Posta Kodu: Kemaliye 24600 - National Geographic
![]() |
|
| Geçmişte Kemaliye’nin, halkı göçe zorlayan, sarp kayalıklarla çevrili coğrafyası bugün doğa sporu tutkunlarını bölgeye çekiyor. |
|
Dikkat! Sağda Kemaliye.” Yolun düzünü arkada bırakmış, aşağılarda akıp giden Fırat’a doğru yılankavi süzülüp inerken, minibüsün şoförü Mehmet, “burası tutbeli” dedi; Dutbeli demek istiyordu ama, şoförün yanındaki yerini bırakıp, Arapgir’den sonra arka tarafa geçen Şişli’de kasap Kemaliyeli Mustafa, arka taraftan böyle seslendi.
‹ki yanında kayalıklar yükselen derin bir vadinin tabanında, Fırat’ın kolu Karasu Nehri’nin kıyısındaki yeşillikler içinde görünüvermişti, Erzincan’ın ulaşımı en zor ilçelerinden Eğin ya da Kemaliye. Eğinliler Milli Mücadele’ye olan gönüllü katkılarını ve Mustafa Kemal’e olan bağlılıklarını kasabalarının adını değiştirerek pekiştirmiş. Ancak eski isminden de vazgeçememiş olmalılar ki, Eğin ve Kemaliye’yi birlikte kullanmayı sürdürüyorlar.
Minibüs, kasabanın tek ana caddesinin en merkezi ama en dar yerinde durdu. Kemaliye’ye ilk kez gelenlerin aradığı adres de burasıydı: Latif Yalçıner’in nalburiye dükkânı…
Bir havayolu şirketinin acentesi olarak da çalışan Yalçıner, konukların Malatya havaalanında karşılanmasından sonra üç saatlik bir minibüs yolculuğu yaparak kasabaya ulaşmalarını sağlıyor, isterlerse konaklama konusunda da yardımcı oluyordu. Özellikle, Doğa Sporları Şenliği sırasında Kemaliye’ye akın eden pek çok kişi için Latif’in yeri önemli bir uğrak noktası, daha doğrusu karşılaşılan her türlü sorun için bir şekilde çözüm bulunan bir kriz yönetim merkezi gibiydi.
35 yaşındaki Latif Yalçıner kendi deyimiyle “Kemaliye’yi terk etmeyen 4–5 gençten biri”. Hali vakti yerinde ailesinin tek erkek çocuğu. Anne babasını yalnız bırakmamak için onların isteğiyle üniversiteye gitmekten vazgeçmiş.
Ancak daha sonra ortaya çıkan babasının hastalığına yapılan masraflar, ailesini ekonomik açıdan zora sokunca çeşitli işlerde çalışmak zorunda kalmış. Yalçıner, birçok işi denedikten sonra, burada hemen hemen tek seçenek sayılan ticaret hayatına atılmış ve 1999′da Kemaliye’nin ilk ve tek internet kafesini açmış. Bu arada kasabaya gelen turistlerin ulaşım ve konaklama gibi ihtiyaçları baş gösterince, Kemaliye’deki turizm potansiyelini değerlendirmek için birkaç arkadaşıyla birlikte Kemaliye Doğa Sporları ve Turizm Şirketi’ni (KEDOST) kurmuşlar. Arkadaşlarının ‹stanbul’dan verdiği destekle de üç yıldır mayıs ayında Doğa Sporları Şenliği’ni düzenliyorlar.
Ankara’da bir trafik kazasında yaşamını yitiren ve bir dönem Erzincan Valiliği yapan Recep Yazıcıoğlu’nun yörenin doğal özelliklerinin tanıtılmasına yönelik başlattığı girişimler böylece somut projeler halinde hayata geçmeye başlamış.
Kemaliye, Fırat’a inen eğimli arazide yüzyıllar önce oluşturulmuş olan teraslar üzerinde kurulmuş. Taş duvarların taşıdığı bu teraslarda yeşertilen bahçeler, dağlardan inen bol suların aktığı kanallarla sulanmış. Sular sokaklardaki oluklardan, bahçelerden, asırlık evlerin altından ve hatta içinden akıp tüm kasabayı dolanıp Fırat’a öyle dökülüyor.
Vadide ise bazı yerlerde 500 metre yüksekliği aşan kayadan duvarlar kaya tırmanıcıları için; Karanlık Kanyon’dan geçip giden Fırat’ın suları bot-safari ve kano yarışmacıları için; dağ yolları dağ bisikletçileri için; tarihi kervan yolları ve yüksek geçitler trekking yapanlar için yeni parkur olanakları sunarken, Sarıçiçek gibi yaylalar da zengin biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çekiyor.
Kemaliye’nin yabanıl doğası, kasabanın tarihsel süreçteki gelişiminde hep belirleyici olmuş. Kayalık arazide oluşturulan teraslar üzerinde yaratılan yaşam alanı, tarımdan çok zanaatkârlığa ve buna bağlı ticari faaliyetler ile sınırlı bir geçim kaynağına bağlamış burada yaşayanları.
Kemaliye yıllarca Giresun üzerinden Karadeniz’i Ortadoğu’ya bağlayan ticaret yolu kavşağında önemli bir konaklama yeri olarak ve bu ticaretten payını alarak zenginleşmiş; hanlar ve hamamlarla donatılmış. Ancak zamanla yolun işlevini yitirmesi sonucu, kasabalı kıt kanaat geçinir olmuş ve gurbetçilik başlamış.
Şemsettin Sami’nin 19. yüzyıl sonlarında yazdığı Kamus ül–Alâm’da, o dönem nüfusu 10 bini bulan Eğin’de Türklerin, Kürt aşiretlerin ve Ermenilerin yaşadığından, coğrafi koşulların yarattığı geçim sıkıntısı nedeniyle halkın çoğunluğunun ‹stanbul’da odacılık, kapıcılık ve hizmetçilik yapmak zorunda kaldığından söz ediliyor.
Daha sonraları yıllarca Osmanlı’ya et ve odun-kömür kethüdalığı yapan Kemaliyeli erkekler yakın geçmişte de, yine ‹stanbul yollarına düşüp, başta kasaplık ve odun kömür işletmeciliği olmak üzere pek çok işkoluna dağılmışlar.
Kemaliye Belediyesi’nin eski başkanı Necati Özel, “1940′lara dek Kemaliye’de halıcılık, bez dokumacılığı, ayakkabıcılık, bakırcılık gibi el sanatları önemli geçim kaynaklarıydı” diyor. “Halep’ten Erzurum’a, Sivas’tan Malatya’ya pek çok vilayet bizim pazarımızdı, özellikle ‘gazenne’ denilen kumaşlarımız meşhurdu. Makineleşmeyle birlikte el sanatları eski önemini yitirince, 1940′lardan sonra Eğinlilere gurbetin yolu gözüktü. O yıllarda 17 bin civarında olan nüfusumuz şimdi 2 bin 500, yazları 5 bine kadar çıkabiliyor ancak…”
Fotoğraflar: Tolga Sezgin
Yazı: Ersin Toker
Kaynak: http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0701/konu.aspx?Konu=7
Popularity: 1% [?]


