CHICAGO TRIBUNE: “ERMENİ HİKAYESİNİN DİĞER YÜZÜ”

CHICAGO TRIBUNE: “ERMENİ HİKAYESİNİN DİĞER YÜZÜ”

ANKARA, 16/10(BYE)— Amerika’da yayımlanan Chicago Tribune gazetesinin 16 Ekim 2007 tarihli internet sayfasında Norman Stone imzasıyla ve yukarıdaki baÅŸlık altında yer
alan makalenin çevirisi şöyledir:

Tüm dünya Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun son döneminin neye benzediÄŸini biliyor: yüzbinlerce kiÅŸi tozlu patika yollardan aÅŸağı doÄŸru kaçmakta, mal mülklerinden geri kalanları yanlarına almış durumda, mültecilerin hınca hınç doldurduÄŸu trenler kuru çorak arazilerden hızla geçmekte ve çok sayıda insan ölümün eÅŸiÄŸinde. Osmanlı İmparatorluÄŸu için bu süreç, Rusya ve uzantılarının nüfuz alanını geniÅŸletmesiyle Balkanlarda, Kırım’da ve Kafkaslarda baÅŸlamıştı. Kendilerine Türk dediÄŸimiz bu yedi milyon insan, Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin toprağı olan Anadolu’ya yerleÅŸmek zorunda kalmıştı.

Birinci Dünya Savaşı’nın fiilen baÅŸladığı 1914 yılında Ermeniler, bugünün Türkiye’sinde ulusal bir devlet kurma giriÅŸiminde bulundular. Ermeniler Osmanlı yönetimine karşı ayaklanarak Türklere karşı bugünün ifadesiyle “etnik temizliÄŸe” giriÅŸtiler. GiriÅŸimleri baÅŸarısızlıkla sonuçlandı ve yönetimin pek çok Ermeniyi ayaklandıkları yerlerden güvenlik nedeniyle baÅŸka yerlere nakletmesine neden oldu.

Bu süreçte Ermenilerin çektikleri gayet iyi biliniyor.
Günümüzde Ermeniler Amerika ve diğer ülkelerde çıkarları doğrultusunda son derece iyi örgütlenmiş durumdalar. Kendilerini birarada tutan şey tarihte yaşadıklarının beyinlerinde
oluşturduğu kolektif anılar. Yaşananların hiçbir şekilde kendi hatalarından kaynaklanmadığına inanıyorlar. Onların mantığıyla, etnik açıdan homojen bir Ermeni devleti kurma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının tek nedeni Türklerin kendilerini yok etmesinden kaynaklanıyor.

Ermeniler yıllarca ABD Kongresi’ne kendi makus talihlerinin soykırım olarak tanınması için baskı yaptılar. Pek çok Amerikalı lider -aralarında eski savunma ve dışiÅŸleri bakanları ve Bush yönetiminden üst düzey yetkililer de var- Kongreden ısrarla öncelikle stratejik nedenlerden dolayı son soykırım tasarısının gündeme getirilmemesi ya da oylanmamasını istedi. Türkiye gerek Irak gerekse Afganistan’da ABD’nin kilit önemde müttefiki durumunda ve böyle bir yasanın kabulü, Türk halkında öfkeye yol açıp ABD-Türkiye iliÅŸkilerini tehlikeye sokabilir.

Tüm bu muhalif görüşler dikkate alındığında, Kongre neden DışiliÅŸkiler Komitesi’nin tavsiyesiyle kendini geçmiÅŸteki olaylara bakan bir karar mercii ilan etsin? Ermenilerin makus talihini, herhangi bir imparatorluk ne zaman sona erse daima yaÅŸanan felaketlerden daha da vahim kılan ÅŸey ne? Tarihçilerin üzerinde kafa yormaları gereken nokta bu.

İlk olarak ÅŸunu söylemeliyim ki, bahsedilen suça dair öne sürülen deliller arasında pek çok sahte belge yer alıyor. Savaşın ardından İngiltere, İstanbul’u dört yıl boyunca iÅŸgal altında tuttu ve o sırada Osmanlı hükümetinin tüm dosya ve evraklarını enine boyuna inceledi. Hiçbir ÅŸey bulunamadı ve bu nedenle de ellerinde tuttukları savaÅŸ suçlusu zanlısı 100 Türkü yargılayamadı. Bir anda bazı dokümanlar ortaya çıkmaya baÅŸladı, sözüm ona içiÅŸleri bakanlığından çekilmiÅŸ olan ve
tüm Ermenilerin silip süpürülmesinin ifade edildiği telgraflar.
Telgraflarda yer alan imzaların hatalı olduğu ortaya çıktı, kaldı ki arşivlerde herhangi bir kopyası yok ve tarih sistematiği yanlış yorumlanmış durumda.

Sözde Ermeni soykırımı aleyhine başka pek çok argüman daha var. Ermenilerin liderine 1914 yılında kabinede yer alması teklif edilmişti ancak kendisi geri çevirmişti.

Tehcir süreci devam ederken Ermenilerin yoÄŸun olduÄŸu büyük ÅŸehirler -İstanbul, İzmir ve Halep- bu süreçten muaf tutulmuÅŸtu. Gerçekten de tehcir sürecinde yaÅŸanan korkunç katliamlara dair belgeler mevcut ancak Türkler 1916 yılında tüm bu yaÅŸananlardan sorumlu tutulan 1300′ü aÅŸkın kiÅŸiyi

yargıladı ve pek çoğunu suçlu bulup bazılarını astı. Bunların hiçbiri klasik manada soykırımdan anladıklarımızla bağdaşmıyor.

Son olarak, tarihçilerin tamamının soykırımı destekledikleri tezi de gerçek deÄŸil. GeçmiÅŸte yaÅŸananları derinlemesine bilen ve o zamanın dilini anlayan (Osmanlı Türkçesi son derece zor bir dil) tarihçiler ikiye ayrılırken soykırımı kabul etmeyen tarihçiler ağırlıkta. Ermeni lobisi bu bağımsız ve son derece saygın tarihçilerin en basit ifadeyle “Osmanlıcı” -son derece küstah bir suçlama- olduklarını öne sürüyor.

Ne yazık ki bu konu uygun bir ÅŸekilde oluÅŸturulmuÅŸ bir mahkemenin önüne getirilmiÅŸ deÄŸil. Åžayet Ermeniler kendi davalarına inanmışlarsa, o zaman konuyu herhangi bir mahkemeye götürmeleri gerekirdi. Bunun yerine, lobi faaliyetleriyle parlamento temsilcilerini “soykırım olarak tanımaları” için sık boÄŸaz edip pes ettiriyorlar.

Kongrenin bu konuda şöyle ya da böyle hiçbir ÅŸekilde bir konum almaması gerekiyor. Bırakalım bunu tarihçiler yapsın. Türk hükümeti bunu yıllardır söylüyor. Tam anlamıyla tarafsız akademisyenlerden oluÅŸturulacak bir komisyon kurulacak olsa dahi Ermeniler böyle bir ortak tarihi komisyonda yer almayı reddediyorlar. Böyle bir deÄŸerlendirme, sorunun çözüme kavuÅŸturulması açısından en makul yol. Soykırım yasasının Temsilciler Meclisi’nde oybirliÄŸiyle kabul edilmesi yasal yollardan intikam alınması anlamına gelecek ve tarihin bu dönemine aşırı milliyetçi Ermenilerin zorla kabul ettirmeye çalıştıkları bir bakış açısıyla deÄŸil de tarafsız bir noktadan ışık tutmak isteyen iyi niyetli tarihçileri zor durumda bırakacaktır. (AV/BUR/AB)

www.chicagotribune.com

Armenian story has another side
By Norman Stone, a historian and the author of “World War I: A Short History”
October 16, 2007

All the world knows what the end of an empire looks like: hundreds of thousands of people fleeing down dusty paths, taking what was left of their possessions; crammed refugee trains puffing their way across arid plains; and many, many people dying. For the Ottoman Empire that process began in the Balkans, the Crimea and the Caucasus as Russia and her satellites expanded. Seven million people — we would now call them Turks — had to settle in Anatolia, the territory of modern Turkey.

In 1914, when World War I began in earnest, Armenians living in what is now Turkey attempted to set up a national state. Armenians revolted against the Ottoman government, began what we would now call “ethnic cleansing” of the local Turks. Their effort failed and caused the government to deport most Armenians from the area of the revolt for security reasons. Their sufferings en route are well-known.

Today, Armenian interests in America and abroad are well-organized. What keeps them united is the collective memory of their historic grievance. What happened was not in any way their fault, they believe. If the drive to carve out an ethnically pure Armenian state was a failure, they reason, it was only because the Turks exterminated them.

For years, Armenians have urged the U.S. Congress to recognize their fate as genocide. Many U.S. leaders — including former secretaries of state and defense and current high-ranking Bush administration officials — have urged Congress either not to consider or to vote down the current genocide resolution primarily for strategic purposes: Turkey is a critical ally to the U.S. in both Iraq and Afghanistan and adoption of such a resolution would anger and offend the Turkish population and jeopardize U.S.-Turkish relations.

Given this strong opposition, why would Congress, upon the advice of the House Foreign Affairs Committee, make itself arbiter of this controversy? What makes the Armenians’ dreadful fate so much worse than the dreadful fates that come with every end of empire? It is here that historians must come in.

First, allegedly critical evidence of the crime consists of forgeries. The British were in occupation of Istanbul for four years after the war and examined all of the files of the Ottoman government. They found nothing, and therefore could not try the 100-odd supposed Turkish war criminals that they were holding. Then, documents turned up, allegedly telegrams from the interior ministry to the effect that all Armenians should be wiped out. The signatures turned out to be wrong, there were no back-up copies in the archives and the dating system was misunderstood.

There are many other arguments against a supposed genocide of the Armenians. Their leader was offered a post in the Turkish Cabinet in 1914, and turned it down. When the deportations were under way, the populations of the big cities were exempted — Istanbul, Izmir, Aleppo, where there were huge concentrations of Armenians. There were indeed well-documented and horrible massacres of the deportee columns, and the Turks themselves tried more than 1,300 men for these crimes in 1916, convicted many and executed several. None of this squares with genocide, as we classically understand it. Finally, it is just not true that historians as a whole support the genocide thesis. The people who know the background and the language (Ottoman Turkish is terribly difficult) are divided, and those who do not accept the genocide thesis are weightier. The Armenian lobby contends that these independent and highly esteemed historians are simply “Ottomanists” — a ridiculously arrogant dismissal.

Unfortunately, the issue has never reached a properly constituted court. If the Armenians were convinced of their own case, they would have taken it to one. Instead, they lobby bewildered or bored parliamentary assemblies to “recognize the genocide.”

Congress should not take a position, one way or the other, on this affair. Let historians decide. The Turkish government has been saying this for years. It is the Armenians who refuse to take part in a joint historical review, even when organized by impeccably neutral academics. This review is the logical and most sensible path forward. Passage of the resolution by the full House of Representatives would constitute an act of legislative vengeance and would shame well-meaning scholars who want to explore this history from any vantage point other than the one foisted upon the world by ultranationalist Armenians.
Copyright © 2007, Chicago Tribune

Popularity: 1% [?]

Cevap yazýn.