Diyarbakır, Elazığ, Malatya ve Kemaliye’de BaÄŸlardan daÄŸlara…
Cuma, Temmuz 29th, 2005Diyarbakır, Elazığ, Malatya ve Kemaliye’de BaÄŸlardan daÄŸlara…
Bu yolculuk Diyarbakır’ın kaplıcalarıyla ünlü Çermik ilçesinden baÅŸladı, Elazığ ve Malatya’nın baÄŸlarından Erzincan’ın daÄŸlarına, tepelerine devam etti. Hazar Gölü, Keban Barajı ve Kemaliye derken zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve aklımda gördüklerimden çok göremediklerim kaldı…
Diyarbakır’ın, Çermik ilçesinin Kuyu Köyü’nde, yamaca kurulu bir evin damındayız. Önümüzde uzanan geniÅŸ ovaya tepeden bakıyoruz. Ovanın bereketli, kızıl toprakları, zümrüt yeÅŸili üzüm baÄŸlarıyla kaplı. Ovayı çevreleyen tepeler ve kayaların her biri, birer heykeli andırıyor, hatta bir grup kaya, giderken öylece donup kalmış, taÅŸ olmuÅŸ bir gelin alayına benziyor. Hava kapalı, ileride kocaman siyah bir bulut var. Buluttan yere doÄŸru uzanan incecik, gri çizgiler, bize, tam orada, o bulutun altına yaÄŸmur yaÄŸdığını söylüyor. Ansızın çıkan ÅŸiddetli rüzgar, yaÄŸmurun çok kısa bir zaman sonra buraya da geleceÄŸinin habercisi.
Burası Kuyuköylü Ali Altan’ın evi. Altan’ın üzüm baÄŸları var. Zaten bizi buraya getiren neden de o baÄŸlar. Diyarbakır, Elazığ ve Malatya’da, ÅŸu günlerde ÅŸaraplarıyla pek popüler olan öküzgözü ve boÄŸazkere üzümlerinin en iyileri yetiÅŸiyor. Kavaklıdere Åžarapları’ndan Elif Erol, Ahmet Gürbüz, Umut Koç ve Nail Topçu buralara rutin geziler yapıyor, baÄŸları dolaşıyorlar. İşte ben de, bu gezilerden birisine katıldım ve onlarla beraber Diyarbakır’dan baÅŸlayıp, Elazığ ve Malatya’ya doÄŸru uzanan bir yolculukta bir baÄŸdan diÄŸerine geçtim. Aslında benim bu geziye katılmakta bir amacım daha vardı. Uzun zamandır adını duyduÄŸum, tarihi evleri, güzel doÄŸası ve doÄŸa sporlarıyla günden güne pek popüler olan Erzincan’ın Kemaliye ilçesini görmek. Ama yolculuÄŸa bir kez baÅŸlayıp da, Diyarbakır’dan Elazığ’a oradan Malatya’ya, birçok sürprizle karşılaşınca anladım ki sadece varmak istediÄŸim nokta deÄŸil, yolun kendisi de baÅŸlı başına bir macera.
Hazar gölü şaşırtıyor
Diyarbakır’da, Çermik ve Kuyuköy’deki baÄŸları gezdikten sonra çok oyalanmıyor ve Elazığ’a doÄŸru hareket ediyor, Diyarbakır’ın kaplıcasıyla ünlü bu ilçesini geride bırakıyoruz. Önümüzde, yaklaşık 2 saatlik bir yol var. Yol boyunca manzaranın, sarı otlar ve mor çiçekli dikenlerle kaplı tepelerinden oluÅŸacağını sanıyorum ama yanılıyorum. Birden bire karşımıza çıkan Hazar Gölü ÅŸaşırtıyor. Hem masmavi rengiyle hem de kıyısı boyunca inÅŸa edilmiÅŸ, şık villalardan oluÅŸan yazlık siteleriyle! Öğreniyorum ki, Sivrice ilçesinde yer alan Hazar Gölü Elazığ’ın şık bir sayfiye bölgesiymiÅŸ. UzunluÄŸu 22 km, geniÅŸliÄŸiyse yaklaşık 6 km olan gölün sularına Hazarbaba ve Mastar daÄŸlarının silueti yansıyor. Birçok plajı olan gölde ayrıca çeÅŸitli su sporları da yapılıyor. Bir bilgi daha, gölde batık bir kente dair kalıntılar bulunmuÅŸ ve araÅŸtırmalar devam ediyormuÅŸ.
Hazar Gölü’nü geçtikten kısa bir süre sonra, Elazığ’a varıyoruz. Elazığ’da geçireceÄŸimiz 2 gece için seçtiÄŸimiz yer Akgün Elazığ Hotel. 4 yıldızlı bu otel, yepyeni, tertemiz ve hemen yanı başında büyük bir alışveriÅŸ merkezi var. Tabii, siz de benim gibi mi düşünürsünüz bilmiyorum ama, Elazığ gibi bir kentte gitmek isteyeceÄŸim son yer modern bir alışveriÅŸ merkezi. Elazığ doÄŸası, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle sizi günlerce oyalayabilecek bir kent. Åžehrin sınırları içinde Artuklu, Akkoyunlu, Selçuklu ve Osmanlılardan kalan ve binlerce yıllık tarihi günümüze taşıyan eserler var. Harput kalesi, Ulu Cami, Sarahatun Camii, Arapbaba Türbesi ve Mansurbaba türbesi akla ilk gelenler. Bu arada, bir adı da Süt kalesi olan Harput kalesiyle ilgili çok ilginç bir bilgiyi atlamak istemem. Anlatılana göre, bu kalenin harcında su deÄŸil süt kullanılmış. Çünkü, M.Ö. 900 yıllarında yapılan, sonra pek çok kez onarım gören kalenin inÅŸa edildiÄŸi sırada büyük bir su sıkıntısı varmış ama süt bolmuÅŸ.
Elazığ ve çevresi tarihi açıdan olduğu kadar doğal güzellikleriyle de ünlü. Bence, burası doğa sporlarına meraklıların da çok seveceği bir bölge. Kamptan, sörfe, bisikletten trekkinge her türlü doğa sporunu yapmak için pek çok uygun alan var.
Koruk Köyü’nden Arapgir’e
Elazığ’da ilk sabahımız. Koruk köyünde, köy kahvesinde, bir aÄŸacın altında oturuyoruz. İri damlalar halinde yaÄŸan yaÄŸmurdan hiç mi hiç ÅŸikayetimiz yok. Çünkü yaÄŸmurun beraberinde getirdiÄŸi harika bir armaÄŸanı var; büyük ÅŸehirlerde pek kolay bulamayacağımız o müthiÅŸ toprak kokusu. Bulutlar çekilip, güneÅŸ yüzünü gösterince biz de Hasan amcanın baÄŸlarına doÄŸru ilerliyoruz. Korukköylü Hasan amca, baldı, çaydı bize mutlaka bir ÅŸey ikram etmek niyetinde. En çok da üzerinde buÄŸusuyla duran o nefis öküzgözü salkımlarından. Ama bir zaman sonra harika ÅŸaraplara dönüşecek bu üzümlerin bir tanesine bile kıymak mümkün mü? Israrla hayır diyoruz, en sonunda, etraftaki aÄŸaçların dalında asılı bademlerde anlaşıyoruz. Bademlerin yeÅŸil kadife kabuÄŸunu soyuyor, taÅŸla kırıyor, içini yiyoruz. O kadar lezzetliler ki, hani birazcık ÅŸeker eklesek tatları Bebek’in meÅŸhur badem ezmesini aratmayacak.
Hasan amca ve diÄŸer köylülerle vedalaşıp Malatya’nın Arapgir ilçesine doÄŸru yola çıkıyoruz. Yolda feribot iskelelerini iÅŸaret eden tabelalar var. Bu kez ÅŸaşırmak yok. Türkiye’nin en büyük baraj gölü Keban, çok çok yakınımızda ve üzerinde üç farklı ilçeye feribot seferleri yapılıyor. Biz de, Elazığ Malatya yolu üzerinde, Keban Barajı’na kuÅŸbakışı bakan bir noktada duruyor, manzarayı seyrediyor, fotoÄŸraf çekiyoruz. Yol üzerinde pek çok alabalık restoranı var ama biz yemek iÅŸini tandır kebabı meÅŸhur Arapgir’de halletmeye kararlıyız.
Yol arkadaÅŸlarım, yol boyunca sohbet ediyorlar. Aslında Türkçe konuÅŸuyorlar, ama sık sık kullandıkları baÄŸcılık terimleri nedeniyle bana baÅŸka bir dil konuÅŸuyor gibi geliyorlar. Küllenme diyorlar, omca diyorlar, terbiyeli tellerden bahsediyorlar. KonuÅŸtuklarını tam olarak çözemesem de, bu güzel baÄŸların, üzümlerin onları heyecanlandırdığını anlamam pek deÄŸil. Tabii baÄŸların güzelliÄŸini de… Arapgir’li Ahmet Onanlı’nın baÄŸları da, Çermik’te ve Elazığ’da gördüklerimiz kadar güzel, farkı onlar gibi ova deÄŸil yamaç üzerinde olmaları. BaÄŸlar, daÄŸlar,tepeler güzel olmasına güzel de ben biraz sabırsızlanmaya baÅŸlıyorum. UÄŸruna bunca yol yapıp Kemaliye’ye bu kadar yaklaşınca onu görmek için olan isteÄŸim giderek bastırılamaz hale geliyor. Kendimi’ne de olsa sadece 56 km. uzakta!diye avutuyorum. Tabii, o anda sayıların bazen gerçek mesafeyi tanımlamak ta yetersiz kalacağını bilmiyorum. Evet, Arapgir-Kemaliye arası 56 kilometre ama, bir tarafı dik yamaca dayalı, diÄŸer yanı uçurum olan ve Fırat’ın Karasu kolu boyunca devam eden virajlı yol, sunduÄŸu müthiÅŸ manzaranın karşılığını hızınızı keserek alıyor. Normal ÅŸartlarda en fazla 45 dakika sürecekken, 1.5 saatte ancak aşılıyor.
Ve Kemaliye.
Yolun yarısından sonra GüneydoÄŸunun bitki örtüsü deÄŸiÅŸiyor, etraf yeÅŸilleniyor. Yamaçların üzerinde tek tük evler belirmeye baÅŸlıyor. Ve çevre bu haliyle benim çok sevdiÄŸim DoÄŸu Karadeniz bölgesinin özelliklerini göstermeye baÅŸlıyor. Bir-iki küçük köyün ardından nihayet Kemaliye tabelası bizi karşılıyor. Her taraf aÄŸaçlık, yemyeÅŸil. MeÅŸhur tarihi Kemaliye evleri sayesinde sanki, gerçek bir kasabada deÄŸil bir film dekorunun içinde gibi hissediyoruz kendimizi. Etrafta görülecek, fotoÄŸrafı çekilecek o kara çok ÅŸey var ki, nereye bakacağımızı ÅŸaşırıyoruz.İlgimizi tarihi bir evin duvarına monte edilmiÅŸ sea-kayak çekiyor ve içeri giriyoruz. Kendimizi tanıtıyor ve sohbete baÅŸlıyoruz, bakın Kemaliye hakkında neler öğreniyoruz. Eski adı EÄŸin olan Kemaliye, Erzincan’ın ilçesi ama Malatya ve Elazığ merkezlerine de neredeyse aynı mesafede. DoÄŸudan Munzur DaÄŸları, Batıdan da Sarıçiçek DaÄŸları ile çevrili kasaba, Karasu kıyısına kurulmuÅŸ. Keban Barajı yapıldıktan sonra Kemaliye önünde bir göl oluÅŸmuÅŸ. Kavak, meÅŸe ve dut aÄŸaçlarıyla kaplı yamaçlar, bin bir çeÅŸit bitki ve çiçek bölgeyi doÄŸa sporları için de son derece uygun kılıyor. GeçtiÄŸimiz mayıs ayında da, Kemaliye DoÄŸa Sporları ÅženliÄŸi’nin ikincisi gerçekleÅŸtirilmiÅŸ bile Gerçekten de, daÄŸcılık, kaya tırmanışı, maÄŸaracılık, çeÅŸitli su sporları, su kayağı, trekking, kanyoning, yön bulma, daÄŸ bisikleti ve yamaç paraşütü gibi doÄŸa sporlarının yanı sıra doÄŸa görüntüleme, off-road gibi etkinlikleri yapmak için pek çok uygun alan mevcut bölgede. Yani, burası Formsante’nin saÄŸlıklı yaÅŸam gezileriyle birebir uyuÅŸan bir yer. Bölge hem doÄŸa sporları yapmak hem de dinlenmek, yenilenmek için ideal. SaÄŸlıklı yaÅŸam gezisiyle pek uyuÅŸmasa da atlanamayacak bir ÅŸey var burada: evler. DoÄŸal çevre ve mimari uyumun en güzel örneklerinden olan evler, araziyi ekonomik kullanma amacıyla üç, dört hatta beÅŸ katlı plan düzeninde yamaca yaslanıyor. Bu plan nedeniyle, her katın kendi seviyesinde bahçeye açılması ve dış çevreyle iliÅŸki kurabilmesi de evlerin ilginç özelliklerinden. Kemaliye evleriyle ilgili diÄŸer bir özellik de tüm odaların manzaraya yani Fırat’a bakacak ÅŸekilde konumlanması. Evlerin damlarına rıhtım adı veriliyor ve burası aynı zamanda, dut, pestil, tarhana gibi yiyeceklerin kurutulacağı bir üretim alanı olarak kullanılıyor. Bu güzel kasaba da daha pek çok, böyle ilgi çekici ayrıntı olduÄŸuna eminim ama vaktimiz kısıtlı. Hava kararmadan dönüş yoluna geçmek istiyoruz. Hem her ÅŸeyi ben anlatmayayım, belki içinizden bazılarınız çoktan Kemaliye’ye doÄŸru bir gezi planladınız bile!
Kaynak: http://www.formsante.com.tr/dogal_terapiler/00872/
Popularity: 1% [?]
Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin kaderi hemÅŸehriden kalan trilyonluk mirasla deÄŸiÅŸecek. 1963′de ölen iÅŸadamı Hasan TiryakioÄŸlu, baba memleketine ardında iz bırakmak için trilyonluk arsalarından bir kısmını miras bıraktı

