Kemaliye’yi yakan zehir

Sevgi ile bakan gözün ışıltısı bir başka oluyor sanki. Berrak, billur, tertemiz bir ateş sizi sarıyor hemencecik ama kavurmuyor, ısıtıyor. İşte böyle bakan gözleri var çoğu BirGün okurunun. Biliyorum ne zamandır. Öğrendim bunu gelen yazılardan, mesajlardan.
Hal böyle olunca baÅŸka türlü bir saygı duyuyor insan, daha da özen gösteriyor yazıp çizdiÄŸi her satıra. Önemsiyor okuyanı, çünkü yazarken hissediyor her satırına verilen emeÄŸin, emeÄŸe saygı duyan-larca okunduÄŸunu bilince. Tıpkı etrafımızı kaplayan güzellikler gibi. Ne kadar ÅŸanslı olduÄŸumuzu, ne kadar güzel toprakların emanetçisi olduÄŸumuzu bilenleriniz çok elbet. Yine de hatırlatmak adına desem ki herhangi birinizi yanıma alıp örneÄŸin Fransa’ya götürsem, biraz dolaÅŸtırsam, çok deÄŸil on gün içinde ülkenin yaÅŸayan tüm doÄŸal bitki ve hayvanlarını öğrenirsiniz. DiÄŸer taraftan emin olun, Türkiye’de bunu yapabilmek için şöyle bir yüz yıl gerekir en kaba tahminle. Daha da açık konuÅŸalım. Tüm Belçika’yı kırk santim kalınlığında zifde kaplasak Avrupa’nın doÄŸal yaÅŸam zenginliÄŸi bu kayıptan zerre kadar etkilenmez. Bunu Türkiye’de yalnızca Erzincan’da yapsak yüzlerce canlı türü dünya tarihinden bir daha varolmamak üzere silinip gider. DoÄŸal yaÅŸam ve mevcut denge onarılmaz biçimde tahrip olur. Tüm bu söylediklerim hayal elbette, kimse Belçika’yı ziftle kaplamayı düşünmüyor bildiÄŸim kadarıyla; peki ya Erzincan’ı? İşte o hayal deÄŸil maalesef. Birileri Erzincan’ın Kemaliye (EÄŸin) ilçesinde iÅŸte böyle bir hesap içinde bir süredir. MİRAN ÇAYI’NDA HAYAT YOK OLUYOR
19 ayrı üniversiteden 38 bilim insanının imzaladığı bir uyarı mektubunu Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Demirsoy hazırlamış. Ne demek istediÄŸimi anlatabilmek adına kısaltarak sizler ile paylaÅŸmak istedim: “Yürütücülüğünü yaptığım ve TÜBİTAK tarafından desteklenen “Kemaliye ve Çevresinin BiyoçeÅŸidilik Açısından İncelenmesi” isimli proje kapsamında Keban Barajı’na akan, hem görsel hem de bilimsel açıdan önemli bir sulakalan olan Miran (Öşneden) Çayı’nda da deÄŸiÅŸik zamanlarda onlarca defa tekrarlanan araÅŸtırmalar yapılmıştır. Önceki yıllarda çıkartılmaya baÅŸlanan bir manganez madeni ve tesisi bu çayın hemen kenarında yer almaktadır. Günümüze kadar bu bölgeden çıkartılan maden cevheri kamyonlar ile baÅŸka yerlere götürülerek iÅŸleniyordu. Ancak son geliÅŸmeler ile taşıma yapılmayarak; bu çayın üst havzasında hemen kıyı ÅŸeridine bir maden yıkama tesisi yapılacak ve tüm sucul sistem ile yöre halkı önemli bir tehdit altına girme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. İşin ilginç yanı tesise Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından ÇED gerekli deÄŸildir belgesinin verilmiÅŸ olmasıdır. İşletilmesi düşünülen manganez yıkama tesisi için tonlarca su, Miran Çayı’ndan alınarak maden yıkanacaktır. Yıkamadan sonra havuzlarda toplanacak suyun fazlası tekrar dere yatağına verilecek ve bu durumda sudaki ağır metal miktarı çok yüksek oranlarda olacaktır. Benzeri bir sistemi DivriÄŸi Demir-Çelik İşletmeleri de uygulamaktadır ve havuzlardan bırakılan suyun Çaltı Çayı ve Karasu’ya olumsuz etkileri gözle dahi kolayca görülebilmektedir.

Bu çay, soyu neredeyse yok olma aÅŸamasına gelmiÅŸ gerçek, kırmızı daÄŸ alabalığının beslendiÄŸi ve ürediÄŸi bir kaynak, bunun yanı sıra, sivrisinek mücadelesinde önemli bir yere sahip olan ve Avrupa BirliÄŸi’nce korumaya alınmış böcek türlerinin de ürediÄŸi bir yerdir. Limnolojik çalışmalar Miran Çayı’nda kirlenmeye karşı yüksek duyarlı olan çok sayıda canlının yaÅŸadığını göstermiÅŸtir.

Miran Çayı geçimini özellikle ve sadece bu dereden beslenen sulama kanallarıyla sebze ve meyve yetiÅŸtiriciliÄŸine baÄŸlamış, Ençiti, KuÅŸak, Çit, Çat, Kışlacık ve Yazmakaya köylerinden geçmektedir. Bu köylere ilaveten dolaylı olarak en az üç köy (Kekikpınarı ve daha altta yer alan 3 köy) de bu olumsuz yapılanmadan etkilenecektir. ”

BİR ELDE ÖDÜL, BİR ELDE ZİFTİN PEKİ
İşte böyle söylüyor bilim insanları… Çok yakında manganez ile, zift ile, zehir ile kaplanacak Kemaliye. Köylüsüyle, böceÄŸiyle, çiçeÄŸiyle, balığıyla yok olacak; engel olun, durdurun diyorlar. Kime mi? Devlet’i temsil edenlere yazılmış bu mektup, BirGün okurlarına deÄŸil elbette. Niye mi yazdım buraya öyleyse? Çünkü daha birkaç gün önce BirleÅŸmiÅŸ Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 2007 Ulusal İnsani GeliÅŸme Raporu çerçevesinde “en iyi gençlik projelerini” seçti ve Kemaliye’nin doÄŸal güzelliklerini ödüllendirdi. Çünkü Devletin Bakanı, lüks bir otelde eliyle verdi bu ödülü Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı temsilcisine, geçtiÄŸimiz yıl düzenledikleri Uluslararası DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi’ninin baÅŸarısı nedeniyle.

Yine Hoca’nın yazısından anladığımız kadarıyla bir elleriyle TÜBİTAK adına para verip doÄŸal güzelliklerini araÅŸtırttılar, diÄŸer elleriyle de ziftin pekini serptiler Kemaliye’nin üstüne. Saçılan kara zehir alkışların arasında kayboldu, sonra da Ankara sokaklarından akıp gitti. Åžimdi söyleyin! Kime anlatacaktım bilim insanlarının feryadını? DeÄŸil bize, bir ellerinden öbürüne bile yalan söyleyenlere mi? Yoksa BİRGÜN bir ÅŸeyler yapacak olanlara mı?

Ben bunları yazarken oÄŸlum yere serdiÄŸim yatakta oyuncağına sarılmış, uyuyor. Görüyor musunuz? Yine üstünü açmış iÅŸte, üşüyecek. Tıpkı sizin çocuklarınız gibi. Tıpkı sizin çocukluÄŸunuz gibi. Ve ben onunla belki on yıl sonra Miran Çayı’nın kenarında aşık olduÄŸu kızdan konuÅŸmayı düşlüyorum. Çocuklarınızı, kardeÅŸlerinizi, dostlarınızı, yoldaÅŸlarınızı, canlarınızı alıp gelecek misiniz?

A. MURAT AYTEKIN

Kaynak: http://www.birgun.net/bolum-110-haber-50561.html#haber_basi

Popularity: 13% [?]

Cevap yazýn.