirler. M.Ö.334′de İskender’in ordularınca fethedilen bölge, İskender’inM.Ö.323′te ölümünden sonra, komutanlarından Selevkos’a kalır. Selevkos’un ölümünden sonra yerine geçen I.Antiokhos, Mısır’daki Photemais Devleti’yle karşı karşıya gelince, İranlıların bu durumdan yaralanıp, Ermeniler’i kışkırtırlar.
M.Ö.69′da Lukullus komutasındaki Roma ordusu, Tigran üstüne gönderilir.Lukullus, Melitene(malatya) ve Sophane(Harput-Dersim) yörelerini yağma ettikten sonra,Silvan’a kadar ilerler.
1018 yılında önce akınlar şeklinde, Çağrı Bey komutasında, Anadolu’ya gien Türkler, 1042′de Van’a kadar gelirler. Sultan Alparslan’ın ölümünden sonra, Malatya ve Elbistan Bölgesi, Tuğrul Arslan’a kalır.Bu sıralarda Artukoğlu Belek Bey, Tuğrul Arslan’ın annesi Ayşe Hatun ile Palu’da evlenir ve yaşı küçük olduğu için Tuğrul Aslan’ın atabeyi olur.Mehmet Bey’in hasta halefenin,Harput idaresini ise;Belek, atabey sıfatı ile Harput’a giderek şehri teslim alır.
Belek Gazi 1124′de Menbic kuşatması sırasında öldükten sonra, ülkesini yönetmek üzere vasiyet ettiği amcasının oğlu Hüsameddin Timurtaş’ın, yönetim gücü ve yeteneğine sahip olmaması nedeniyle; kardeşi Süleyman, Belek’in Harput ve Palu’daki beyliğine sahip olur.Bir yıl kadar hüküm süren Süleyman’ın ölmesi üzerine, Hısn-ı Keyfa Artuklu hükümdarı Sökmenoğlu Davud, yönetimi ele geçirir.Davud’un 1144′de ölmesinden sonra ise, yönetim onun oğlu Fahrettin Karaaslan’a kalır.Bir ara kardeşi Arslan Doğmuş yönetimi ele geçirirse de, 1146′da Fahrettin Karaaslan, Selçuklu Sultanı Mesud’un yardımı ile tekrar başa geçer.
Karaarslan, Harput’un idaresini büyük oğlu Nasreddin’e vererek, 1163′te Erzen hakimi Devlet -Şah’ın kızı ile evlendirir.Nasreddin’in 1164′te ölümü ve 1167′de de Karaaslan’ın ölümü üzerine idare, Nureddin Muhammed’e geçer.Muhammed ise, Harput’un idaresini kardeşi İmameddin Ebubekir’e bırakır.Daha önceleri Selahattin Eyyubi ile ittifak yapmış olan Nureddin Muhammed, 1185′te Eyyubi’nin yardım isteği üzerine, kardeşi İmameddin Ebubekir’i Eyyubi’nin yardıma gönderir.Ebubekir’in gidişinden sonra, Muhammed’in ölmesiyle birlikte, kardeşinin yerine Kutbettin Sokman geçirilir.Bu olay üzerine İmameddin Ebubekir, Harput’a geri dönerek kenti ele geçirir ve adına para bastırır. 1258′deBağdat’a giren Hülagu, ardından El Cezire’ye yürür ve buraları da alarak Fırat’ı geçip Suriye’ye döner.1289′da Anadolu, Hülagu tarafından paylaştırılır ve Harput bölgesi ile doğusu Gazvinliye verilir.
Kanuni Dönemi’nde 1552′de, III.İran seferi için ordular Harput’ta toplanır.1635 ve1638 yıllarında IV.Murad, Revan ve Bağdat seferlerinde üç defa Harput’tan geçer.1834′de Reşid Mehmed Paşa, bölgede düzenlemeler yapmak üzere, yetkililerle Sivas, Diyarbakır ve Harput valiliğine atanır. Ancak, vergi vermeyi reddedip, ayaklanan halk ve aşiretler, paşanın gelişini hoş karşılamaz.Reşit Mehmed Paşa, Harput’u ordu merkezi yapar.Bu sıralarda bölgede yaşanan çatışmalarda pek çok sivil ve asker ölür.Gelişmeler sonucu Harput kent merkezi, Harput’un hemen altında bulunan ”Mezre” denilen yere taşınır ve “Memuret-ül Aziz” adını alır.1851′de Dersim, Diyarbakır eyaletinden ayrılarak Harput’a bağlanar.1871′de Diyarbakır’dan ayrılarak bağımsız şehir olusa da, 1878′de vilayet durumuna getirilir.Cumhuriyet sonrası, merkez sancak Elaziz’den bozulma, Elazğ adını alır.
ARTUKLU DÖNEMİ YAPILARI
Dış Kale
Elazığ il merkezini 5 km kuzeydoğusunda, tamamen tahrip olmuş durumundadır.Osmanlı Dönemi’nde stratejik önemini yitirdiğinden, zamanla kalenin taşları ev yapımı için bugünkü Elazığ olan Mezra’nın oluşumunda çekilmiştir.Günümüzde Dış Kale’den geriye kalan tek iz;Dağ Kapı girişini güneyinde bulunan sivil yapıya temellik yapan burç ile, yine Dağ Kapı girişinde sağda bulunan kuleizidir.
Dış kaleye ait kitabe bulunmadığından, yapım tarihi ile ilgili kesin veri yoktur.Ancak, dış kalenin 1605 yılında Tavi Mehmed adlı bir eşkiya tarafından tamir ettiriliğini bilmekteyiz.
İç Kale
Harput Süt Kale, Harput Kalesi, Hısn-ı Ziyad gibi isimlerle anılan İç kale, Dış Kaleye göre daha sağlam durumdadır. Geç Roma/Erken Bizans, Artuklu, Dulkadirli, Akkoyunlu dönemlerine ait izler görülebilmektedir.
Ulu Cami
Camii Kebir, Cami-i Muazzam, Cami-i Azam ve Eğri Minareli Cami gibi isimlerde alınan Ulu Cami, aynı adla anılan mahallede, Nizameddin cad üstünde kaleye giden yolun güneyinde yer alır.Halen ibadeti açık olup, yapılan son resturasyonlardan sonra yapıdaki orjinallik büyük ölçüde kaybolmuşsada “minare, giriş kapıları, avlu payeleri ve mihrapta kısmende olsa orjinal malzeme korumaktadır.
Esediye Camii
Aslaniye Camii ve Aslanlı Camii olarakta anılan esediye camii, aynı adla anılan mahllede Aslanlı sokak Ahi Musa Mescid ve Türbesi’nin kuzeyinde yer alır.Günümüzde büyük ölçüde tahrip olmuş olup, harim güney ve batı duvarları kısmen ayaktadır.Avluya girişi sağlayan portal ise, yıkılmak üzere olup, avlu çevre duvarları son dönem onarımıdır.
Fetih Ahmet Baba Mescid Ve Türbesi
Fetih/Fatih Ahmet Baba Türbesi yada Şeyh-i Kainat Mescid ve türbesi olarak anılan yapı, Harput’un yaklaşık 1.5-2km doğusundan aynı adla anılan yerdedir. Türbedeki ahşap sanduka üzerinde yer alan, “kainatın şeyhi Harputlu Fatih Ahmet Kebir, sözünde duran alimlerin seyidi kainatın şeyhi, altının velisi cemas -el Ahir aıyının (mayıs) beşinde sene 713″ şeklindeki 713H./1313M. tarihli kitabede yola çıkılarak tarihlendirme yapılsada, kitabenin verdiği tarihin daha çok moğol etkinlik dönemine gelmesi, bu kitabenin banie ait orjinal sanduka konusunda kuşku uyandırmaktadır.
Mansur Baba Türbesi
Ulu Cami Mahallesi, Nizamettin Caddesi ile İmameddin Sokak’ın birleştiği köşede, doğuda yer alan türbe, geçirdiği restorastonla tamamen yenilenmiş durumda olup, yapım tarihini belirten kayıt ve kitabe olmamasına karşın, plan özellikleri ve arşiv resimlerindeki malzem - tekniğe dayandırarak XII. yy sonu ile XIII. yy başıortasına tarihlrndirmekteyiz.Nurettin Ardıçoğlu ve Kemal Can, yapıyı tarih vermeden XIII:yy başında Harput’ta hüküm süren İmameddin Ebubekir’in “Elmelik il’Mansur” ünvanı taşıdığını belirtir.
SELÇUKLU DÖNEMİ YAPILARI
Arap Baba Mescid ve Türbesi
Alacalı Mescid ve Arap Baba Cammii adlarıyla da bilinen Arap Baba Mescid ve Türbesi, Sara Hatun Mahallesi, Yakut Sokak No 18′de yer almakta olup, giriş kapısı üzerinde yer alan, “Allahın mescidlerini, ancak Allaha ve ahiret gününe inanan, namazlarını kılan, zekatlarını veren ve allahtan başkasından korkmayan kimseler yapar ve iman ederler, umarım ki, bunlar doğru yolu bulmuş ve hidayete ermiş kimselerdir.Bu metin ve ali bina, Selçuk Sultanlarından din ve dünyası ma’mur ve abadan olan büyük Sulta Kılıç Arslan’ın oğlu Keyhüsrevin zamanında ve onun istek ve emirleriyle, Şabanın torunu ve Arabi Şahin oğlu Sahibül-Ataya vel’ihsan olan Cenab-ı Hakkın rahmetini rica eden Yusuf tarafından hicreti 678 yılı yapılmıştır” şeklindeki kitabesine göre, 678 H./1276 M. yılına tarihlendirilir.
AKKOYUNLU DÖNEMİ YAPILARI
Sara Hatun Camii
Sara hatun Camii, Saray Hatun camii ve uzun Hasan Oğulları Camii isimleriyle anılan yapı, aynı adla anılan mahallede Aslanlı Sokak’ın meydanla birleştiğiyerde Meydan Camiinin karşısında bulunur.Yapım tarihini veren bilgi ve kitabesi bulunmamasına karşın, adını Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın annesi Sara/Sare Hatun’dan alan yapı, Akkoyunlular Dönemi olan XV. yy ikinci yarısına tarihlendirilmekte olup; ilk yapının, 993 H./1585 M. tarihinde Hacı Mustafa ve 1848 M.yılında Harput Müftüsü Hacı Ahmet tarafından yapılan onarımlarda bozulduğu bilinmektedir.Bugünkü minare ise, 1898 yılında eklenmiştir.Geçirdiği onarımlar nedeniyle aslından oldukça uzaklaşmış olan yapı, son şeklini Osmanlı Dönemi’nde almışsa da, Cumhuriyet Dönemi’nde de yeniden onarılmıştır.
OSMANLI DÖNEMİ YAPILARI
Harput Ağa (pervane) Camii
Harput’a Dar Kapı’dan girişte soldaki evlerin hemen devamında, eski adı ile Ağa mahallesinde Hükümet ve Saraçhane caddelerinin birleştiği köşe başında bulunan Ağa Camii, yerel olarak “Pervane Camii” olarak da anılmaktadır.
Harput Kurşunlu Cami
Ahmet kabaklı Bulvarı üzerinde kaleye giden yolun sağında Hoca Hamam’ın hemen üzerinde, Jandarma karakolun karşısında, asırlık çınar ağaçları bulunan bahçe içerisinde bulunmaktadır.Çeşitli dönem kaynaklarında camin Kömür meydanı ile Hükümet konağı arasında ve Hükümet caddesi üzerinde büyük bir site halinde dört bir tarafı medrese ve mekteplerle çevrili olduğu belirtilmektedir.
Harput Meydan Camii
Harput kent merkezinin ortasında, kaleye giden yol üzerinde Sara Hatun Camisi ve Çemşid Bey Hamamı’nın karşısında, eski adı ile Meydan Mahallesi’ndedir.Çeşitli kaynaklarda Cami;Mescid-i Atik-i der Meydan, Atik Mescidi ve Cedid mescidi isimleri ile anılmaktadır.
Dere Hamamı
Harput Kalesinin kuzeydoğu tarfında ve Meryem Ana Kilisesinin alt kısmındaki Dabakhane Deresi içinde, kim tarafından hangi tarihte yapıldığı bilinmeyen eski bir hamamdır.Ancak, yapının gayri müslim mahalleler içinde buluması, yapının bu cemaat tarafından yapıldığını düşümdürürken, kesin bir tarih verilmemesi de Osmenlı Dönemi içinde, XVIII ya da XIX.yy yapıldığı tahmin edilmektedir.
Kale Hamamı
Harput Kalesi’nin giriş kapısının karşısında Feth Ahmet’e giden yol üstündedir.Yapım tarihini veren kitabe ya da belge bulunmamasına karşın, kaledeki asker ve diğer personelin temizlik ihtiyacını gidermek için yapıldığı varsayılan hamam, Osmanlı Dönemi eseri olarak kabul edilir. Türk hamam mimarisinde olduğu haç şeklindedir.Yani karşılıklı 4 eyvan ve gene karşılıklı 4 halvetten oluşur.Yaklaşık 3×3 m. ölçülerindeki halvetlerin üzerleri küçük kubbelerle, eyvanların üzeri ise beşik tonozla kapatılmıştır.Buradaki kubbe ve tonozlarda soğukluktaki büyük kubbe gibi tuğladan yapılmıştır ve hepside yıkılmıştır.
Cemşid Hamamı
Sarahatun Camii bitişiğinde, klasik tipte bir Osmanlı yapısıdır.Hamamın banisi 16. yy Palu Hükümet beyi ve Yavuz Sultan Selim’in sipahi beylerinden olan Kara Cemşid Beydir.17.yy ikinci yarısına ait 1667 (1077) tarihli bir Şerriye Sicili kaydında ise Cemşid Bey Hamamı’ndan bahisle yıllığı 24.000 akçaya kiraya verdiğini öğreniyoruz.
Esediye Hamamı
Harput’un kuzeyinde Esediye Külliyesinin kuzeyindeki der yatağı içinde yer alır.Artuklu Dönemi eseri olan Esadiye Külliyesi (günümüzde camisi) ile olan isim benzerliğinden dolayı, Artuklu Dönemi’ne bağlama ağilimi bulunsa da, Klasik Osmanlı Dönemi eserlerinden biri olarak, külliyeye bu dönemde eklenmiştir.Artuklu Dönemi’ne ait olup, bu yapıdan biraz daha aşağıda yer almakta iken günümüzde yok olan Dere Hamamı nedeniyle de bu karışıklık olmuş olabilir.
Nazar (Nadir) Baba Mescid ve Türbesi
Sara Hatun Mahallesi’nde, Sokubaşı ve Kayabaşı’na giden yolun sağ tarafında,Arap Baba Türbesi’nin doğusunda yer alır.Yapılış tarihi kesin olarak belli değildir.Kimi kaynaklarada yapıdan aynı zamanda tekke olarak söz edildiği görülmektedir.Tekkenin katibi olduğu anlaşılan bir belge ve taamiyesi hakkında da bir belge bulunduğu belirtilmektedir ki aynı zamanda türbenin bitişiğinde aynı isimle anılan, bir Kadiri tekkesinin bulunduğu ifade edilmektedir.
Harput Ankuzu Baba Türbesi
Harput’un 7-8 km. doğusunda ve kendi adıyla anılan, Harput’un kuzeydoğusundaki Buzluk Kayalıkları (gavur taşı) denilen, Ankuzu Kayalığı’nın tam tepesidir.Kayalarla kaplı olan bu tepe Harput çevresinin en yüksek yeridir.Türbeye yürüyerek ulaşmak mümkündür.”Ankuzu” veya ”Eykuzu” Baba Türbesi olarak da anılmaktadır.
Üryan Baba Türbesi
Harput’un güneyinde, Elazığ’dan Harput’a çıkışta, Harput’a varmadan hemen önce sağ tarafta kendi adıyla anılan mezarlık alanı içinde, Tilkiler kayalıkları’nın önündeki taşlık arazi üzerindedir.Yapım tarihi belli değilse de, türbeye adını veren Üryen Baba’nın cesedinin üzerinde bulunan lahit, Alaca Mescit Mahallesi’nde bir evde oturan Hacı Ali adlı bir kişi tarafından 1278 H./1861-62 M. yılında ortaya çıkmıştır.
Surp Agop Kilisesi
Harput’a giderken eski Şehroz Mahallesi’nin hemen girişinde, Harput Dar Kapı girişinin batısında, yol kodundan aşağıda yer almaktadır.Ancak, XVIII-XIX yy yapıldığı tahmin edilmektedir.
Surp Karabet Kilisesi
çeşitli kayanaklarda Kızl Kilise olarakta tanımlanan yapı, Harput’un doğusunda, Kaleden Dabakhane’ye doğru inerken solda, eski Gürcübey Mahallesi’nde yer alır.İlk yapım tarihine ilşkin kesin bilgiler bulunmamasına karşın;ilk yapının ahşap olduğu, 1266H./1850 M. yılında hükümetten alınan bir izinle yıktırıldığı, çevresinde bulunan kimi evlerin de satın alınması ile birlikte, daha geniş bir alan üzerinde bugünkü yeni binasının yapımına başlandığı ancak tamamlanamadığı, ilk yapının tarihi çok net bilinmese de, günümüze ulşan yapının, yıkımından 60 yıl sonra 1910 yılı civarında tamamlandığı kaynaklarda belirtilmektedir.
Meydan Çeşmesi
Sara Hatun Camii’nin batısında, Meydan Camisinin sağında yer alır.Şuanda kullanılmamakta ve suyu akmamaktadır.
Üç Lüleli Çeşme
Harput’un Dağ kapı girişinden hemen sonra kaleye giden yol üzerinde solda, Ağa Camisi’nin güneydoğu köşesinde yol kenarındadır.Üç tane lüleden suyu aktığı için, halk bu çeşmeye “Üç lüleli Çeşme” adını vermiştir.
Kuru Çeşme
Kaleye giden yol üzerinde Kurşunlu Camisi’nin karşısında, Jandarma Karakol binasının bahçe duvarının altında yer alan çeşme, halk arasında “Kemerli Çeşme” ve karakol binasının yerinde eskiden Halkevi binası olduğundan, “Halkevi Çeşmesi” olarak da bilinmektedir.Yapım tarihini veren kitabe ya da bilgi bulunmasa da, XX.yy başlarında yapıldığı sanılmaktadır.
Çukur Çeşme
Ağa Camisinin kuzeydoğusunda yeniden kurulmuş olsa da, yol yapım çalışmaları nedeniyle ana yoldan taşındığı söylenmektedir.
Zeynep Çeşmesi
Esediye Camisi’nin hemen batısında yer alan ve cami ile olan yakınlık nedeniyle “Esediye Çeşmesi” olarak da anılan çeşmenin, yapım tarihini belirten kitabe ya da belge bulunmamasına karşın, XVII. yy sonu, XX. yy başına tarihlemek mümkündür.
Yarı Çavuş Çeşmesi
Harput’un kuzeyinde, Esediye Camisi’ni geçtikten sonra, dere yatağında yukarda 1km kuzeyde yer alır.Yapım tarihini belirten kitabe ya da belge bulunmamasına karşın, XVII. yy sonu, XX. yy başına tarihlemek mümkündür.
Ortapınar Çeşmesi
Harput’un yaklaşık 5 km kuzeydoğusunda, Feth Ahmet Mescid ve Türbesinin 2 km kuzeyinde, Feth Ahmet’ten Dabakhaneye giden yolun sağında yer alan ve halk arasında “Ortapınar Çeşmesi” ve yapım tarihinde olsa gerek, “Seferberlik Çeşmesi” olarak da anılan çeşmenin, yapım tarihini belirten kitabe ya da belge bulunmamasına karşın, halk arasındaki adı ve yapım teknikleri ile planı ile birlikte 1870′li yıllara tarihlemek mümkündür.
Selvi Pınarı Çeşmesi
Harput’un 3 km kuzeyinde, Danişment Mahallesi’nde, Deliktaş yol ayrımını solunda yer alır .Yapım tarihi belirten kitabe ya da belge bulunmamasına karşın, XVII: yy sonu, XX. yy başına tarihlemek mümkündür.
Çahpur Çeşmesi
Harput’un 1 km kuzeybatısında, Çocuk Yuvası’nın 500 m kuzeyinde yer alır.Yapım tarihi belirten kitabe ya da belge bulunmamasına karşın, XVII. yy sonu, XX. yy başı tarihlemek mümkündür.
Mezarlıklar
Meteris Mezarlığı
Harput’un kuzeyinde yer alır.Burada metfun bulunan Beyzade Efendi, İmam Efendi, Kazım Efendi, Bekir Efendi, Hulusi Efendi, Hacı mahser Efendi, Tayyar Baba gibi büyük din alimlerinin mezarları bulunmaktadır.
Duğa Dağı Mezarlığı
Çok eskiden Harput’un yağmur duasına buradan çıkılır ve alimler bu tepelerde dua edrlerdi.Harput’un girişinde yolun sağında ve solunda yer alır.Yolun genişlemesinden dolayı büyük kısmı tahrip görmüştür.
Top Top Mezarlığı
Harput’un kuzeyinde Meteris mezarlığının sağ tarflarnda yer alır.Esediye Camisi’nin karşısında yer alan tepelerde uzanır.Bu mezarlığın içinde yer alan aynı ismi alan çeşmesi halen suyu akmakta olan bir çeşmedir.Bugün artık kullanılmayan bu mezarlıkta özellikle eski mezar taşlarıyla dikkat çeker.
Ağ Yol Mezarlığı:Yarı Çavuş’un altında patika üzerinde yer alır.Bu yol Harpu’un köyleriyle bağlantısını sağlayan bir yol olup, eskiden çok işlek durumdaydı.Eski mezarların büyük bölümü seçilemese de, duvarlarla çevrilen yeni mezar alanları görülmektedir.
Yarı Çavuş Mezarları:Ebu Tahir Mahallesi’nde Yarı Çavuş Çeşmesi etrafında, Harput’un kuzeyinde yer alır.
Fatih Ahmet Baba Mezarlığı
Fatih Ahmet Baba Mescid ve Türbesi’nin etrafında yer alır.Çok eski bir mezarlık olup, türbeyle birlikte tarihlendirmek mümkündür.Fatih Ahmet’in şehit olan arkadaşlarının defnedlmesinden sonra kullanılan bir mezarlık olduğu söylenmektedir.
Gurey Dağı Mezarlığı:Gureybaşı olarak adlandırılan çeşme ve şelalenin üst kısımlarında yer alır.Çok eskiden Harput’lu Süryaniler’in kullandığı mezarlık alandan, Harput’a doğru yürününce Ermeni maşatlığı karşımıza çıkar.
Çakpur Mezarlığı:Harput’a girişte solda bulunan Çocuk Yuvası’nın kuzeyinde yer alır.Eski bir mezarlıktır.
Maşatlık (Ermeni Mezarlığı):
Dabakhanenin üstünde yer alan tepededir. Fatih Ahmet Baba Mescid ve Türbesi’ne doğru giden yolun solunda, geniş bir alana yayılmıştır.
Tarihi Harput Evleri
Ahşap, taş ve kerpiç gibi malzemelerle yapılan Harput evlerinin büyük bir bölümü iki veya daha fazla katlı olup, yine bu evlerin birçoğu şehnişin de denilen cumbalı tipteydi.Evlerin caddeye bakan cephelerin üstünde “Ya Hafız Ya Allah” ya da “İnna Fetehnaleke Fethen Mübina” gibi levhalar asılırdı.
Genellikle iki katlı olan Harput evlerini bir dış avlu çevreler.Dış avlu insanların ve hayvanların aynı kapıdan evin kapalı kısımlarına geçişini sağlayan ev ile sokaka arasında kalan mekandır.Avluya yuvarlak taş kemerli, demir dokmaklı ve saçla kaplı iki kanatlı “Dervaze” denilen bir cümle kapısı ile girilir.
Haremlik ve selamlık olarak iki ana bölümde biçimlenen Harput evlerinin haremlik kısmının iç avlusuna taş kemerli ve tezyin edilmiş bir kapıdan girilir.Üzeri kapalı olan iç avluda, üstü kapalı ve önü açık bir tandırlık, odunluk, tuvalet yer alır.İç avludan taş merdivenle hareme çıkılır.Harem dairesi daha çok ev hanımlarının gününü geçirdikleri bölümdür.Harem dairesi sofa denilen kapalı bir salon ve buraya açılan muhtelif odalardan oluşur.Oturma, misafir, yatak odaları gibi.Bu bölümün gerek alt kattan, gerekse üst kattan bir kapı ile selamlık kısmına bağlantısı vardır.
Gezilecek ve Görülecek Diğer Yerler
Gureybaşı (Kureybaşı) Şelalesi
Dabakhaneden yukarıya Fatih Ahmet’e giden yolun üzerindedir.Dabakhaneden sonra 200 m gidince bu güzel sayfiye yerine varılır.
Güzel çeşmesi ve bahar aylarında akan şelalesiyle meşhurdur.Döneminde yörede yaşayan Süryani, Ermeni ve Müslümanlar çoğunlukla piknik yapmak ve eğlenmek amacıyla buraya gelip eğlenirlermiş.Gureybaşı, burada bulunan suyun soğukluğu ve çeşmeden dolayı ismini almış bir yerdir.Gurey, Süryanice çeşme anlamına geldiği için, bu ismi aldığı söylenmektedir.
Gavur Taşı/Mor Ahron
Harput Buzluk tepesi ile Anguzu Baba tepesi arasında bulunan ve aynı isimle anılan kayalık bir tepedir.
1Mayıs günü olarak bilinen “Mor Ahron Günü” gününde, yörede yaşayan Hristiyanlar tarafından ziyaret edilen önemli bir manastır olarak değerlendirilse de, kayalık alan üzerinde bulunan ve yaklaşık 6X6 m’lik plan vermeyen yıkıntının, bir manastırı ya da kiliseyi ifade etmeyeceğinden, bu yapının daha çok Urartu Dönemi’nden kalma bir Kikle/Dirhe (dev evi) olabileceği düşünülmektedir.
Harput Balak Gazi Anıtı