KÖPRÜ’NÜN ARDINDA BAŞPINAR VAR !

KÖPRÜ’NÜN ARDINDA BAŞPINAR VAR !

(Erzincan, Kemaliye) Başpınar Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği Sayın Ayşe Kulin’in Romanı “Köprü” den televizyona uyarlanan “Köprü” dizisi ardından aşağıdaki düşüncelerini kamuoyuna sunar.

Kemaliye tarihi boyunca idari anlamda Diyar-ı Bekr, Sivas, Mamuret-ül Aziz, Malatya’ya bugün de Erzincan’a; Başpınar’da Çemişgezek, Arapgir, Kemaliye’ye bağlı olarak gelmişlerdir. Bu değişimler devam ederken değişmeyen tek şey Kemaliye ve bugün o’nun bir parçası olan Başpınar’ı da kapsayan geniş bir bölgenin kültür kökleri, folklorudur. Kısaca; köyü, kazası, vilayeti ne olursa olsun yöre insanı asırlardan beri süzülerek gelen bir kültür birikimini en doğru biçimiyle yaşatmakta, geleceğe aktarmak için de çalışmaktadır.

Yöremiz insanı; kültüründen aldığı feyz ile kaderinin tecellisinde etkili olmayı, öncülük yapmayı içinde yaşadığı topluma bir hizmet olarak kabul eder. Bunun en güzel örneklerini Taşyolu ya da Köprü deneyimlerinde göstermiştir. Yeri geldiğinde de fikirlerini topluma takdim etmesinden daha doğal bir şey olamaz.

BİZ KİMİZ ?

Başpınar güneyinde Çemişgezek’e, doğuda Munzur Dağları’nın zirvesine, batıda Fırat’ın ötesine, kuzeyde Kemaliye yönüne doğru geniş bir alana yayılan bir toprak parçasını yüzyıllardan beridir kullanarak gelmektedir. Kendine yeten yapılanması sayesinde geçmişte Nahiye Merkezi olarak da rol üstlenmiş, çevresindeki yerleşim yerlerinin ahalisi ile barış ve dayanışma içinde yaşamayı becermiştir. İstanbul’da ki sivil toplum organizasyonu olan derneği  ata yadigarı topraklara hizmet ederek 1952 yılından bugünlere gelmiştir.

Keban Barajı’nın tamamlanması ile su altında kalan tarihi Başpınar Köprüsü’nün yeniden inşa edilmesi yönünde gayretler sarfedilmiştir. Çevre köylerin de katılımı ile yeni ve güçlü bir yapılanma sayesinde daha etkili olunacağı öngörülmüş; 1969 yılında Başpınar ve Çevresi Köprü ve Yol Yaptırma Derneği kurulmuştur. Talepleri doğru vasıtalarla karşılama adında ortaya çıkan birçok organize toplum hareketine karşı verilen tepkilerde görüldüğü gibi bu konuda da destekler ya da köstekler olagelmiştir. Netice olarak dile getirdiğimiz zaruri talebimize kulak kesilen değerli Erzincan Valisi Sayın Recep Yazıcıoğlu’nun önderliğinde kesintiye maruz kalmadan mutlu sona ulaşılmıştır. Bu eserin “Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü” olarak anılmasından büyük gurur duyuyoruz. Maddî ve malî yardımda bulunan, manevî desteklerini esirgemeyen herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Başta değerli valimize, ebediyete intikal etmiş olan diğer hizmeti bulunanlara rahmet diliyoruz.

Devlet – halk işbirliğinden sonuç alınacağına inanarak buna gerçekten önem vermiş valimizin gözümüzün önündeki bu eser ile hatırlanması, bugünün insanına ve gelecek nesillere benzeri yeni hizmetlerin sembolü olarak her vesile anlatılması gerektiğine gönülden inanıyoruz.

Bu bakımdan kıymetli zamanını bir roman vesilesi ile böyle bir temayı işlemeye ayıran; öncülük eden yazar Sayın Ayşe Kulin’e teşekkür ediyoruz. Bu basılı materyali ele alıp görsel biçimde topluma sunan film yapımcılarına,  günümüzün etkili haberleşme araçlarından birisi olan televizyon yayıncılarına da ayrıca teşekkür ediyoruz.

KÖPRÜ DİZİ FİLMİ HAKKINDAKİ TESBİTLERİMİZ !

Romandan uyarlanan dizinin belgesel olmadığını biliyoruz. Dolayısıyle, bir belgeselin detaylarını bu diziden beklememiz söz konusu olamaz. Her zaman hizmetlerini şükranla anacağımız valimizin hem de bu işbirliğinin bir parçası olan yöre halkının kültür değerlerinin ve yaşadığı mekanın hep bir arada ele alınarak bilhassa devlet – halk işbirliği ile neler yapılabileceğinin bu film vasıtasiyle en ideal biçimde tasvir ve takdim edilmesini arzu ediyoruz.

Ayrıca; yöre insanın doğasına aykırı gelebilecek tarzda gelişen harici zorlama ve dayatmalarla gelen rol örneklerine tepki göstermesi en tabii hakkıdır. Biz de yaratılan imaj’dan memnun ve mutlu olmayan romanın ana temasının bir unsuru olarak düşüncelerimizi fanatizme kaçmadan dile getirmek istedik.

·         Romancının dile getirdiği tabiat ve çevre şartları, yöre insanının kültür yapısı görüntü ve sese dönüştüğü şekliyle izleyiciye pek de gerçekçi gelmemektedir.

·         Romanda dile getirilen güncel sorunlardan kimi yerlerde uzaklaşıp popüler olma adına gerçekliği tartışılan, bölgemiz için de hayal dahi edilmesi mümkün olmayan ülkemizin güzide köşesi Doğu Anadolu’nun sinema dünyasındaki klişeleşmiş tasvirlerinden esinlendiği hissedilmektedir.

·         Tarihi veriler ve bölgedeki evler incelendiği zaman yöre ahalisinin eşkiyalık, çapulculuk, anarşi, terör hareketlerine  verdiği açık ve net tepki görülebilir. Geçmişte yaşanan acı olayları tarihin derinliklerine bırakmak ya da yorumlamadan ele almak yerine yöre insanına inanılırlıktan uzak abartılı bir rol yüklenmektedir. Böylece; bariz zıtlıklar lanse edilerek ya da belirgin olmayan nüansları filmin esas motifleri olarak ön plana çıkarıp adeta insanlar hür iradeleri dışında bir şeylerin tarafı olmaya zorlanmaktadır.

·         Romanın ruhuna ilham veren olaylar, çevre ve yaşam şartları, yöre insanının kültür köklerine inilerek hatta yeteri kadar uzman desteği alınarak bir daha gözden geçirilmeli idi. Halbuki; bunlar gözardı edilerek karakter yaratma, teknik ve estetik çözümler getirme adına dizi mantıklı olmaktan uzaklaşmış, oyuncular kimi zaman romandaki karakterler  yerine başkalarını dramatize eder olmuşlardır.

·         Sayın Vali’nin hayat ve hizmet felsefesinin esası olan, güçlenmesi gereğine inanıp ömrü boyunca yolunda emek sarfettiği devlet-halk işbirliği daha dizinin başlangıcında yer bulan terör sahneleri ile adeta gölgelenmiş seyircinin olaya katılımı da gözardı edilmiştir.

Kendilerini rahat hissetmedikleri bu konuda fikir beyan eden, resmi açıklamalar yapan, basın bildirileri yayınlayan bütün kurum ve kuruluşlara, yöremiz insanlarına gösterdikleri hassasiyet sebebiyle teşekkür ederiz. Onların gelecekle ilgili kaygılarını paylaşıyor bilerek ya da bilmeden temel değerlerimizi, kültürel normlarımızı, yöremizin parlak geleceğini etkilemeye yönelik bu türden yayınların devam etmesi halinde yapacağı tahribata dikkat çekmek istiyoruz. Bu bakımdan şüpheleri bertaraf etmek, senaryonun esin kaynağı olması gereken romanın sunduğu fırsatlardan istifade etmek yerine farklı konularda yeni tartışmalar açacak sunumlardan kaçınmak için konuların  doğru perspektiften ele alınmasının yararları daha fazla olacaktır.

DİZİNİN YÖREMİZE VE İNSANINA YÜKLEDİĞİ İMAJ ARDINDAN GELECEK MUHTEMEL KAYIPLARIMIZ !

·         Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmak üzere bölgeye gelmesi gereken insanlarda bir çekingenlik oluşacak yöre insanının başta sağlık, eğitim olmak üzere birçok hizmetlerden mahrum kalması sonucu ortaya çıkacaktır.

·         Bölgeye yatırım yapmayı planlayan işadamları yatırımlarını iptal edecek ya da erteleyecektir. İnsanımız ile iş-hizmet-istihdam ilişkisine girecek kesimler sonucu etkileyecek biçimde etki altına alınmış olacaktır.

·         Merkezi idare tarafından bölgeye tahsis edilecek yatırım ve hizmetlerin niteliği ve niceliği konusunda tereddütler oluşabilecektir.

·         Geçmişte devlet – halk işbirliği ile kalıcı eserlere teşebbüs etme gücünü kendinde bulan yöre insanının motivasyonunda deformasyon söz konusu olabilecektir.

·         Dünyanın değişen tercih ve taleplerini de göz önüne alarak  yöre insanın müşterek gayretlerle öne çıkardığı zengin doğal güzellikler, flora ve fauna yapısı, tarihi mirasının sunumundaki ivmede kırılmalar olacaktır. Çekim merkezi haline gelen bölgemize yönelik turistik girişlerde azalmalar olacaktır.

·         Ayrıca; coğrafyamızın, tarihi mirasımızın, yöresel kültürümüzün izlerinin geniş kitleler tarafından doğru bilinmesi, tanınması engellenmiş olacak; ülkesine kalbi duygularla bağlı, insanlığa hizmeti varoluş sebebinin gereği olarak kabul ederek azimle çalışan yöre insanını toplum barışına katkıdan uzaklaştıracaktır.

·         Nihayetinde takdim biçimi ve oluşturulmak istenen imaj ile kendi bildikleri ve yaşadıkları arasında tolere edemiyecekleri kadar farklılıklar bulunan yöre insanı toplum içinde huzurlu ve mutlu yaşamak yerine asabi bir tutum içine girecek ya da bunları bertaraf etmek için lüzumsuz bir gayret sarfetmeye zorlanacaktır.

BİZ NEYİ, KİMDEN İSTİYORUZ ?

·         Yargı yollarını takip ederek bizim de düzeltilmesini talep ettiğimiz hususları dile getirme hakkımızın var olduğunu ayrıca belirtmek isteriz.

·         Münferit olarak ya da Sivil Toplum Kuruluşlarımızı  harekete geçirip RTÜK ve diğer kamu kuruluşları nezdinde olması gerekenin takdim edilmesi yönünde talepte bulunmayı ayıp olarak görmüyoruz.

·         Bu kanallar yanında kendi coğrafyamıza, tarihi mirasımıza, yöremiz insanına hizmet yolunda kültür değerlerimizin ve folklorumuzun harici zorlamalardan etkilenmeden gelecek nesillere aktarılması adına; ticari kaygılarla yola çıkmış filmin yapımcısı ve yayıncısını daha az tepki daha çok reyting anlayışı ile hareket etmeleri yönünde çalışmaya davet ediyoruz.

·         Senaryonun kurgulanması esnasında mekan ve kişilerin ele alınması, yöre folklorunun asıl yapısına uygun takdim edilmesi yönünde ilave gayretler göstermelerini istiyoruz.

·         Birçok kesim tarafından anlaşılma ve beğenilme sonucunda senaryoya kitlesellik katacağı için kötülüklerini tartışmasız bilip kabul ettiğimiz terör  yerine bu olayın da ana teması olan devlet – halk işbirliğinin faydalarının daha fazla ortaya konulmasını arzu ediyoruz.

·         Onlardan dizinin seyircisi yöre insanının tepkilerini değerlendirmelerini, savunma mekanizmaları geliştirmek yerine uygun düzenlemeler yapmaya açık olmalarını bekliyoruz.

Pazarlama teknikleri için kullanılan bir argümanı bu film için de uyarlayabiliriz. Araştırmalar göstermiştir ki; memnun müşteri memnuniyetini az kişiye söylemektedir. Memnun olmayanlar ise şikayetini olabildiğince fazla kişiye ulaştırmaya çalışmaktadır.

Romandan senaryoya geçişte daha iyi tasvir ile geniş kitleler tarafından tasvip görme dolayısiyle daha kalabalık bir kesim tarafından izlenme sonucu ortaya çıkacaktır.

Dizinin yapımcısı ve yayıncısından devlet-halk işbirliğine verilen önemi, insanımızın ayakta durma ve yükselme için üzerinde titrediği kültür değerlerini, gerçekte olduğu gibi kabul ederek; topluma yansıtılmasında daha titiz davranmalarını bekliyoruz. Romanı özlü bir biçimde işlemek için daha fazla tahribata meydan vermeden gerekli redaksiyonları yapmalarını arzu ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Saygılarımızla,

Başpınar Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği,

YÖNETİM KURULU: Mehmet Güven, Başkan  Mehmet Tuncer, 2.Başkan  Çetin Özgen, Sekreter Üye  Emre Durbin, Muhasip Üye   Mehmet Karasan, Üye   Münir N. Gündüz, Üye  Osman Karasan, Üye

Küçükayasofya, Özbekler Sk No.26/2 Eminönü, İstanbul 34122 Tel. 0.212.5182026  E-Mail. dernek@baspinarkoyu.com Internet. http://www.baspinarkoyu.com

Popularity: 2% [?]

3 Yorum to “KÖPRÜ’NÜN ARDINDA BAŞPINAR VAR !”

  1. M u s t a f a K e l l e k c i Says:

    Kemaliye Başpınar Köyümüzün Derneğinin açıklamasına tamamen katılıyorum, destekliyorum.

    Gerekenin gerektiği zamanda yapılması gerektiğini düşünüyorum.

    Saygılarımla
    M u s t a f a K e l l e k c i
    Makina Yüksek Mühendisi
    İşletme Yüksek Mühendisi

  2. Akın Ak Says:

    Köprü dizisi hakkında fikir beyan eden Kemaliye Kültür Platformu, Başpınar Derneği, diğer kurum ve kuruluşlara, münferit yorumları ile bölgemizin gerçeklerinin anlaşılmasını sağlayan hemşehrilerimize kemaliye.net aracılığı ile teşekkür ediyorum.

  3. oğuzhan kayalar Says:

    Çok fazla söylenecek birşey yok aslında, bu dizinin Erzincan ile,Kemaliye ile ve Merhum Recep Yazıcıoğlu ile bağdaşmadığı apaçık ortadadır.Ancak bu konuda ben en çok başta Sayın Ulaştırma Bakanımız ALi Çoşkun’un ve diğer bakanlarımızın ve milletvekillerimizin buna tepki göstermesini beklerken onlardan hiç tyepki verilmemesini yadırgıyıyorum.Sayın Ali Çoşkun bir Kemaliyeli olarak ve bu yörenin bir vatandaşı olarak bunları kabulleniyorsa çok fazla söylenecek bişey yok.Ancak biz bunu kabul etmiyoruz ve bu dizinin yayından kaldırılarak yapımcıları tarafından da Erzincan ve Kemaliye halkından özür dilenmesi için ne gerekiyorsa hep beraber yapmak zorundayız diye düşünmekteyim.Tüm Kemaliyeliler grubuna teşekkürler ve iyi günler dilerim.

Cevap yazn.