Arþiv: Eylül, 2006

4. Uluslararası Doğa Sporları Şenliği Hazırlık Toplantısı

Cuma, Eylül 29th, 2006

Uluslararası Kemaliye DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi nin hazırlık toplantısına önümüzdeki çarÅŸamba(4 Ekim) günü İstanbul Polat Rönesans Otelinde baÅŸlıyoruz.Özellikle Uluslararası boyuttaki bu projeye destek vermek isteyen arkadaÅŸlarımızdan iftarada katılmak isteyenler pazartesi gününe kadar bana veya Günhan Ünsal a -Ömer Kesginkılıç’a, email yada telefonla bilgi verebilirlerse bizbize toplantı öncesi iftarımızıda yapıp “C “katındaki Adana salonunda toplantıya geçeceÄŸiz.Direkt toplantıya gelmek isteyen kardeÅŸlerimiz, saat 8 e kadar çay-kahve ve pasta-kurabiye eÅŸliÄŸinde bizleri beklerken sohbet edebilirler. Birbirini tanımayan genç Kemaliyeli ler için DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi çalışmaları çok iyi bir vesile olmaktadır.

Mustafa Ferudun Çelikmen

celikmen@bistek.net.tr

Popularity: 1% [?]

Çöpler Altın Madeni

Cuma, Eylül 29th, 2006

Çöpler köyü, Kemaliyemizin hemen yanıbaşında sayılabilecek bir coğrafya da, kuzey köylerimize komşu konumdadır. 1950 lerden 80 li yılların ortalarına kadar Karadeniz kökenli bir firma tarafından işletilen Manganez madeninin yanıbaşında yer almaktadır. Aynı maden alanı, geçmişi asırlık süreçten öncesine giden, birbirine özenle yapılmış taş yollarla bağlanmış birçok irili ufaklı kapalı saha içeren soymetal (Altın, bakır vs) çıkarılan eski ocakları da barındırmaktadır(Bağıştaş yolundan itibaren Çöpler köyünün üst sırtlarına kadar birbirine bağlı kapalı, tünel ocakları). Kemaliyenin zengin geçmişinde, sayıları yüzleri aşan değişik metal işleyen, kuyumculuk yapan Türk ve gayri müslim esnafının cevher ihtiyacını karşılayan bu ocaklar bu günki maden sahasının da verimliliği konusunda bize ip ucu veriyor.

Altın gibi, Güney ve Orta Amerika uygarlıklarından(İnka, Aztek, Maya ların sahip oldukları altın nedeniyle Pizarro, Montezuma ve diÄŸer “kaÅŸif” kasaplar tarafından doÄŸranıp yokedilmeleri)vahÅŸi batının Kaliforniyasına, Alaskasına, bugünün kendisi sefalet içindeki Orta ve Güney Afrika ülkelerine kadar, döneminin hiç bir toplumuna refah ve saadet getirmeyen bir “UÄŸursuz” sayılabilecek metaa, bizim de dibimizde günyüzüne çıkıp ışıldamak için bekler hale gelmiÅŸtir. “KeÅŸke biz çıkarabilseydik”"Kendi madenlerimizi biz çıkaralım” gibi düşünenler için, ÅŸu anki iÅŸletmenin açılış sebebinin, Manganez madenini, döneminde iÅŸleyemediÄŸi için yurt dışına gönderen yerli firmanın, cevherleri arasındaki zengin altın oranının keÅŸfeden, “Yabancı iÅŸleyici” verileri olduÄŸunu bilmeliler. Gene, Murgul Bakır Tesisleri ve diÄŸer yerli kamu iÅŸletmelerinde maden çıkarırken çevre ve canlıların, insanların saÄŸlığına gösterdikleri özen(!) konusunda da yerinde tesbitler yapmakta fayda var.

Çöpler köyünün zaten başka diyarlardan göçen ahalisi, daha iyi koşullar vaadeden yeni yerleşime taşınmak, bir nevi ötelenme işlemi, yeni iş ve gelir imkanları sayesinde çok fazla şikayetçi olmayacak görünmektedir. Madenin açık ve kapalı ocak sahalarında oluşturulacak devasa boyutlardaki kraterler, tamamen aşındırılacak dağlar ve değişen coğrafya. Asıl sorun burdan sonra başlamaktadır.

Geçen hafta Kemaliyede iken birkaç saatlik feci bir yaÄŸmur ve seller sonrası doÄŸada yapılan deÄŸiÅŸikliklere, doÄŸanın tepkisini birkez daha gözlemledik. BağıştaÅŸ yolunda, sontepeye çıkmadan önce, kolay ve ucuz olsun diye kaya yamaçta yapılması gereken geniÅŸletme yerine, birzamanlar atların, kervanların geçtiÄŸi dere içi yola, dereyi doldurarak geniÅŸletme, çözümü üreten, zamanının uyanık yol yapımcılarının, müteahitlerinin “asfaltı” “duvarları” yonga levhaları gibi sel suları ile sürüklendi gitti. Bir anda binlerce kaya yamaçtan akan yaÄŸmur suları insan yapımı özensiz, düşüncesizce yapılmış imarı yok etti. Merak edenleriniz için söyliyeyim eÄŸer gene uyduruk çözümlere kaçılırsa, dere yatağındaki yol böyle kısa bir yaÄŸmurda can bile alabilir. (EÄŸinli hemÅŸehrilerimizden birkaçı canını zor kurtardı bu “küçük” felaketten. )

Kemaliye ve bizler içinse maden den ötürü oluÅŸabilecek en ciddi tehdit, resimlerde göreceÄŸiniz salına salına akan, kenarlarında sürülerin otladığı “Fırat”dır. Gene resimlerde seçileceÄŸi üzere “ÅŸimdilik” iÅŸletilecek maden sahası iki büyük vadi ile Fırat’a uzanmaktadır. Vadilerden birine ve muhtemelen akabinde diÄŸerinede, cevherin ayrıştırılacağı, karbon tabakalar yerleÅŸtirilmiÅŸ maden üzerine siyanürlü su ile uygulama yapılacağı barajlar kurulacak. Siyanürlü su döne döne tekrar kullanılacak. Buraya kadar herÅŸey iÅŸletim ve üretim teknolojisi açısından normal gözükmektedir. Maden hizasında ama Fırat ın yukarısında bulunan Ilıç’ın ekonomik olarak bu iÅŸletmeden çok yarar saÄŸlayacağı da aÅŸikardır. Aynen DivriÄŸi nin ekonomisini yıllarca ayakta tutan Demir cevheri iÅŸletmelerinde olduÄŸu gibi. Ama gelin görünki nehirler aÅŸağı akar. Ve aÅŸağıda da Kemaliye yer almaktadır. Bir avuç insanıyla, baÄŸrının tam ortasından Fırat ın geçtiÄŸi, umudunu doÄŸasına ve yaban yaÅŸamına, çevre ve kültürel deÄŸerlerine baÄŸlamış bir küçük ÅŸehir.

Akut un başında olduğum dönem, deprem zamanı hastanemin de hastalarından olan bir büyük müteahit Yalovada yıkılan sitesinde arama kurtarma çalışmalarına öncelik vermemiz için yardım istemişti. Bayağı parçalanarakta olsa oraya da yetiştik. Ama zamanında denetleyemeyip, standardize edemediği inşaat kalitesi korkunç bir felakete yol açmıştı. Elle parçalanabilen betonarme kalıntıları bunun kanıtıydı. Pişmanlık, yargıya intikal eden hatalar hiç biri ne ölümleri nede felaketin istenmeyen sonuçlarını geri getiremedi.

Madende çalışacak olan işçisi de mühendisi de bizim insanımız olacak. Belki de tehlikelerden ilk önce onlar etkilenecek. Yurt dışındaki maden hissedarlarının hep o Amerikan filmlerinde gördüğümüz petrolcu, madenci, duyarsız tiplemelerden uzak olacaklarını ummak istiyor insan.

Tektonik hareketlerin çok yoÄŸun (deprem ), ani yağış nedenli taÅŸkın ve sellerin büyük risk oluÅŸturduÄŸu yöremizde, baÅŸlıca Fırat’da kirliliÄŸe yol açabilecek, sızıntı ve baraj kaçaklarının, yıkıntı olasılıklarının çok iyi deÄŸerlendirilmesi gerekir.

Evet. Dediğimiz gibi bizim insanımız için, Kemaliyeliler için, tüm vatandaşlarımız için, artık izni alınmış olan bu sürecin çevreye ve canlılara zarar vermemesi için tüm yöre insanının konunun takipçisi olması lazım.

Aşırı ihtiraslarla gelebilecek yanlış ve pişmanlıklardan geriye dönüş yok.

Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Ferudun Çelikmen

Popularity: 1% [?]

Dilli köyünde kadastro çalışmalarına başlanacaktır.

Çarşamba, Eylül 27th, 2006

Sayın kemaliyeliler,
Dilli köyünde kadastro çalışmalarına başlanacaktır.
duyan duymayana duyursun.
elinde bilgi ve belgeleri olanlar kadastro tekisyenliÄŸine belgeleriyle
birlike baÅŸvurabbilir
ölçüler öceklikle köy içinden başlayacaktır.
Sevgi ve saygılarımla

Ferhun BALOÄžLU
Kemaliye dostu
Menderes Kadastro Müdürü
533 331 36 93

Popularity: 1% [?]

SaÄŸlık, spor ve uçmak…

Çarşamba, Eylül 27th, 2006

Herşeyin başı sağlık olunca bu yazıya da sağlıkla başlamak zarureti doğdu..Yılmaz(Pekcoşkun) kardeşimiz Kemaliye Devlet Hastanemizin eksikleri ve bunlarla ilgili birşeyler yapılıp yapılamayacağını,katkım olup olamayacağımı sormuş ..KEMAV başkanımız değerli ağabeyimiz Hasan Basri Aktan ın görevlendirmesi ile önceki sene hastaneyi ziyaret ettiğimde,hastanenin neye ihtiyacı var ,daha iyi hizmet için neler yapılabilir şeklindeki yaklaşımıma, oradaki ilgili arkadaş,hiç bir eksikleri olmadığını söyleyerek teşekkür etmişti.Oysaki sağlık bakanlığının 2. önemli konumdaki şahsiyeti,Bakanlık Müsteşarı Prof.Dr.Necdet Ünüvar ve çok yakın dostu olan Maliye Müsteşarı ağabeyimiz Hasan Basri Aktan gerek donanım gereksede personel başta olmak üzere hastanemizin tüm eksikliklerine anında çözüm üretmek düşüncesinde olduklarını bana bildirmişlerdi.Hatta Belediye başkanımızla da benzer konuları hem Ankara da hemde Kemaliye de  irdelemiştik.Sonuçta hastanenin büyümeye ve modernizasyona,daha kaliteli ve personel güvenliğini de sağlayan röntgen cihazına ,ultrasonagrafi cihazına vs ihtiyacı olduğu Yılmaz kardeşimin de belirttiği gibi aşikardır.En yakın ileri tıbbi merkeze 2-3 saatlik mesafede bulunan ilçemizde özelikle acil durumlar için daha gelişkin donanım ve bina müştemilatı şarttır. Önümüzdeki yakın süreçte ek bina inşaatına başlanacak.İleri tıbbi donanımı da belki bina ile birlikte ele almak daha doğru olacak.Benim birde kent merkezinden hastaneye hatta en alt mahallelerden helikopter pistine kadar ulaşacak ve yalnız hasta değil normal vatandaşında yararlanacağı,tatil köylerinde sıkça kullanılan eğimli asansör(birnevi raylı teleferik)tesis edilmesi önerimde var.Kent e bir renk ve fonksiyonel (turistik,panorama izletmek vs)dinamizm kazandıracak bu sistem öyle maliyeti fazla olan bir düzenek değil.

Önümüzdeki dönem 2 Dünya ÅŸampiyonası yöremizde yapılacak.Erzincan da Dünya Yamaç Paraşütü ÅŸampiyonası ve Dünya Rafting Åžampiyonası yapılacak.Kemaliye de bu büyük uluslararası spor etkinliklerinde yeralacak.ÇeÅŸitli gösteriler ve yabancı ekiplerin yörenin gezilip görülecek en özgün yeri ilçemizi ziyaretleri ekonomik ve kültürel hareketlilik saÄŸlayacak.Konuyla ilgili Telekom ve baÅŸka sponsorların desteÄŸi ile Euro sport kanalı da 45 er dakikalık yayınlar yapacak ve 4-5 dakikalık yöreyi tanıtıcı programlar verecekler.Bizde Kemaliyeyi tanıtıcı çok özel bir DVD nin özellikle bu ÅŸampiyonaya yetiÅŸtirilmesi çabasındayız.Gene kent rehberi dahada zenginleÅŸtirilerek 4 dilde yayınlanacak.Kemaliyelilere düşen bir görev en azından genç kesimlerin mutlak yabancı dil öğrenmeleri..14-20 Mayıs 2007 de inÅŸallah 4.sünü gerçekleÅŸtireceÄŸimiz Uluslararası Kemaliye DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi nin hazırlık toplantısına önümüzdeki çarÅŸamba(4 Ekim) günü İstanbul Polat Rönesans Otelinde baÅŸlıyoruz.Özellikle Uluslararası boyuttaki bu projeye destek vermek isteyen arkadaÅŸlarımızdan iftarada katılmak isteyenler pazartesi gününe kadar bana veya Günhan Ünsal a -Ömer Kesginkılıç a,mail yada telefonla bilgi verebilirlerse bizbize toplantı öncesi iftarımızıda yapıp “C “katındaki Adana salonunda toplantıya geçeceÄŸiz.Direkt toplantıya gelmek isteyen kardeÅŸlerimiz ,saat 8 e kadar çay-kahve ve pasta-kurabiye eÅŸliÄŸinde bizleri beklerken sohbet edebilirler.Birbirini tanımayan genç Kemaliyeli ler için DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi çalışmaları çok iyi bir vesile olmaktadır.

Geçen günler Kemaliyede idik ve dönünce bayağı yoÄŸun bir “Havaalanı” ve “Altın Madeni” mail trafiÄŸi yaÅŸandığını gördük.Kemaliyede iken kalabalık bir grup arkadaşımızla madeni görmek ve aynı iÅŸletmenin ABD de deki tesislerini yerinde inceleyen Belediye BaÅŸkanımızla konuÅŸmak imkanımız oldu.
Öncelikle lisanslı olarak,dünyanın birçok ülkesinde ve ülkemizde ,hem pervaneli hemde jet, hemen hertür uçakla uçmuş ve her tür zemine inmiş biri olarak bazı hususları bilgilerinize sunayım.Gerek menzil(ikmalsiz ,gidiş -dönüş uçabileceği max mesafe) gereksede mph(saatteki hızları)açısından,Kemaliye-istanbul gibi hatlar , küçük uçaklar için iniş pistinden de önce daha önemli bazı dezavantajlar içermektedirler.Ayrıca ister Rus yapımı ve Sibirya dahil dünyanın bir çok yerinde kullanılan ve ölümcül kazaları oldukça fazla olan ucuz pervaneli uçaklar olsun isterse ABD ve Kanada başta olmak üzere batı yapımı daha isim yapmış ama oldukça pahalı turbo-prop vs modeller olsun,Kemaliye coğrafyasında kara yaklaşımları(iniş-kalkış)açısından çok
fazla risklerle karşılaÅŸacaklardır.2.DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸinde uçurduÄŸumuz ve “uçak “sınıfının en basit modeli olan micro light bile ne Fırat kenarındaki düzeltilmiÅŸ pistten nede Avazda yolu Jandarma yardımıyla keserek güvenliÄŸini saÄŸladığımız alandan çok rahat iniÅŸ kalkış yapamadı.Tersinir hava akımları,kanyon ve dar vadilerden çıkan termik akımlar küçük uçaklar için yanaÅŸmalarda ve kalkışlarda ciddi riskdir.Bu sene getirmeyi düşündüğümüz ve “Caravan” model , 8-10 kiÅŸilik deniz  uçağı baraj gölüne inebilecek ve benim Alaska da,Kanada da çokca uçtuÄŸum oldukça güvenli bir uçaktır.Buna raÄŸmen sürekli Malatya veya İstanbul baÄŸlantısı için birey başı  iÅŸletme maliyetleri gereksede uçuÅŸ süreleri gözönünde bulundurulduÄŸunda ,acil durumlar  ve sponsorlu,tanıtım faliyeti vs dışında ekonomik deÄŸildir(büyük kentlerden 3-4 saat minimum uçuÅŸ süresi ve daha uzun zaman alan binme -inme süreleri).VSTOL özellikli, yani çok kısa mesafeye inip kalkabilen “Twin Otter”türü uçaklar avaz benzeri mevkilere inebilirler ama bu uçaklarında max hız ve menzilleri özellikle Kemaliye -İstanbul hattında rantabl deÄŸildir(Hiç bir yer navigasyon sisteminin olmadığı ve tamamen görerek iniÅŸ kalkış koÅŸularında sigorta maliyetleri özellikle kara yaklaşımlarında  inanılmaz maliyet bindirir).Özetle;yaklaşık 1 saat uçuÅŸun ardından,biraz virajlı ama bir okadar da güzel manzaralı yoldan 2-2,5 satte Elazığ yada Malatyadan Kemaliye ye gelmenin, halihazırda zaman olarak da, ekonomik olarak da “uçmak” adına alternatifi yoktur.Ama hasta vs durumları baÅŸta olamak üzere,”Acil transport”yani benim ÅŸu an sorumlu olduÄŸum iÅŸ açısından baraj gölünün ,uçakla “uçmak” adına elveriÅŸliliÄŸini de bu bahar hepbirlikte test edeceÄŸiz.

“Maden”i birsonraki yazımda anlatacağım.
Saygı ve sevgilerimle..

Mustafa Ferudun Çelikmen

Popularity: 1% [?]

Kemaliye’den Mutfakta Zen

Çarşamba, Eylül 27th, 2006

Persembe eklentisi (daha dogrusu dilentisi). Siz bana özeniyorsunuz oh ne güzel geziyorsun diye ama bir isyerine bagli çalismiyorum diye adamdan sayilmiyorum bu memlekette. Sen kitap yaz bir sürü, dergilere yaz yetmiyor. Garanti’den mil kazandiran kart basvurusu yaptim. Ama bordrom yok diye reddettiler. Ben de Allah rizasi için yok mudur bir yardimi dokunacak diyorum. Sözlesmelerimi falan götürdüm ama bir bilen olursa yardimi olur belki. Bu yaziyi okuyup da faidesi dokunabilecek biri varsa acaba bana (inaltong@e-kolay.net) yazabilir mi? Yarin sabah Bey oglusundaki subeye gidip belgelerin devamini vermem gerekiyor. Ondan sonra da yolcu yolunda gerek diyerekten Burhaniye’ye, eve dönecegim. Artik evde olmayi özledim ve yollarda olmaktan yoruldum. Çok tesekkür ederim.

Kemaliye böyle bir yer iste. Munzur Dagi ve Sariçiçek Dagi karsi karsiya gelmis, vadide Firat nehri akar. Kenarina ise Kemaliye kurulmus. Karsilikli köyler var. Kimi merkeze yakin, kimi uzak. Kemaliye’nin meshur bir tas yolu var, yapimi onlarca yil süren. Iste onu göremedim. Oysa geçen yil Lütfi Özgünaydın’ın ‘TaÅŸ Yolu Öyküleri’ adli kitabini okuduktan sonra binlerce yörelinin emegiyle açilan bu yolu görmeden dönmeyi düsünmezdim Kemaliye’den. Tas yolunu da, müzesini de göremedim. Ama çok güzel insanlar tanidim, güzel seyler tattim ve yine gözü arkada döndüm.

Dut Kemaliye’nin her seyi. Nice öykü var duta dair. Dutun satilip da parasinin eve geldigi gün yapilan senlikler, ese dosta gönderilen kuru dutlar, dut pekmezleri, pestiller, sonra kuru dut satarak harçligini çıkaran ve okula o sekilde devam edebilenler, bahçesinde konu komsuyla bir olup dut çirpan nineler, dedeler…

Taze salataliklar var, bahçeden koparilmis. Salataligin banildigi pekmez var, Ayse abla var, Ahmet abi var, Hatice hala var, Latif Yalçıner var, Gülnur Gürler var, Bozkurt otel var, müze var, dut var, lökhane var…

Lökhane’yi Hamdi Fırat isletiyor. Telefonu (446) 751 30 66
Lök, Kemaliye’nin bir güzel lezzeti. Dibekte dövülüp elenmis kuru dut unu yine dibekte dövülmüs cevizle biraraya getiriliyor. Sonra 3500-4000 kez daha dövüldükten sonra macun haline getiriliyor. Sekil verilip jelatine sarildiktan sonra da satisa hazir oluyor lök. Lökhane’de baska seyler de var. Oricik var mesela, dut pekmeziyle hazirlanan cevizli sucugu Kemaliye’nin. Sonra fasulye kurusu, dag meneksesi, Ağın leblebisi, pekmez, reyhan kurusu, serbetler, dibekte dövülmüs çedene kahvesi. Onlar çedene diyor menengiçe. Daglarda varmis. Toplayip kavurduktan sonra dövüp kahvesini yapiyorlar.

Neden gittim Kemaliye’ye? 29. Geleneksel Kemaliye (EÄŸin) Kültür Festivali bünyesinde, DiÅŸ Hekimi Gülnur Gürler’in düzenledigi Dut Paneli’nde konusmak üzere. Hani sizlerden bilgi istemistim ya, kimileriniz (hepinize tesekkürler) bilgiler yollamistiniz. Ben de o bilgileri derleyip toparlamis, çesitli kaynaklardan bolca ilave yapmis ve upuzun bir konusma metni hazirlamistim. Yukarida gördügünüz dut kavurmasi ve yöreye has pek çok dutlu lezzeti de tatma (gerçi ben izdiham nedeniyle yine her seyin tadina bakamadim ama..) sansi buldugumuz Dut Paneli’nde çesitli üniversitelerden hocalardan duta dair pek çok sey duyduk, ögrendik. Dut ve yapraklarinin sifacilikta kullanilisindan tutun da dut yapraginin büyük ve küçükbas hayvanlari beslemede kullanimina, halk edebiyati ve kültüründe dutun yerinden Türkiye ve dünyada dut yetistiriciligine pek çok konu basliginda yapilan konusmalari ilgiyle dinledi Kemaliyeliler. Süre azligi nedeniyle ancak özet olarak aktarabildigim bilgiler insallah tüm panelistlerin konusma metinleriyle birlikte bir yayin haline getirilecek. Gitmeden önce Türkiye’nin çesitli yerlerinden derledigim bilgiler orada ögrendiklerimle zenginlesti.

Bu güzel manzaraya sahip evde iki güzel insanin, AyÅŸe ve Ahmet Berkay’in evinde, ApçaÄŸa Köyü’nde bol sohbet, güzel yiyecekler, yukarida resmini gördügünüz pekmeze banilarak yenmis teri üzerinde salataliklar, Ayse ablanin nefis sirkesi, pekmezi, dut kurusu, binbir bitkiden (yok o kadar degil ama 100 kadar varmis) yapilan zetrinin kokusu… Hepsi de unutulmaz anilar arasinda yerini aldilar. Berkay’lar diyorlar ki atamizdan kalan evimizde hepinizi agirlamak istiyoruz. Sizler de Kemaliye’ye gidecek olursaniz Apçaga köyünü mutlaka ziyaret etmelisiniz. Öyle seviyorlar ki köylerini, dernek kurmus, köy firinini ve köyün girisindeki kimi yapilari restore etmisler, okuma ve toplanti odasi kurmus, konuklara kucak açmislar. Gideriz derseniz telefonlari bende, ilgilenenlere verebilirim memnuniyetle. Gidip tanisin, güzel lezzetleriyle donanin diye.
Iste böyle geçti Kemaliye gezisi. Daha detayli bir yaziyi Lezzet dergisinin Eylül sayisina yazacagim. Arzu edenler orada okuyabilirler. Yeniden evime kavusmayi diliyorum. Özledim yatagimi. 19 Temmuz’da düsmüstüm yollara. Insallah yakinda orada uyanmaya baslayacagim yeniden. Ne güzel! Bu arada Agustos dergileri çikmis. Lezzet’te Bozcaada Sarap Tadım Günleri’ni, Dr. KuÅŸhan Diyet Dergisi’nde Anadolu’dan leziz yaz lezzetlerini, Metro-Gastro’da sübyenin (kavun çekirdeÄŸi içeceÄŸi) yolculuÄŸunu okuyabilirsiniz. Formsante dergisi’nde ‘Yaz ve Bahçe’, BuÄŸday dergisi’nde Giritli Kemale teyze ve kizi Ülker ablayla yaptigim sohbet ve kabak çiçegi dolmasini, Fly Air’in uçus dergisi FLYER’da da ÅŸerbetler ve hoÅŸaflar üzerine yazdigim yazilari okuyabilirsiniz. Bir de Karaf dergisi var ki ona da Suriye mutfagina iliskin gözlemlerimi yazmistim. Yazi açisindan bereketli bir ay ya ben henüz çogunun yayinlanmis halini göremedim. Sadece Lezzet dergisine ulasabildim simdilik. Bir kaç tanesini de eve vardigimda görebilecegim.
*
Yazdiktan sonra tekrar baktim da Kemaliye’nin güzel evlerine dair bir fotograf koymamisim. Farkettim ki zaten çok fazla resim çekememisim. Planladigim gibi olmadi tam günlerim. Bazen size güzel vakit geçirtmek için birileri ele alir ya isi, biraz öyle oldu. Oysa ben sokaklari gezip evlere, kapilara dokunmak istemistim. Çok az yapabildim diledigimi. Bu resim de o anlardan birinde çekildi. Sabah herkes uyurken nasil oldugunu anlamadigim sekilde kalkip yürüdügüm saatte. Soguktan korumak için evleri saç levhalarla kapliyor Kemaliyeliler. Belki bu güzelim evleri korumanin, yasatmanin maliyeti büyük oldugundan. O kadar çok yikik dökük ev var ki! 10 yil önce de çok büyük bir yangin geçirmis kasaba ve çarsida 140 dükkan kül olmus. Beni Malatya havaalanina getiren bey dedi ki o binalar yanmamis olsaydi Kemaliye simdi bambaska bir yer olurdu. Belki de öyle olurdu ya zamani geri almak mümkün degil hiç..

*
BuÄŸday DerneÄŸi’nin ÅžiÅŸli Belediyesi’nin katkilari ile PINAR ve MİLUPA’nin sponsorlugunda Istanbullulara armagan ettigi Ekolojik Pazar her cumartesi günü Feriköy’deki yerinde sizleri bekliyor. Yaz geldi diye üsenmeyin. Onlar hiç dert etmeden sizler yiyebilin diye Gökçeada’dan, Malatya’dan, EÄŸirdir’den, Adana’dan ve daha nice yerden her hafta kalkip Istanbul’a geliyorlar. Tek istekleri ürettikleri leziz besinleri paylasmak, insanlara tanitmak ve bu isi sürdürebilmek. Ne olur onlari yalniz birakmayin. Sözlerinizle, alisverislerinizle ve güleryüzünüzle onlari destekleyin. Diliyoruz ki bu çaba nice ekolojik pazaryerinin tohumunu atsin ve Türkiye’nin her yerinde bulusalim dogayi kirletmeden, insana zarar vermeden üretilen gerçek lezzetlerle. Harita için burayi tiklayabilirsiniz.
Ekolojik Pazaryeri ile ilgili makale için ise:
http://www.bugday.org/article.php?ID=1419
*
Site okurlarindan Didimli Kadriye hanim Didim’in dünyaca ünlü Altınkum Plajı’nda balik çiftliklerinin kurulmasi için izin verilmemesi için bir imza kampanyasi baslattiklarini ve bu konuda elbirligiyle çalismalar yaptiklarini aktarmis. Hazirladiklari yaziyi ben de imzaladim. Kadriye hanim hepimizin destegini beklediklerini iletmis. Didim Belediyesi’nin internet adresi söyle: www.didim.bel.tr

Kaynak: http://mutfaktazen.blogspot.com/2006/08/kemaliyeden.html

Popularity: 1% [?]

Türkiye artık su fakiri

Pazartesi, Eylül 25th, 2006

DOGAL HAYATI KORUMA VAKFI GENEL MUDURU DR. FILIZ DEMİRAYAK: Turkiye’de 20 yil once kisi basina 4 bin metrekup su dustugunu animsatan Dr. Demirayak, ‘Bugun 1430 metrekup su dusuyor ve su fakiri ulkeler arasina girmis durumdayiz!’ diyor

SOHBET ODASI
DERYA SAZAK

DERYA SAZAK: Kuresel isinma sonucu, ani mevsim degisiklikleri, asiri sicaklar, firtina ve sellerin neden oldugu yikimlarla karsi karsiyayiz. Nâzim Hikmet’in dizeleriyle baslayalim, ‘Kendi kendimizle yarismadayiz gulum, ya olu yildizlara hayati goturecegiz ya dunyamiza inecek olum… ‘
FİLİZ DEMİRAYAK: Dunyayi suratle tuketiyoruz. Surdurebilir kalkinma konusunda bazi adimlar atiliyor olsa da bunlar vahsi kaynak kullaniminin yogunlugu karsisinda cok kucuk olcekte kaliyor. Eskiden bir golun kurumasi gibi yerel cevre sorunlari artik kuresel olarak ele alinmaya basladi. Dunyanin en buyuk sorunu olarak kuresel isinma gosteriliyor.

Suyun yonetimi sorunlu
Isinin 1 derece yukselmesi bile tarim alanlarinin yuzde 10′unun kaybi gibi bir sonuc doguruyor.
Boyle giderse daha trajik sonuclari olacak. Endustri Devrimi oncesindeki iklim, sicaklik degerleriyle karsilastiriliyor ve 2 derecelik bir artisin yol acacagi olumsuzluklardan bahsediliyor. Gunumuzde bazi bolgelerde 0. 7 derecelik bir artis soz konusu. Bu tablo ‘Yazlar eskisinden daha sicak, bahari yasayamaz olduk’ gibi sozlerle konusmalarimiza yansidi. Agustos asiri sicak gecti. Akdeniz’deki yagis miktarinda son on yilda yuzde 20 azalma goruldu. ‘Sicak hava dalgasi geldi’ dedigimiz sey 0. 7 derecelik isinmanin gosterdigi etkiler.

Kurakligin Anadolu’da somut gostergeleri var. Konya Havzasi’nda goller kurudu. Aksehir Golu yok oldu. Turkiye collesiyor.
İc Anadolu, Konya Havzasi dedigimiz cevre dunyanin sayili kapali alanlarindan. Suyun zaten az oldugu, kuraklik ceken bolgede su talebinin yuzde 70′inin uzerindeki miktar tarimsal kullanima gidiyor. Dolayisiyla Turkiye’de var olan suyun yonetimi de sorunlu.
İc Anadolu’da su az, talep buyuk ama o suyu kullanma bicimlerimiz, sulama yontemlerimiz yanlis. Tarimda kullanilan suyun yuzde 80′i salma sulama yontemleriyle topraga gidiyor. Tarlaya ulasmadan buharlasiyor. Son derece ilkel yontemlerde israr ediyoruz. Oysa kurak bolgelerde bir an once damla sulama, yagmurlama yontemlerine gecmek lazim.

İsrail’in uyguladigi…
Turkiye’de de var ama cok sinirli olcekte ornegin Konya Havzasi’nda damla sulamaya gecme yontemini ciftcilere sunduk ve basarili sonuclar aldik. Borulama sistemiyle suyu urune gore yeterli olacak miktarlarda veriyorsunuz. Vahsi sulama dedigimiz acilmis kapaklari kaldirip suyun birakilmasi disinda bir sulama sistemi. Cok verimli sonuclar aldik.

Hatanin bedelini oduyoruz
Konya Havzasi’nda gerceklestirdik. Sekerpancarinda bile damla sulama ornegi yaptik, Basarili sonuc aldik. Tarimdaki yanlislarin otesinde bir de sulak alanlari kurutma politikasi var ki, bu hatanin bedelini oduyoruz. Son 40 yilda 1 milyon 300 bin hektar sulak alan ekolojik ve ekonomik onemini kaybetti. Kayip alan uc Van Golu buyuklugundedir.

Goletleri, batakliklari kurutup tarim alani acma politikasinin amaci koyluye toprak kazandirmak.
Evet cikis noktasi buydu, ciftciye tarim alani kazandirmak. Sonunda is siyasilesti. Ranta donustu. Amik Ovasi’ni kuruttuk ama basarili olmadik. İklim degisti. Tuzlanma basladi, gol tabaninin kotta dusukluk gostermesi nedeniyle her yagisli donemin sonunda orada su birikti ve urunun mahvolmasina sebep oldu.

Siyaset nerede hata yapti?
Daha fazla tarim alanina, topraga sahip olmak gibi bir egilim var Turk toplumunda. Siyaset buna uygun cozumler uretiyor. Genlerimizin bir tarafi buna itiyor, cunku suyla da aramiz cok iyi degil. Sulak alanlara bataklik diyoruz. Omrumuz batakliklari kurutmakla gecti!
Ama bataklik dedigimiz yerde insanlarin balikcilik yaptigi, sebze ve meyve yetistirdigi, buradaki sazlarin kesilerek yurtdisina gonderildigi ve bunun muazzam bir ekonomi oldugu onemsenmedi. Cunku orada tarim topragi olarak acilip dagitilan rantin siyasete donusu daha buyuk oldu. Siyaset burada hata yapti. Amik Ovasi’nda ve benzeri yerlerde goruldu ki bu sistem islemiyor. Ama devam edildi.
Sulak alan diye gecistirdigimiz yerlerin taskini kontrol etmekten yeralti su seviyesini beslemeye kadar bir dizi islevi var. Doganin kurdugu dengeyi kaldirdiginiz zaman butun sistemi bozmaya basliyorsunuz. Konya Havzasi’nda 50 bin kuyudan bahsediliyor ki, bunlarin yuzde 50’si kacaktir. Buralardan su cekmek icin her yil 2 - 3 metre daha derine inmek zorundasiniz. Konya milletvekilleri de yakiniyor. Koyluden ‘yesil hat’ cek talebi var. İste elektrik gelecek, kuyu acilacak ve daha derine inilecek. Konya’nin yeralti sularini boyle bitirdik!

Afrika gibi olabiliriz
Her yil 7 milyon insan susuzluk nedeniyle oluyor. İc Anadolu da giderek Afrika’ya mi benzeyecek?
Oyle olacak. Dunyanin su fakiri iki ulkesi Urdun ve İsrail’de kisi basina dusen su miktari 200 metrekup. Turkiye’de 20 sene once kisi basina 4 bin metrekup su dusuyordu. Turkiye su zengini ulkeler arasindaydi. Bugun 1430 metrekup su dusuyor ve su fakiri ulkeler arasina girmis durumdayiz. Nufus ongoruleriyle de onumuzdeki 10 yil icinde 1000 metrekupe dusecek kisi basina. Avrupa’nin en su yoksulu ulkesi olmus olacagiz. Afrika’ya da donebiliriz.
Afrika’da su krizinin iki boyutu var: Bir tanesi kuraklik, ikincisi suyu yonetememek. Nil Nehri’nin kat ettigi ulkelerde aclik, yoksulluk gibi sorunlar var. Dunya buyuk nehirleri de kaybediyor. Onemli kismi kuruyor. Amacina uygun olmayan barajlar nehirleri yok ediyor. Sulama barajlari kadar sel onleme barajlarinin islevi de tartisiliyor dunyada.
Hasankeyf yasayabilir

Ilisu Baraji ve Hasankeyf konusunda ne dusunuyorsunuz?
Dicle ve Firat Turkiye\’nin guvenligi ve ulusal oncelikleri acisindan cok onemli iki nehir. Burada yapilan barajlar\n bir anlamda stratejik savaslara donusmus durumda. Katildigimiz uluslararasi toplantilarda bunu goruyoruz. Stockholm\’de Irak delegasyonu \’Turkiye bizi acliga mahkûm ediyor\’ diye lobi yapti. Suriyeliler de sikâyetci.
Hukumet adina bu toplantilara katilip savunma yapan kimseyi goremiyoruz. Sivil toplum kuruluslari olarak konusuyoruz. Vakif olarak Irak\’taki sivil toplum kuruluslariyla iletisime gectik. Deneyimleri aktaracagiz. Bolgesel bir misyon ustlenebiliriz. Hasankeyf\’in baraj altinda kalmasina dogal bir seymis gibi bakiliyor ya da etnik bir mesele gibi tepki gosteriliyor. Ilisu Baraji\’nin kotunda yapilacak degisiklikle Hasankeyf kurtarilabilir.

Kene nasil yayginlasti?
Dogayi tahrip etmeye devam edersek yakinda ne islenecek toprak kalacak ne de su… Kuresel isinmayla birlikte hastalik turleri de degisiyor. Kus gribi ve kene cikti…
Hastalik kaygisiyla dogal\n hayata yonelik tacizlerden kacinmaliyiz. Ancak sunu da gormeliyiz. Dogal yasamin icine giren, sulak alanlarda yerlesen insanlar. Manyas\’ta bile buyuk konut projelerinden bahsediliyor. Kus gribine onlem diye acikta gezen tavuklari Anadolu\’dan kaldirdik, kenede muthis bir yayginlasma oldu. İnsanlar basit anlamda bu zinciri gorebiliyor. Yilanlari olduruyoruz, farede artis basliyor. Doganin dengesiyle cok fazla oynadik. Gollerimizi, ormanlarimizi korumayi ulusal sorun haline getiremedik. Her seyi alip buyutup Turkluge dokunan bir boyuta getirebiliyoruz da…

“,1] ); //–>

Hasankeyf yasayabilir

Ilisu Baraji ve Hasankeyf konusunda ne dusunuyorsunuz?
Dicle ve Firat Turkiye’nin guvenligi ve ulusal oncelikleri acisindan cok onemli iki nehir. Burada yapilan barajlar bir anlamda stratejik savaslara donusmus durumda. Katildigimiz uluslararasi toplantilarda bunu goruyoruz. Stockholm’de Irak delegasyonu ‘Turkiye bizi acliga mahkûm ediyor’ diye lobi yapti. Suriyeliler de sikâyetci.
Hukumet adina bu toplantilara katilip savunma yapan kimseyi goremiyoruz. Sivil toplum kuruluslari olarak konusuyoruz. Vakif olarak Irak’taki sivil toplum kuruluslariyla iletisime gectik. Deneyimleri aktaracagiz. Bolgesel bir misyon ustlenebiliriz. Hasankeyf’in baraj altinda kalmasina dogal bir seymis gibi bakiliyor ya da etnik bir mesele gibi tepki gosteriliyor. Ilisu Baraji’nin kotunda yapilacak degisiklikle Hasankeyf kurtarilabilir.

Kene nasil yayginlasti?
Dogayi tahrip etmeye devam edersek yakinda ne islenecek toprak kalacak ne de su… Kuresel isinmayla birlikte hastalik turleri de degisiyor. Kus gribi ve kene cikti…
Hastalik kaygisiyla dogal hayata yonelik tacizlerden kacinmaliyiz. Ancak sunu da gormeliyiz. Dogal yasamin icine giren, sulak alanlarda yerlesen insanlar. Manyas’ta bile buyuk konut projelerinden bahsediliyor. Kus gribine onlem diye acikta gezen tavuklari Anadolu’dan kaldirdik, kenede muthis bir yayginlasma oldu. İnsanlar basit anlamda bu zinciri gorebiliyor. Yilanlari olduruyoruz, farede artis basliyor. Doganin dengesiyle cok fazla oynadik. Gollerimizi, ormanlarimizi korumayi ulusal sorun haline getiremedik. Her seyi alip buyutup Turkluge dokunan bir boyuta getirebiliyoruz da…

Beysehir Golu nasil tukeniyor?

Dunyanin tarim ve su acisindan kendi kendisine yeten 7 ulkesinden biri Turkiye denirdi. O gunler geride kaldi. Tarim coktu.”,1] ); //–>Bir romandan cikarak asagilandigimizi dusunuyoruz.
Elif Safak’in romani kanimiza dokunabiliyor, ulusal sorun olabiliyor ama hepimize ait olan ormanlarimizin yanmasi, gollerimizin kurumasi umurumuzda olmuyor! Turkiye’de boru hatlari gelisiyor, buna bagli yeni cevre koruma programlari olusturmaliyiz. Boru hatlarinin gelip bittigi yer Akdeniz. İskenderun’dan ayrilan bir tankerin kaza yapmasi halinde kiyilarimizi kim koruyacak. Deniz yonetimiyle ilgili ciddi sorunlarimiz var. Bogaz’daki tanker trafigi kirlenmeye yol aciyor. Kentlerin buyuk cogunlugunda atik sistemi kurulmamis. Konya’nin atiklari Tuz Golu’ne bosaliyor. Dusunebiliyor musunuz, Turkiye’nin tuzunun geldigi bir yere en buyuk kentin evsel atiklari bosaltiliyor!

Aliskanliklar degismeli
Kendi sonumuzu iste boyle hazirliyoruz. Tuketim aliskanliklarimizi degistirmek zorundayiz. Cok fazla ayak izi birakiyoruz bu dunyada. Tasarruf etme konusunu da pek demode hale getirdik. 1 litrelik gazli icecek uretiminde 2 litreyi asan miktarda su kullaniliyor. Kakao, kahve uretiminde muazzam su kullaniliyor. ABD, Kanada gibi ulkelerde bir kisinin su tuketimi 150-200 litre civarinda, Afrika’da 10 litre. Modern bir tuvaletin bir seferlik suya basma miktari kadar!
Bir golf sahasi 12 bin nufuslu bir kasabanin bir yilda tukettigi kadar su tuketiyor. Bunlari konusmak zorundayiz. Dunyayi iste boyle tukettik. Gecmiste bu uyarilar yapilinca ‘Komunistler gelismenin onunde duruyor’ denirdi.
‘Yesiller karpuz gibidir keserseniz icleri kirmizi cikar’ denirmis. Gulermisiz aglanacak halimize. Daha fazla gec kalmadan yasadigimiz cevreyi korumaliyiz. Bu boyle gitmeyecek.

Beysehir Golu nasil tukeniyor?

Dunyanin tarim ve su acisindan kendi kendisine yeten 7 ulkesinden biri Turkiye denirdi. O gunler geride kaldi. Tarim coktu.Tarimimizi degistirmeliyiz

Koylu ne diyor? Siyasetci bu degisime ikna edebilir mi?
Benim ciftcim, benim koylum diyerek koyluyu sekerpancarinin icinde tutamazsiniz. Bu ulkede ciftcisiyle, siyasetcisiyle hep birlikte bir degisim yaratmak zorundayiz . Sekerpancari tarimimizi da degistirmek zorundayiz. Turkiye degisiyor, sivil toplum orgutlenmesi gelisiyor. 30 yil once Dogal Hayati Koruma Dernegi olarak kuslarla baslamistik, oradan sulak alanlara gectik ama bugun su kaynaklari programi uzerinde calisiyoruz.
Sahada cozum uretiyoruz. Konya\’da bir tarlada bir ciftciyle birlikte damla sulamanin sekerpancarinda olabilecegini gosteriyorsak bu cagin geregi olan katilimciligi sergiliyoruz. Gelistirdigimiz projeyi koyde uyguluyoruz. Konya Havzasi\’nda 3 yildir, suyu yonetenlerle suyu kullananlari bulusturduk. “,1] ); //–>
1960′larda ABD’de tahilda bir hastalik beliriyor. Turkiye’den giden bir bugday geniyle hasadi kurtariyorlar. Bugun yoksullukla mucadele ediyoruz.

Bunca deneyimden sonra cevre bilincine sahip olabildik mi?
Cevrecilik artik marjinal olmaktan cikti. Biyolojik cesitlilige sahipseniz zenginsiniz artik bu cagda. Konya Ovasi’nda sekerpancari yetistiriyoruz. Konya Havzasi’ndaki suyun onemli kismi sekerpancari sulamasina gitti. Oysa artik sekerpancari yetistiren ciftcinin magdur olmaksizin baska bir urune gecmesi konusunda birilerinin calismasi lazim. Sekerpancari icin Beysehir Golu’nden Cumra Ovasi’na su aliniyor. Golun su seviyesi bu yuzden dusuyor. Bunu onlemek icin Goksu Havzasi’nin suyunu milyar dolarlik projeyle Cumra Ovasi’na akitmaya calisiyoruz. Bunun ekonomik maliyetini dusunebiliyor musunuz? Dunyada sekerle ilgili ekonomik degerler degismis durumda, siz sekerpancarini sulamak uzere milyar dolar harciyorsunuz.

Tarimimizi degistirmeliyiz

Koylu ne diyor? Siyasetci bu degisime ikna edebilir mi?
Benim ciftcim, benim koylum diyerek koyluyu sekerpancarinin icinde tutamazsiniz. Bu ulkede ciftcisiyle, siyasetcisiyle hep birlikte bir degisim yaratmak zorundayiz . Sekerpancari tarimimizi da degistirmek zorundayiz. Turkiye degisiyor, sivil toplum orgutlenmesi gelisiyor. 30 yil once Dogal Hayati Koruma Dernegi olarak kuslarla baslamistik, oradan sulak alanlara gectik ama bugun su kaynaklari programi uzerinde calisiyoruz.
Sahada cozum uretiyoruz. Konya’da bir tarlada bir ciftciyle birlikte damla sulamanin sekerpancarinda olabilecegini gosteriyorsak bu cagin geregi olan katilimciligi sergiliyoruz. Gelistirdigimiz projeyi koyde uyguluyoruz. Konya Havzasi’nda 3 yildir, suyu yonetenlerle suyu kullananlari bulusturduk.
Kimdir?
1984 - 88 arasinda TUBİTAK\’ta calisti. 1991\’den bu yana Dogal Hayati Koruma Dernegi\’nde calisiyor. Belek - Cirali turizm projelerinde gorev aldi. 1998 - 2004 arasinda Cevre ve Orman Bakanligi, Dunya Bankasi ve BM\’nin surdurulebilir kalkinmayla ilgili cesitli organizasyonlarinda gorev aldi. Deniz kaplumbagalarini koruma programlarina katildi. 2006\’da Siyasal Bilgiler Fakultesi\’nde \’Turkiye\’de Korunan Alanlar icin Yeni bir Yaklasim\’ teziyle doktorasini tamamladi. Eylul 2004 itibariyle WWF - Turkiye\’nin (Dogal Hayati Koruma Vakfi) Genel Muduru olarak calismaktadir.

\n\t\t


\nTry the all-new Yahoo! Mail . "The New Version is radically easier to use" – The Wall Street Journal\n__._,_.___\n\n\n\n

\n\nArtık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!
\n
\n"Kendi Madenlerimizi ve Yeraltı Zenginliklerimizi Kendimiz Çıkarmalıyız!"
\n>
\nErzincan Kemaliye (EĞİN) İlçesi Hemşehrilerinin Email İle Haberleşme Grubu, Gönüllüler ile Tartışma ve Çözüm Üretme Grubu.
\nEmail: kemaliye-net@yahoogroups.com
\n“,1] ); //–>

Kimdir?
1984 - 88 arasinda TUBİTAK’ta calisti. 1991′den bu yana Dogal Hayati Koruma Dernegi’nde calisiyor. Belek - Cirali turizm projelerinde gorev aldi. 1998 - 2004 arasinda Cevre ve Orman Bakanligi, Dunya Bankasi ve BM’nin surdurulebilir kalkinmayla ilgili cesitli organizasyonlarinda gorev aldi. Deniz kaplumbagalarini koruma programlarina katildi. 2006′da Siyasal Bilgiler Fakultesi’nde ‘Turkiye’de Korunan Alanlar icin Yeni bir Yaklasim’ teziyle doktorasini tamamladi. Eylul 2004 itibariyle WWF - Turkiye’nin (Dogal Hayati Koruma Vakfi) Genel Muduru olarak calismaktadir.

Kaynak: http://WWF.milliyet.com.tr/2006/09/25/siyaset/asiy.html

Popularity: 1% [?]

Kemaliye Hacı Ali Akın Meslek Yüksekokulu Ek Yerleştirme Kontenjanları

Pazartesi, Eylül 25th, 2006

Erzincan Üniversitesi Kemaliye Hacı Ali Akın Meslek Yüksek Okulu Ek Kontenjanları

2 Kemaliye Hacı Ali Akın Meslek Yüksekokulu
4 1625187 Arıcılık EA-1 38 3 22 140105
4 1625195 Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama SAY-1 8 3 130117
4 1625207 Halıcılık SÖZ-1 19 3 130171
4 1625215 İpek Böcekçiliği EA-1 39 3 140175
4 1625223 Su Ürünleri EA-1 36 3 140190

Kaynak: ftp://dokuman.osym.gov.tr/2006OSYSEKKLVZ/TABLO3A.pdf

Popularity: 1% [?]

Kadastro Çalışmaları

Cumartesi, Eylül 23rd, 2006
Nihayet memleketim olan EÄŸin’e 2′nci defa gelmek nasip oldu. Birincisi bundan 3 yıl kadar önce idi.
Yapılan kadastro çalışmaları kapsamında Proje Müdür Yardımcılığı görevini üstlendim. Burada bulunma amacımda, bu kapsamda yapılan çalışmaları yerinde incelemek.
Karşılaşılan sorunlardan bir tanesi köylerinde bulunmayan kişilerin yapılan kadastro çalışmalarından haberdar olamamaları idi. Bundan sonra, köylerde çalışmalara başlanmadan önce hangi tarihte çalışmalara başlanacağı bu grup aracılığı ile dyurulacaktır.
Bu güne kadar yapılan çalışmalar:
Salihli
Karakoçlu
KabataÅŸ
Kocaçimen
Yayladamı
Dolunay
Sandık
köylerinin ölçüleri devam etmektedir.
Aslanoba
Yeşilyamaç
Başarı
Çaldere
köylerinde çalışmalara yakında başlanacaktır.
Saygılarımla.
Hüseyin HOŞAFÇI

Popularity: 1% [?]

Kadastro Çalışmaları Başlıyor!

Cumartesi, Eylül 23rd, 2006

Kıymetli Kemaliyeliler,
Önümüzdeki hafta içerisinde Kemaliye sandık köyünde kadastro çalışmalarına başlanacaktır.

Kadastro ekibine elinizdeki belgelerle başvurmanız, arazi ve arsalarınızın sınırlarını Ekip elemanlarına ve bilirkişilere gösterip hakkınıza sahip çıkmanız sizin çıkarınızadır.

Kadastro çalışmaları Menderes Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılıyor.
Halen eski İstiklal İlköğretim Okulu müdürlüğü çalışma merkezi olarak kullanılmaktadır.
Esen kalın

Ferhun BALOÄžLU
Menderes Kadastro Müdürü
ferbal3307@hotmail.com
0533 331 36 93

Popularity: 1% [?]

Kemaliye için Turizm Faaliyetleri

Cumartesi, Eylül 23rd, 2006

Kemaliye de Turizm faaliyetlerinin organize ve temelli bir ÅŸekilde
yürütülebilmesi için yaptığımız çalışmalardan biride bu konuda ülkemizin en
büyük STK larından olan TURSAB la ilişkilerimizin yürütülmesi
olmuştur.Fotoğrafta da gördüğünüz gibi başkan sayın Başaran Ulusoy bizzat
bizimle ilgilenmiş ve konunun uzun soluklu ele alınması için gerekli
girişimleri başlatmıştır.Önümüzdeki yıllarda bu çalışmaların semeresini
alacağız İnşaallah.
Geçen gazetelerde bu sene Doğu Karadenizin Maçahel yaylasını ziyaret eden
yarım milyona yakın Turist le ilgili bayağı bir yazı çıktı.Yöreyi iyi bilen
biri olarak, bundan 3 sene önce bir grup dağcı, kampçı ve yeni yeni de TEMA
cılar dışında pek kimsenin uğramadığı bu bölgenin gösterdiği gelişim
imrenilecek düzeyde dir.Bu yoğun talebin ekonomik getirisi, 3-4 sene
öncesinde o yörede de sürekli köstek olan”yaylalarımızı yabancılara
satacaklar, Turizm de karın doyururmu “gibisinden, yakınen bildiÄŸimiz çatlak
sesleri bastırmıştır.Özünde, bizim çabalarımızdan çok da fazla olmayan
tanıtım dışında bu geliÅŸmenin esas lokomotifi “bir gelenin belki on kiÅŸiyi
daha getirecek düzeydeki beÄŸenisi ve övgüsü “olmuÅŸtur.Minik ahÅŸap, ÅŸirin
konaklama tesisleri ve yöresel lezzetler, kaliteli seyahat ve rehberlik
hizmetleri, Allah vergisi doğa güzellikleri ile de harmanlanınca başarı
gelmiÅŸtir.
TURSAB toplantılarında, geçen Günhan kardeşiminde belirtiği gibi Turizm
seyahat acentalarının ortak isteği, müşterilerini çevre illerdeki havaalanı
ve otogarlardan, tren istasyonlarından
alıp, gezdirip, yedirip, yatırıp, sıkıntı
yaşatmadan aynı yere teslim edecek, profesyönel bir alt yapı olup olmadığı
yönünde idi.KEDOST un ana amacı budur.İnşallah kendini çevirir düzeye
ulaşırsa birgün, tüm kazancınıda canımız ilçemize dönük
değerlendireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.Sahipsiz, dörtelle
sarılınmayan, profesyönelce ve piyasa kurallarınca yönetilmeyen yatırımların
akıbeti herkesce malumdur.
Doğa Sporları Şenliği gibi Ulusal ölçekteki özgün büyük artılarımız ise
sürekli ve sürdürülebilir tutulmalıdır.Bu konu ile ilgili ek dosyayı geçen
mailde bazı arkadaşlar açamamışlar o yüzden tekrar gönderiyorum.
Şimdilik sağlıcakla kalın.
Mustafa Feridun Çelikmen

Popularity: 1% [?]

Amerikan rüyası (21.09.2006, Aksam gazetesi)

Cuma, Eylül 22nd, 2006

Keban Barajı yapıldığında toprakları sular altına kalan Elazığlı Åžafak aÅŸiretinin mensupları, 1968 yılında Erzincan’ın İliç İlçesi’ne baÄŸlı Çöpler Köyü’nü yeni yurtları olarak seçmiÅŸti. Toprakları baraj suyu altında kalan köylüler, yeni tarlalar satın alarak çiftçiliÄŸe devam ettiler. Ancak onların kaderi bir kez daha deÄŸiÅŸiyor çünkü yaÅŸadıkları köyde altın bulundu. Altını bulan ABD-Kanada ortaklı Anatolia Minerals adlı ÅŸirket, Çöpler köylülerinin hayatını bir kez daha deÄŸiÅŸtiriyor. Anatolia Minerals, 2000 yılında İliç’te altın madeni buldu. Bölgede 600 sondaj kuyusu açan Anatolia Minerals, Türkiye’deki faaliyetleri Çukurdere Madencilik aracılığıyla sürdürüyor. Türkiye’de Bergama gerçeÄŸinin farkında olan ÅŸirket, olası tepkileri yumuÅŸatmak için yoÄŸun bir çalışma yapıyor. Bu çalışmalardan ilki, Erzincan ve İliç’in yöneticileri için düzenlenen bir haftalık Amerika BirleÅŸik Devletleri gezisi. Anatolia Minerals, milletvekilleri, belediye baÅŸkanları, muhtarları üç ayrı ekip halinde birer haftalık ABD gezisine götürdü. Åžu anda üçüncü ve son ekip ABD’de bulunuyor.

TEKNİK VE SOSYAL GEZİ

ABD’ye giden ekip önce bir gece İstanbul’da YeÅŸilköy’deki Polat Rönesans Oteli’nde kalındı. Åžikago aktarmalı olarak ABD’nin Nevada eyaletine giden heyete, bu bölgedeki iki altın madeni ve bir siyanür fabrikası gezdirildi. Heyetlerden birinde bulunan Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası BaÅŸkanı Aydın Yalvaç, yetkililerden teknik bilgiler aldıklarını söyledi. ‘Görünürde bir sorun yok, madenler çevreye zarar vermiyor. Türkiye’de altın madenlerine karşı bir önyargı var. Ama bu gezide, altın madeninde mutlaka yabancı teknoloji kullanılması gerektiÄŸini gördüm. Önemli olan Anatolia Minerals’in Erzincan’da ne yapacağı’ diyor. Üç günlük Nevada incelemesinin ardından Åžikago’ya gittiklerini söyleyen Yalvaç, kentin tarihi ve turistik yerlerine düzenlenen gezilere katıldıklarını ve isteyenlerin alışveriÅŸ yaptığını belirtti. Yalvaç, ÅŸirket yetkililerinin köyün kalkınması ve sosyal harcamalar için 25 milyon dolarlık bir bütçe ayırdığını söylediklerini de kaydetti.

ABD gezilerine katılan İliç Belediye BaÅŸkanı Ramazan Buran ise gezinin yararlı olduÄŸunu belirtiyor. Ancak seyahat Buran’ın kaygılarını gidermek için yeterli olmamış. ‘Ben jeoloji mühendisi deÄŸilim, o nedenle siyanürle altın arama konusunda net bir ÅŸey söyleyemem. Uzmanlara konuyu inceletiyoruz bizim için önemli olan ÅŸirketin burada ne yapacağı’ diyor.

5 YILDIZLI OTELDE AÄžIRLADILAR

Geziye katılan Çöpler Köyü Muhtarı Cahit Keklik, gezinin yararlı olduÄŸunu ve maden iÅŸletmesinde kullanılan üç ayrı yöntem olduÄŸunu öğrendiÄŸini söyledi. Gezi sırasında daha önce Bergama’da altın arayan Eurogold’un madenlerini gezdiklerini söyleyen Muhtar Keklik, ‘Önce tedirgin oldum Türkiye’de onlara karşı eylemler yapılmıştı. Ama bizi çok iyi karşıladılar hatta öğle yemeÄŸini orada yedik’ diyor. Åžirketin, heyeti ABD’de beÅŸ yıldızlı otellerde ağırladığını ve Nevada’dan sonra Åžikago’ya gittiklerini söyleyen Keklik, ‘Bizi turistik yerlere götürdüler, dillerini bilmediÄŸim için pek bir ÅŸey anlamadım ama ABD çok ucuz bir ülke. İstanbul’da 5 yıldızlı bir otel 170 euro, orada 45 dolar’ sözleriyle izlenimlerini paylaşıyor.

TARLALARI SATIN ALDILAR

Çukurdere Madencilik, köylüleri memnun etmek için elinden geleni yapıyor. Bu amaçla yaklaşık 25 milyon doları gözden çıkaran şirket, maden sahasında bulunan köylülerin tarlalarını satın almış. Köyün tapulu olan 990 dönüm arazisinin 150 dönümü Çukurdere Madencilik tarafından alınmış. Köy muhtarı Keklik, pazarlığın şirket yetkilileri ve köylüler arasında sürdüğünü söylüyor. Şirketin köylülere dönüm başına 5 bin YTL ödediği söyleniyor. Bu rakamın oldukça cazip olduğu belirtiliyor.

KÖYLÜLERE DUBLEKS EV

Çöpler Köyü sakinlerinin yaÅŸayacağı bir diÄŸer deÄŸiÅŸiklik ise köyün taşınması. Madenle köyün yakın olması nedeniyle köyün taşınmasını isteyen maden ÅŸirketi, köylülerle sözleÅŸme imzaladıktan sonra İl Genel Meclisi’nden izin almış. Çöpler Köyü, ÅŸu an bulunduÄŸu yerden dört kilometre uzaklıktaki bir baÅŸka bölgeye taşınacak. Çukurdere Madencilik, 40 haneli köye, her aile için yeni bir ev yapacak. Evlerin büyüklüğü 110 metrekare ve dubleks olacak. İçinde kat kaloriferi, güneÅŸ enerjisi, modern mutfak ve banyo olacak. Ev yaptırmak istemeyip köyden taşınmayı seçenlere ise evin bedeli ödenecek. 2007 yılında köylülerin yeni mekanlarında yaÅŸamaya baÅŸlaması hedefleniyor.


Madencilerin korkulu rüyası

BERGAMA’nın Ovacık Köyü sakinleri, altın madeni iÅŸletileceÄŸini öğrendikten sonra tüm dünyada ses getiren ve uzun yıllar süren bir mücadeleye baÅŸlamıştı. O zamanki adı Eurogold olan, sonradan Normandy Madencilik olarak deÄŸiÅŸtiren ÅŸirketle 1992 yılında baÅŸlayan hukuk mücadelesi ulusal ve uluslararası platformda geniÅŸ yankı bulmuÅŸtu. Bergamalıların bu mücadelesi maden ÅŸirketlerini tedirgin ediyor.

Esin GEDİK

Popularity: 1% [?]

‘Altın tur’dan herkes nasibini aldı

Cuma, Eylül 22nd, 2006

Erzincan’ın İliç ilçesinin Çöpler Köyü’nde altın bulan firma, milletvekillerini, yerel yöneticileri ve köylüleri gruplar halinde ABD gezisine götürdü

DHA - ERZİNCAN - Erzincan’ın İliç ilçesine baÄŸlı Çöpler Köyü’nde altın bulan ABD-Kanada ortaklı Anatolia Minerals ÅŸirketi, AKP’li milletvekilleri, çeÅŸitli partilerden ilçe ve belediye baÅŸkanlarıyla çok sayıda muhtar ve bürokratı gruplar halinde 10′ar günlük ABD gezisine çıkardı. Gezilerin ardından çok sayıda köylü maden sahasındaki arazisini ÅŸirkete sattı.
Çöpler’deki 55 hanede yaÅŸayan 230 kiÅŸinin hayatı 2000 yılında bölgede altın bulunmasıyla deÄŸiÅŸti. 63 ton altın rezervi tespit edildi. Anatolia Minerals’ın Türkiye’deki faaliyetlerini yürüten Çukurdere Madencilik Åžirketi, önce köylülerden bir grubu altın çıkarılan Bergama’ya götürdü. Åžirket, halkın tepkisini önlemek için ardından da bir ABD gezisi düzenledi. ABD’nin Nevada eyaletiyle Åžikago kentini kapsayan 15 Ekim 2005 tarihindeki ilk geziye Kaymakam Selami Kapankaya, Valilik Özel Kalem Müdürü Åžafak Önder, Özel İdare Müdür Yardımcısı Saim Sezer,
İliç Belediye BaÅŸkanı DYP’li Ramazan Buran, Çöpler, Sabırlı, BağıştaÅŸ ve Dostal köyleri muhtarları ile MHP, AKP, CHP ve ANAP ilçe baÅŸkanları katıldı.
Geçen temmuz ayında ABD’ye giden ikinci gruptaysa AKP Erzincan milletvekilleri Tevhit Karakaya ve Talip Kaban, Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası BaÅŸkanı Aydın Yalvaç, Özel İdare Meclis BaÅŸkanı AKP’li Rıdvan Aydemir, Mercan Belediye BaÅŸkanı ve Erzincan Belediyeler BirliÄŸi BaÅŸkanı AKP’li Osman Åžeker, Erzincan Emniyet Müdürü Ahmet Çimen yer aldı. 17 Eylül 2006 günü ABD’ye giden son grupsa Erzincan Belediye BaÅŸkanı AKP’li Mehmet Buyruk, TEDAÅž Müessese Müdürü Mustafa TaÅŸdemir oldu.
Çukurdere Madencilik BaÅŸkan Yardımcısı İlhan Poyraz, “Geziler 205 bin dolara mal oldu” dedi.
Muhtar Cahit Keklik, “ABD’deki altın madenlerine gitmeden önce İstanbul’da misafir edildik. Arazinin dönümünü 5 bin YTL’ye verdik. Köye 55 modern ev yapılacak, seneye teslim edilecek. 2008′de altın çıkarılacak” dedi.
AKP İliç İlçe BaÅŸkanı Mustafa Gürbüz de “Gönül rahatlığıyla izin verdik” dedi.

Kaynak: Radikal 

Popularity: 2% [?]

Altın Madeni için ABD’ye İkna Gezisi

Cuma, Eylül 22nd, 2006

Erzincan’ın İliç İlçesi’nde Bulunan ve Türkiye’nin İkinci Büyük Altın Rezervi OlduÄŸu Belirtilen Madeni İşletmek Üzere Ruhsat Alan ABD Merkezli Bir Maden Åžirketi, Bölgedeki Köylüleri, İlçe EÅŸrafını ve Erzincan’daki Bazı Bürokratları, Altın Çıkarma Yöntemi Konusunda İkna Etmek İçin ABD’ye Götürdü.

Erzincan’ın İliç İlçesi’nde bulunan ve Türkiye’nin ikinci büyük altın rezervi olduÄŸu belirtilen madeni iÅŸletmek üzere ruhsat alan ABD merkezli bir maden ÅŸirketi, bölgedeki köylüleri, ilçe eÅŸrafını ve Erzincan’daki bazı bürokratları, altın çıkarma yöntemi konusunda ikna etmek için ABD’ye götürdü.

İliç’e 11 kilometre uzaklıkta bulunan Maden mevkiinde tespit edilen altın madeni için, merkezi ABD’de bulunan Anatolian Minerals Development ÅŸirketine baÄŸlı Türkiye’deki Çukurdere Madencilik, 1999 yılında madenin iÅŸletme ruhsatını alarak 2000 yılının AÄŸustos ayında 20 milyon dolar bütçeyle etüd çalışmalarına baÅŸladı. Åžirket bölgede yaklaşık 2 kilometrekarelik alanda uzunluÄŸu toplam 63 bin metreyi bulan 600 adet sondaj çalışması yaptı. 2008 yılı ortalarında üretime geçmeyi planlayan maden ÅŸirketi, yatırım maliyeti 125 milyon dolar olan altın madeninden ürün elde etme yöntemi konusunda Bergama’daki halk tepkisine benzer bir tepkiyle karşılaÅŸmamak için madene yakın bölgede bulunan köylüleri ABD’ye ikna ziyaretine götürdü. İkna gezisine, AK Parti Erzincan Milletvekilleri Tevhit Karakaya ve Talip Kaban ile Erzincan Belediyeler BirliÄŸi adına Mercan Belde, Belediye BaÅŸkanı Osman Åžeker, Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) BaÅŸkanı Aydın Yalvaç, İl Genel Meclisi BaÅŸkanı Rıdvan Aydemir ve İl Emniyet Müdürü Ahmet Çimen katıldı. Åžirket son olarak 17 Eylül’de 2006 tarihinde Erzincan Belediye BaÅŸkanı Mehmet Buyruk, Kemaliye Belediye BaÅŸkanı Mustafa Haznedar, Aras Elektrik Dağıtım Müessese Müdürü Mustafa TaÅŸdemir, Erzincan’daki iki yerel gazeteciyi ve 2 madencilik uzmanını ABD’deki teknik geziye götürdü. Daha önce de benzer bir gezi tertip eden ÅŸirket, Çöpler, BağıştaÅŸ, Dostal ve Sabırlı köylerinden seçilen temsilciler ile İliç Kaymakamı Selami Kapankaya, İliç Belediye BaÅŸkanı Ramazan Buran, AK Parti, CHP, MHP ve Anavatan Partisi ilçe baÅŸkanları, Erzincan ValiliÄŸi Özel Kalem Müdürü Åžafak Önder ve İl Özel İdare Müdür Yardımcısı Saim Sezer’in de aralarında bulunduÄŸu 18 kiÅŸiyi, 15 Ekim 2005 tarihinde ABD’ye götürdü. ABD’de 10 gün kalan Erzincan heyeti, Colarado ve Nevada eyaletlerinde madenlerle ilgili teknik gezi yaptı.

- ŞİRKET YETKİLİSİ, “ABD’YE BAÅžKA GEZİ YOK”

Basın mensuplarının ABD gezileriyle ilgili sorularını yanıtlayan Çukurdere Madencilik BaÅŸkan Yardımcısı İlhan Poyraz, ÅŸirketin ikna gezileri için 25 milyon dolarlık bir kaynak ayırdığı yönündeki haberlerinin asılsız olduÄŸunu ifade ederek, ilk gezi için 125 bin dolar, ikinci ve üçüncü geziler için ise yaklaşık 60′ar bin dolar bir harcamanın söz konusu olduÄŸunu dile getirdi. ABD’ye baÅŸka gezi düzenlenmeyeceÄŸini kaydeden İlhan Poyraz, talep olması durumunda isteyenlere Türkiye’deki tesislerdeki uygulamaların gösterilebileceÄŸini bildirdi.

Maden ÅŸirketinin ilk ABD gezisine katılan Çöpler Köyü Muhtarı Cahit Keklik ve AK Parti İliç İlçe BaÅŸkanı Mustafa Gürbüz, yapılan gezinin ardından ikna olduklarını söyledi. ABD’de iki maden ocağına ve bir siyanür fabrikasına gittiklerini belirten Çöpler Köyü Muhtarı Cahit Keklik, gezi sonucunda altın madeninin çevreye zarar vermeyeceÄŸi konusunda tatmin olduklarını vurguladı. ABD gezisi öncesi Bergama’ya gittiklerini ve oradaki köylülerle görüştüklerini anlatan Keklik, “Bergama’daki köylüler bize, ‘Biz yaptık, siz yanlış yapmayın. Birilerine uyduk bir ÅŸeyler yaptık. Siz yapmayın’ dediler” diye konuÅŸtu. Köyün bulunduÄŸu yerden 4 kilometre uzaklıktaki baÅŸka bir bölgeye taşınmasıyla ilgili olarak 6 kiÅŸiden oluÅŸan bir komisyon kurduklarını açıklayan Keklik, köy için belirlenen yeni yere maden ÅŸirketi tarafından 55 adet ev yapacağını belirterek, köylülerin duruma bir tepkisinin olmadığını dile getirdi.

ABD’de 10 gün kaldıklarını ve bu süre içerisinde detaylı incelemeler yaptıklarına dikkat çeken AK Parti İliç İlçe BaÅŸkanı Mustafa Gürbüz ise, “Orada gördüğümüz madenler çevreye herhangi bir zarar vermemiÅŸti. Oradaki çalışmaların aynısının burada da yapılacağını söylediler. BaÅŸta köylülerin tepkisi vardı. Daha önce Bergama’da bir sürü olaylar olmuÅŸtu. Benzer olayların yaÅŸanmaması için bizi götürdüler. Orada altın madenlerinin siyanürle çalıştığını gördük. Fabrikanın her tarafını bize gezdirler. Yani siyanürün bir zararının olmadığını gördüm, bu yüzden ikna oldum” dedi.

İliç’teki maden ÅŸirketinin sondaj çalışmalarında çalışan Recep Çoban ve Ahmet OÄŸuz ise, ABD’ye giden heyetin getirdiÄŸi CD ve kasetleri, kendilerinin ve köylülerin izlediÄŸini ve bunun sonucunda ikna olduklarını ifade etti. (İhlas Haber Ajansı)

Popularity: 2% [?]

İliç´teki altın madeni turistleri

Cuma, Eylül 22nd, 2006

Erzincan´ın İliç ilçesine 11 kilometre uzaklıktaki Çöpler köyünde ABD-Kanada ortaklığındaki bir şirketin 6 yıl önce bulduğu altın madeni sayesinde AKP´li milletvekilleri, siyasetçiler, muhtarlar, bürokratlar 10’ar günlük ABD gezine çıktı

Keban Barajı yapımı sırasında toprakları su altında kalan Elazığlı Şafak aşiretinin 1968 yılında yerleştiği köydeki 55 hanede yaşayan 230 kişinin hayatı bir anda değişti. ABD-Kanada ortaklığı Anatolia Minerals adlı şirket, Erzincan’a 126 kilometre uzaklıktaki köyde 2000 yılında yaptığı sondaj sırasında altın madeni buldu. Daha önce manganez bulunan Maden mevkiinde 2 kilometrekarelik alanda yapılan 600 sondajda yaklaşık 63 ton altın rezervi olduğu tesbit edildi.

Önce Bergama ziyareti

Anatolia Minerals’ın Türkiye’deki faaliyetlerini yürüten Çukurdere Madencilik Saniyi Limited Åžirketi, yöre halkınının bilinçlenmesi için önce köylülerden bir grubu Bergama’ya götürdü. Bergama gerçeÄŸinin farkında olan ÅŸirket, halkın tepkisini önlemek için ardından bir de ABD gezisi düzenledi. Çöpler, Sabırlı, BağıştaÅŸ ve Dostal köylerinin muhtarları, Dernek BaÅŸkanı Bekir Çoban, MHP İlçe BaÅŸkanı Süleyman Duygun, AKP İlçe BaÅŸkanı Mustafa Gürbüz, CHP İlçe BaÅŸkanı Dursun Kerim Ayak, ANAP İlçe BaÅŸkanı Alaattin Bozik, İliç Belediye BaÅŸkanı DYP’li Ramazan Buran, İliç Kaymakamı Selami Kapankaya, Erzincan ValiliÄŸi Özel Kalem Müdürü Åžafak Önder, İl Özel İdare Müdür Yardımcısı Saim Sezer’in ABD’nin Nevada eyaletiyle Chiago’da gezileri 15 Ekim 2005 günü baÅŸladı. Temmuz 2006′da ABD’ye giden ikinci grubta AKP Erzincan milletvekilleri Tevhit Karakaya ve Talip Kaban, Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası BaÅŸkanı Aydın Yalvaç, Özel İdare Meclis BaÅŸkanı Rıdvan Aydemir (AKP), Mercan belediye BaÅŸkanı ve Erzincan Belediyeler Birlik BaÅŸkanı Osman Åžeker (AKP), Erzincan Emniyet Müdürü Ahmet Çimen yer aldı. 17 Eylül 2006 günü ABD’ye giden son grupta da Erzincan Belediye BaÅŸkanı AKP’li Mehmet Buyruk, TEDAÅž Müessese Müdürü Mustafa TaÅŸdemir, DoÄŸu Gazetesi Sahibi Halil İbrahim Özdemir, Can TV sahiplerinden Şükrü Kösem yer aldı.

İşlemeye 2008′te baÅŸlayacak
Altın aramak için 1999’da ruhsat aldıklarını ifade eden Çukurdere Madencilik Saniyi Ltd. Åžti. BaÅŸkan Yardımcısı İlhan Poyraz, fizibilite çalışmalarını yeni tamamladıklarını belirtti. AraÅŸtırma çalışmaları için 20 milyon dolar, fizibilite bedeli olarak da 125 milyon dolar harcayacaklarını anlatan İlhan Poyraz, 2008’te iÅŸletmeye baÅŸlamayı hedefledikleri tesislerde 350- 400 kiÅŸi çalışağını söyledi. Halktan gelen istek üzerine yöre halkını önce Bergama’ya, ardından altın iÅŸletme tesislerini görmeleri için ABD’ye götürdüklerini belirten Poyraz, gelen istekler doÄŸrultusunda ABD gezilerinin ortaya çıktığını ve yararlı olduÄŸunu bildirdi. İlhan Poyraz, “10’ar günlük geziler, 205 bin dolara maloldu. En azından teknolojinin çevreye zarar vermediÄŸini gözleriyle gördüler. BaÅŸka ABD’ye gidecek grup yok'’ dedi.

Popularity: 2% [?]

Amerikan Rüyası

Perşembe, Eylül 21st, 2006

Altın Madeni

Keban Barajı yapıldığında toprakları sular altına kalan Elazığlı Åžafak aÅŸiretinin mensupları, 1968 yılında Erzincan’ın İliç İlçesi’ne baÄŸlı Çöpler Köyü’nü yeni yurtları olarak seçmiÅŸti. Toprakları baraj suyu altında kalan köylüler, yeni tarlalar satın alarak çiftçiliÄŸe devam ettiler. Ancak onların kaderi bir kez daha deÄŸiÅŸiyor çünkü yaÅŸadıkları köyde altın bulundu. Altını bulan ABD-Kanada ortaklı Anatolia Minerals adlı ÅŸirket, Çöpler köylülerinin hayatını bir kez daha deÄŸiÅŸtiriyor. Anatolia Minerals, 2000 yılında İliç’te altın madeni buldu. Bölgede 600 sondaj kuyusu açan Anatolia Minerals, Türkiye’deki faaliyetleri Çukurdere Madencilik aracılığıyla sürdürüyor. Türkiye’de Bergama gerçeÄŸinin farkında olan ÅŸirket, olası tepkileri yumuÅŸatmak için yoÄŸun bir çalışma yapıyor. Bu çalışmalardan ilki, Erzincan ve İliç’in yöneticileri için düzenlenen bir haftalık Amerika BirleÅŸik Devletleri gezisi. Anatolia Minerals, milletvekilleri, belediye baÅŸkanları, muhtarları üç ayrı ekip halinde birer haftalık ABD gezisine götürdü. Åžu anda üçüncü ve son ekip ABD’de bulunuyor.

TEKNİK VE SOSYAL GEZİ

ABD’ye giden ekip önce bir gece İstanbul’da YeÅŸilköy’deki Polat Rönesans Oteli’nde kalındı. Åžikago aktarmalı olarak ABD’nin Nevada eyaletine giden heyete, bu bölgedeki iki altın madeni ve bir siyanür fabrikası gezdirildi. Heyetlerden birinde bulunan Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası BaÅŸkanı Aydın Yalvaç, yetkililerden teknik bilgiler aldıklarını söyledi. ‘Görünürde bir sorun yok, madenler çevreye zarar vermiyor. Türkiye’de altın madenlerine karşı bir önyargı var. Ama bu gezide, altın madeninde mutlaka yabancı teknoloji kullanılması gerektiÄŸini gördüm. Önemli olan Anatolia Minerals’in Erzincan’da ne yapacağı’ diyor. Üç günlük Nevada incelemesinin ardından Åžikago’ya gittiklerini söyleyen Yalvaç, kentin tarihi ve turistik yerlerine düzenlenen gezilere katıldıklarını ve isteyenlerin alışveriÅŸ yaptığını belirtti. Yalvaç, ÅŸirket yetkililerinin köyün kalkınması ve sosyal harcamalar için 25 milyon dolarlık bir bütçe ayırdığını söylediklerini de kaydetti.

ABD gezilerine katılan İliç Belediye BaÅŸkanı Ramazan Buran ise gezinin yararlı olduÄŸunu belirtiyor. Ancak seyahat Buran’ın kaygılarını gidermek için yeterli olmamış. ‘Ben jeoloji mühendisi deÄŸilim, o nedenle siyanürle altın arama konusunda net bir ÅŸey söyleyemem. Uzmanlara konuyu inceletiyoruz bizim için önemli olan ÅŸirketin burada ne yapacağı’ diyor.

5 YILDIZLI OTELDE AÄžIRLADILAR

Geziye katılan Çöpler Köyü Muhtarı Cahit Keklik, gezinin yararlı olduÄŸunu ve maden iÅŸletmesinde kullanılan üç ayrı yöntem olduÄŸunu öğrendiÄŸini söyledi. Gezi sırasında daha önce Bergama’da altın arayan Eurogold’un madenlerini gezdiklerini söyleyen Muhtar Keklik, ‘Önce tedirgin oldum Türkiye’de onlara karşı eylemler yapılmıştı. Ama bizi çok iyi karşıladılar hatta öğle yemeÄŸini orada yedik’ diyor. Åžirketin, heyeti ABD’de beÅŸ yıldızlı otellerde ağırladığını ve Nevada’dan sonra Åžikago’ya gittiklerini söyleyen Keklik, ‘Bizi turistik yerlere götürdüler, dillerini bilmediÄŸim için pek bir ÅŸey anlamadım ama ABD çok ucuz bir ülke. İstanbul’da 5 yıldızlı bir otel 170 euro, orada 45 dolar’ sözleriyle izlenimlerini paylaşıyor.

TARLALARI SATIN ALDILAR

Çukurdere Madencilik, köylüleri memnun etmek için elinden geleni yapıyor. Bu amaçla yaklaşık 25 milyon doları gözden çıkaran şirket, maden sahasında bulunan köylülerin tarlalarını satın almış. Köyün tapulu olan 990 dönüm arazisinin 150 dönümü Çukurdere Madencilik tarafından alınmış. Köy muhtarı Keklik, pazarlığın şirket yetkilileri ve köylüler arasında sürdüğünü söylüyor. Şirketin köylülere dönüm başına 5 bin YTL ödediği söyleniyor. Bu rakamın oldukça cazip olduğu belirtiliyor.

KÖYLÜLERE DUBLEKS EV

Çöpler Köyü sakinlerinin yaÅŸayacağı bir diÄŸer deÄŸiÅŸiklik ise köyün taşınması. Madenle köyün yakın olması nedeniyle köyün taşınmasını isteyen maden ÅŸirketi, köylülerle sözleÅŸme imzaladıktan sonra İl Genel Meclisi’nden izin almış. Çöpler Köyü, ÅŸu an bulunduÄŸu yerden dört kilometre uzaklıktaki bir baÅŸka bölgeye taşınacak. Çukurdere Madencilik, 40 haneli köye, her aile için yeni bir ev yapacak. Evlerin büyüklüğü 110 metrekare ve dubleks olacak. İçinde kat kaloriferi, güneÅŸ enerjisi, modern mutfak ve banyo olacak. Ev yaptırmak istemeyip köyden taşınmayı seçenlere ise evin bedeli ödenecek. 2007 yılında köylülerin yeni mekanlarında yaÅŸamaya baÅŸlaması hedefleniyor.


Madencilerin korkulu rüyasıBERGAMA’nın Ovacık Köyü sakinleri, altın madeni iÅŸletileceÄŸini öğrendikten sonra tüm dünyada ses getiren ve uzun yıllar süren bir mücadeleye baÅŸlamıştı. O zamanki adı Eurogold olan, sonradan Normandy Madencilik olarak deÄŸiÅŸtiren ÅŸirketle 1992 yılında baÅŸlayan hukuk mücadelesi ulusal ve uluslararası platformda geniÅŸ yankı bulmuÅŸtu. Bergamalıların bu mücadelesi maden ÅŸirketlerini tedirgin ediyor.

Esin GEDİK

Kaynak: http://www.aksam.com.tr/?tarih=21.09.2006#

Popularity: 1% [?]

Turizmde Eksikliklerimiz

Çarşamba, Eylül 13th, 2006

DeÄŸerli dostlar..

Özellikle Dünyanın dörtbiryanından gelen gençlerle gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz kampdan ve DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸinden edindiÄŸimiz bilgiler ve anketler sonrası, uÄŸraÅŸ verdiÄŸimiz “VASIFLI TURİZM çabalarımızda neredeyiz?” yönünden bir deÄŸerlendirme yapmamız lazım.Bu yazının içeriÄŸi katkılarınıza açıktır.Özellikle hemÅŸehrilerimizin öneri ve uyarıları çalışmalarımıza yön verecektir.

Vasıflı Turizm den kasdedilen,ülkemizin deÄŸiÅŸik yörelerinde yaÅŸanan ve olumlu- olumsuz örnekleriyle irdelenen,dejenerasyona açık,çevre ve kültürü erozyona uÄŸratan yaklaşımlar yerine,”kültür ve doÄŸa” ağırlıklı,tarihsel ve beÅŸeri zenginliklerimizi çevre il ve ilçeleride katarak ele alan düşünceler vurgulanmaktadır.”Havza Turizmi”örneÄŸi,”Yayla Turizmi” gibi..

Anketlerden ve önerilerden çıkan ,kısa vade de tamamlanması zor olmayan Turizm alt yapısına yönelik bazı somut eksiklikleri şöylece özetlemek mümkündür:

1-Kemaliye ye gelen tüm misafirler,gerek Doğa Sporları Şenliğine katılan sporcu ve basın mensupları olsun gereksede dış ülkelerden gelen misafirler,yetersiz internet iletişiminden yakınmışlardır.

2-Uluslarası telefon görüşmelerininde rahatlıkla yapılabileceği,24 saat kullanıma açık kartlı telefon kabinlerine ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır.İnsanlar yakınlarına ilçemizin güzeliklerini,sağlık ve sıhhat durumlarını an be an anlatmak istemektedirler.

3- Kemaliyemizde son derece kaliteli eÄŸitim kurumlarımız ve bunların yabancı dil eÄŸitmenleri vardır .Gelen yabancı misafirlerle iletiÅŸimde yaÅŸanan sıkıntılar, mutlaka kurs,dersane benzeri hızlandırılmış eÄŸitimler verebilecek imkanlar oluÅŸturularak aşılmalıdır.”Bir lisan bir insandır”unutulmamalıdır.

4- Yabancı dil bilen insanlarımıza mutlaka turizme yönelik “rehberlik ve mihmandarlık” becerileri de kazandırılmalıdır.Turizm bakanlığında görev yapan abilerimizden bu konuda destek alabiliriz.

5-Yatak kapasitemiz giderek, gerek kalite gerekse de sayı açısında gelişmektedir.Ev pansiyonculuğunda çok başarılı çalışmalar son 3-4 yıldır hız kazanmıştır.Bu tür B&B(Oda-kahvaltı)sayısnı arttırmamız lazım.Mutlaka,dünya standartlarında wc ve duş imkanlarınıda evlere kazandırmamız lazım.

6-HerÅŸeyden önce belkide altın kalpli,melek yüzlü “Kemaliyeli” insanımıza “Vasıflı Turizm” in aynen eve gelen misafirin veya birlik denetlemeye gelen komutanın yaptığı olumlu” çeki düzen verme” telaşı benzeri,boyamıza badanamıza,çerimize çöpümüze ,kanıksadığımız ,aslında memleketimize yakışmayan kamu olsun özel olsun betonarme çirkinliklere, yanlış yaklaşımlarla dökülen çöp moloz gibi yakışıksızlıklara dur dememizi,önce kendimiz için bunları düzeltmemiz gerektiÄŸini anlatmalıyız.

7- İnÅŸallah bu sene 4.sünü gerçekleÅŸtireceÄŸimiz ve “Uluslararası” yapacağımız “Türkiyenin en büyük DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi”ne ve ÅŸenlik esnasındaki kamplara ,yarışmalara tüm gençlerimizi
ve yüreği genç hemşerilerimizi bekliyoruz .Geçen sene harcırahı dahi devletçe karşılanan ve kaçırılmaz büyük fırsat olan kamplara adını yazdırıpta katılmayan gençlerin durumunun birdaha yaşanmamasını diliyorum .Ecdadımız Kemaliyenin dağlarında karış karış gezip,ot çaşur dererken günümüzün gençleri yarın kendilerine kazanç kapısı olabilecek,yepyeni insanlarla tanışmalarını sağlayacak, ayaklarına gelmiş doğa sporları,doğa turizmi eğitimlerini almaktan kaçınmaktadırlar.

8-Ulaşımla ilgili mutlaka ,Malatya ve Elazığ başta olmak üzere uçak saatlerinde havaalanınada uğrayan daha yoğun minübüs düzenlemeleri veya taksi seferleri ayarlamamız lazım.Erzincan güzergahı şayet demiryolu hemzemin geçitleri ve köprü inşatı,yol düzenlemeleri yetişirse yakınzamanda tren başta olmak üzere uçak bağlantılı seferlere de alternatif bir güzergah olabilir.
Kış aylarında mutlak ilçemizi şenlendirmemiz lazım.Otobüslerimiz boş gitmek yerine ciddi promosyonlarla bizimde düzenleyeceğimiz kış aktiviteleri ile mahsun ayları canlandıracak yeni bir heyecan yaratmamız lazım.

9-Gelen tüm misafirlerin en çok etkilendikleri ve anlattıkları zenginliklerimizden biride gözlemledikleri yaban yaÅŸantımız olmuÅŸtur.Devletin ,vatandaşımızın canını -namusunu korusun diye verdiÄŸi silahla “Ayı” avlayıp sonrada son derece müşgül duruma düşen Erzincanlı hemÅŸerimizin ibretlik halini lütfen unutmayalım.Ayakla çiÄŸnenmiÅŸ üç beÅŸ karpuzun faturasını ayılara çıkarıp,kargaları güldüren açıklamaların benzerlerini biz de ağız dilsiz hayvanları nedensiz öldürenlerden çok dinledik.Herkez vicdanı ile baÅŸbaÅŸa o canlıları da yaratan yüce Allahın huzurunda amel defterinin muhasebesini yapsın.Düşüncesizce yok edilen her yaban yaÅŸantısı bindiÄŸimiz dalı kesmekten farksızdır.DaÄŸda taÅŸta dinmek bilmeyen silah seslerinin olduÄŸu yere yerli yabancı hiç bir medeni insan gelmez.Hindistan da Bangalore eyaletindeki yaban yaÅŸamı gözlem Turizminden yıllık gelir 1 Milyar $ ın üzerinde dir.Alaskada artık insanları kanıksamış ayıların fotoÄŸrafın çekmeye her yıl 2 ay içinde 2,4 milyon turist gelmektedir.Hemen kuzey komÅŸumuz Kırım a hersene 300-350 bin arasında kuÅŸ gözlemcisi sadece 15 günlük sürede gitmektedirler.Bu insanlar bacasız sanayinin hammaddeleri gibidirler.Åžu anda bazı hemÅŸerilerimin göremediÄŸi bu gerçek önümüzdeki yıllarda ilçemizin ekonomik kalkınmasının can damarı olacaktır.

Holandalılar,Mauritus adasında yüzyılın başında yok ettikleri “Dodo”kuÅŸunu fosillerini arıyorlar ki yeniden belki gen teknolojisi ile üretebilsinler.Almanlar ve İtalyanlar doÄŸal ortamına salınan bir ayının vurulması yüzünden birbirlerine girdiler.ABD de 200 yıllık geçmiÅŸde VahÅŸi Batı psikozunda yok edilen kurt popülasyonu nu yeniden geri getirebilmek için 4,5 milyarlık bir Ulusal park habitat yenileme projesi baÅŸlattılar.Bunlar ve daha niceleri,artık geriye gelmeyecek canlıların ardından günah çıkarmak ve timsah gözyaşı dökmekten farksız.

Tüm bu hatalara düşmeyelim ve bizim olsun, başkalarının olsun yanlışlarından ders alalım derken biliyorum ki gene can dostlarımın bazıları kırılıp incinecekler,küsecekler.Ama beni anladıklarında,birgün Fırat ta veya Taşyolunda giderken insanlardan kaçmadan,kendini kayalara vurup paralamadan, misafirlere,turistlere poz veren,belki avcıların onları vurmak için döktüğü tuzdan değilde gezginlerin elinden tuz yalayan yavru yaban keçisi yavrularının ahu gözleri ile gözgöze gelecekler..

Kemaliye ye aşık olmuş ,misafir genç insanların yüzlerindeki memnuniyet Kemaliyelinin geleceğinin teminatıdır..

Sağlıcakla kalın..

Mustafa Ferudun Çelikmen

Popularity: 1% [?]

Apçağa Köyü İnternet Sitesi Açıldı!

Çarşamba, Eylül 13th, 2006

Hasret bitti! Apçağa Köyü İnternet Sitesi Açıldı! İnşallah kapanmamak üzere.

http://www.Apcaga.Kemaliye.net

Apçağa Sitesine Apçağa köyünden moderatörler aranıyor! Bilginize. Bizimle apcaga@kemaliye.net
www.Kemaliye.net

Popularity: 1% [?]

Turizm’de Eksikliklerimiz

Çarşamba, Eylül 13th, 2006

DeÄŸerli dostlar..

Özellikle Dünyanın dörtbiryanından gelen gençlerle gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz kampdan ve DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸinden edindiÄŸimiz bilgiler ve anketler sonrası, uÄŸraÅŸ verdiÄŸimiz “VASIFLI TURİZM çabalarımızda neredeyiz?” yönünden bir deÄŸerlendirme yapmamız lazım.Bu yazının içeriÄŸi katkılarınıza açıktır.Özellikle hemÅŸehrilerimizin öneri ve uyarıları çalışmalarımıza yön verecektir.

Vasıflı Turizm den kasdedilen, ülkemizin deÄŸiÅŸik yörelerinde yaÅŸanan ve olumlu- olumsuz örnekleriyle irdelenen, dejenerasyona açık, çevre ve kültürü erozyona uÄŸratan yaklaşımlar yerine, “kültür ve doÄŸa” ağırlıklı, tarihsel ve beÅŸeri zenginliklerimizi çevre il ve ilçeleride katarak ele alan düşünceler vurgulanmaktadır.”Havza Turizmi”örneÄŸi, “Yayla Turizmi” gibi..

Anketlerden ve önerilerden çıkan, kısa vade de tamamlanması zor olmayan Turizm alt yapısına yönelik bazı somut eksiklikleri şöylece özetlemek mümkündür:

1-Kemaliye ye gelen tüm misafirler, gerek Doğa Sporları Şenliğine katılan sporcu ve basın mensupları olsun gereksede dış ülkelerden gelen misafirler, yetersiz internet iletişiminden yakınmışlardır.

2-Uluslarası telefon görüşmelerininde rahatlıkla yapılabileceği, 24 saat kullanıma açık kartlı telefon kabinlerine ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır.İnsanlar yakınlarına ilçemizin güzeliklerini, sağlık ve sıhhat durumlarını an be an anlatmak istemektedirler.

3- Kemaliyemizde son derece kaliteli eÄŸitim kurumlarımız ve bunların yabancı dil eÄŸitmenleri vardır .Gelen yabancı misafirlerle iletiÅŸimde yaÅŸanan sıkıntılar, mutlaka kurs, dersane benzeri hızlandırılmış eÄŸitimler verebilecek imkanlar oluÅŸturularak aşılmalıdır.”Bir lisan bir insandır”unutulmamalıdır.

4- Yabancı dil bilen insanlarımıza mutlaka turizme yönelik “rehberlik ve mihmandarlık” becerileri de kazandırılmalıdır.Turizm bakanlığında görev yapan abilerimizden bu konuda destek alabiliriz.

5-Yatak kapasitemiz giderek, gerek kalite gerekse de sayı açısında gelişmektedir.Ev pansiyonculuğunda çok başarılı çalışmalar son 3-4 yıldır hız kazanmıştır.Bu tür B&B(Oda-kahvaltı)sayısnı arttırmamız lazım.Mutlaka, dünya standartlarında wc ve duş imkanlarınıda evlere kazandırmamız lazım.

6-HerÅŸeyden önce belkide altın kalpli, melek yüzlü “Kemaliyeli” insanımıza “Vasıflı Turizm” in aynen eve gelen misafirin veya birlik denetlemeye gelen komutanın yaptığı olumlu” çeki düzen verme” telaşı benzeri, boyamıza badanamıza, çerimize çöpümüze, kanıksadığımız, aslında memleketimize yakışmayan kamu olsun özel olsun betonarme çirkinliklere, yanlış yaklaşımlarla dökülen çöp moloz gibi yakışıksızlıklara dur dememizi, önce kendimiz için bunları düzeltmemiz gerektiÄŸini anlatmalıyız.

7- İnÅŸallah bu sene 4.sünü gerçekleÅŸtireceÄŸimiz ve “Uluslararası” yapacağımız “Türkiyenin en büyük DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi”ne ve ÅŸenlik esnasındaki kamplara, yarışmalara tüm gençlerimizi
ve yüreği genç hemşerilerimizi bekliyoruz .Geçen sene harcırahı dahi devletçe karşılanan ve kaçırılmaz büyük fırsat olan kamplara adını yazdırıpta katılmayan gençlerin durumunun birdaha yaşanmamasını diliyorum .Ecdadımız Kemaliyenin dağlarında karış karış gezip, ot çaşur dererken günümüzün gençleri yarın kendilerine kazanç kapısı olabilecek, yepyeni insanlarla tanışmalarını sağlayacak, ayaklarına gelmiş doğa sporları, doğa turizmi eğitimlerini almaktan kaçınmaktadırlar.

8-Ulaşımla ilgili mutlaka, Malatya ve Elazığ başta olmak üzere uçak saatlerinde havaalanınada uğrayan daha yoğun minübüs düzenlemeleri veya taksi seferleri ayarlamamız lazım.Erzincan güzergahı şayet demiryolu hemzemin geçitleri ve köprü inşatı, yol düzenlemeleri yetişirse yakınzamanda tren başta olmak üzere uçak bağlantılı seferlere de alternatif bir güzergah olabilir.
Kış aylarında mutlak ilçemizi şenlendirmemiz lazım.Otobüslerimiz boş gitmek yerine ciddi promosyonlarla bizimde düzenleyeceğimiz kış aktiviteleri ile mahsun ayları canlandıracak yeni bir heyecan yaratmamız lazım.

9-Gelen tüm misafirlerin en çok etkilendikleri ve anlattıkları zenginliklerimizden biride gözlemledikleri yaban yaÅŸantımız olmuÅŸtur.Devletin, vatandaşımızın canını -namusunu korusun diye verdiÄŸi silahla “Ayı” avlayıp sonrada son derece müşgül duruma düşen Erzincanlı hemÅŸerimizin ibretlik halini lütfen unutmayalım.Ayakla çiÄŸnenmiÅŸ üç beÅŸ karpuzun faturasını ayılara çıkarıp, kargaları güldüren açıklamaların benzerlerini biz de ağız dilsiz hayvanları nedensiz öldürenlerden çok dinledik.Herkez vicdanı ile baÅŸbaÅŸa o canlıları da yaratan yüce Allahın huzurunda amel defterinin muhasebesini yapsın.Düşüncesizce yok edilen her yaban yaÅŸantısı bindiÄŸimiz dalı kesmekten farksızdır.DaÄŸda taÅŸta dinmek bilmeyen silah seslerinin olduÄŸu yere yerli yabancı hiç bir medeni insan gelmez.Hindistan da Bangalore eyaletindeki yaban yaÅŸamı gözlem Turizminden yıllık gelir 1 Milyar $ ın üzerinde dir.Alaskada artık insanları kanıksamış ayıların fotoÄŸrafın çekmeye her yıl 2 ay içinde 2, 4 milyon turist gelmektedir.Hemen kuzey komÅŸumuz Kırım a hersene 300-350 bin arasında kuÅŸ gözlemcisi sadece 15 günlük sürede gitmektedirler.Bu insanlar bacasız sanayinin hammaddeleri gibidirler.Åžu anda bazı hemÅŸerilerimin göremediÄŸi bu gerçek önümüzdeki yıllarda ilçemizin ekonomik kalkınmasının can damarı olacaktır.

Holandalılar, Mauritus adasında yüzyılın başında yok ettikleri “Dodo”kuÅŸunu fosillerini arıyorlar ki yeniden belki gen teknolojisi ile üretebilsinler.Almanlar ve İtalyanlar doÄŸal ortamına salınan bir ayının vurulması yüzünden birbirlerine girdiler.ABD de 200 yıllık geçmiÅŸde VahÅŸi Batı psikozunda yok edilen kurt popülasyonu nu yeniden geri getirebilmek için 4, 5 milyarlık bir Ulusal park habitat yenileme projesi baÅŸlattılar.Bunlar ve daha niceleri, artık geriye gelmeyecek canlıların ardından günah çıkarmak ve timsah gözyaşı dökmekten farksız.

Tüm bu hatalara düşmeyelim ve bizim olsun, başkalarının olsun yanlışlarından ders alalım derken biliyorum ki gene can dostlarımın bazıları kırılıp incinecekler, küsecekler.Ama beni anladıklarında, birgün Fırat ta veya Taşyolunda giderken insanlardan kaçmadan, kendini kayalara vurup paralamadan, misafirlere, turistlere poz veren, belki avcıların onları vurmak için döktüğü tuzdan değilde gezginlerin elinden tuz yalayan yavru yaban keçisi yavrularının ahu gözleri ile gözgöze gelecekler..

Kemaliye ye aşık olmuş, misafir genç insanların yüzlerindeki memnuniyet Kemaliyelinin geleceğinin teminatıdır..

Sağlıcakla kalın..

Mustafa Ferudun Çelikmen

Popularity: 1% [?]

Gençlik Servisleri Merkezi Kemaliye Kamp Raporu

Salı, Eylül 12th, 2006

Kemaliye’de 12-27 Ağustos 2006 tarihleri arasında KEDOST ve GSM-Gençlik Servisleri Merkezi tarafından düzenlenen uluslar arası gönüllü gençlik kampının liderleri olarak, kampla ilgili izlenimlerimiz aşağıda verilmiştir.

Kamp KEDOST - GSM işbirliği ile Kemaliye/Merkez’ de gerçekleşti. Fransa, İspanya, İngiltere, Rusya, İtalya, Japonya, Kore, Kanada ‘dan gelen 15 katılımcı iki hafta boyunca Kemaliye’nin doğal güzelliklerini, kültürünü, misafirperver ve güleryüzlü halkını tanıma fırsatı buldular (katılımcı listesi ektedir).

Kemaliye’de bulunduğumuz süre boyunca, çevre düzenlemesi ve dut toplama işinde günde 5-6 saat süreyle çalıştık. Ayrıca Kemaliye’ye özgü olan pekmez yapımını da öğrendik. Günlük beş saat çalışmanın ardından, yöre halkının katkılarıyla Kemaliye’nin doğal ve kültürel zenginliklerini keşfetme imkanı bulduk.

Kampla ilgili olarak kampçılarımızdan aldığımız tek şikayet, çalışma saatleri konusunda oldu. Hava sıcaklığının nerdeyse zaman zaman 40 dereceyi aştığı günlerde çalışmak gereğinden fazla efor sarfetmelerine neden oldu. Bizler çalışma saatlerini yeniden düzenledik ama yine de hava sıcaklığı grubu çok etkiledi. Gelecek yıllarda düzenlenecek kamplarda çalışma saatlerinin sabah çok erken saatlere ve akşam saatlerine alınması kampın verimi açısından çok yararlı olacaktır. Bununla birlikte grubumuzun yaptığı çalışmaların Kemaliye için son derece yararlı olduğu inancındayız.

Kemaliye’nin tarihsel dokusunu en iyi yansıtan kültürel değerlerin başında Kemaliye evleri ve kapı tokmakları gelmektedir. Bunlar üzerine ilginç hikayeler dinlemek ve yakın köylere düzenlenen gezilerde misafir edildiğimiz evlerde karşılaştığımız konukseverlik hem bizleri hemde kampçılarımızı çok mutlu etti. Bu gezilerde çok hoş anlar yaşadık ve bunlar kampımızın unutulmazları arasında yerini aldı. Tek kelimeyle şunu söyleyebiliriz ki, Kemaliye halkının konukseverliği kampçılarımıza kendilerini evlerinde hissettirdi. Eski adı Eğin olan ilçenin isminin Mustafa Kemal Atatürk tarafından Kemaliye olarak değiştirilmesinin nedenlerini Kemaliye’yi görünce ve insanlarını tanıyınca çok daha iyi anladık!

Her anı dolu dolu geçen kampımızda, Lök Hane adı verilen ve burada duttan üretilmiş ‘beşkardeş’ denilen tatlının ve Kemaliye’ye özgü ‘bebik kahvesinin’ özelliklerini dinlemek ve bunları tatmak muhteşemdi!

Başlangıçta kampçılarımız küçük bir yerleşim olan Kemaliye’de birazda sıkılabileceklerini düşünürken, sıkılacak zaman bulamadılar diyebiliriz.

Çalışma yerimiz olan ‘Seyit Ali Parkı’ çok iyi seçilmiş bir çalışma alanıydı. Parkın yolu üzerinde yer alan ‘Mani Yolu’ ise Kemaliye’yi anlatan en hüzünlü hikayelerin mekani. Yol boyunca zamanında geçimini sağlamak için ilçe dışına gitmiş; bazısı geri gelirken bazısının arkasında gözü yaşlı bıraktığı karılarından, sevgililerinden onlara adanan manilerin dizildiği bu yol, ne kadar sık uğranırsa uğransın her defasında yanaklarda göz yaşı bırakan bir yer halini almış. Kendi dillerinde ve kültürlerinde olmadığı halde bu manilerin çevirilerini dinlemek bile kampçılarımızı ağlatmaya yetti.

Kemaliye’nin sadece konuksever insanlarıyla ve kültürüyle değil, muhteşem doğal güzellikleriylede öne çıkmakta. Yorgun bir günün ardından sabahın beşinde kalkıp da güneşin dağlar üzerine yavaşça dokunmasının ve bu sırada oluşan renklerin dansını seyretmek gerçekten büyüleyiciydi.

Doğal yapısı nedeniyle Kemaliye doğa sporları için çok önemli bir yer ve doğa sporlarıyla uğraşanların buluşma noktası. Her yıl Kemaliye’de düzenlenen ve iki hafta boyunca devam eden ‘Doğa Sporları Şenliği’ doğa sporcularını biraraya getiriyor. Yamaç paraşütü, kaya tırmanışı, trekking, kanyon turları, rafting, bisiklet turları bunların arasında yer alıyor. Kampçılarımız Doğa Spo