Arþiv: Kasım, 2004

Kıtabın Adı Köprü

Cuma, Kasım 19th, 2004

Kıtabın Adı Köprü
Kitabın Yazarı:  Ayşe KULİN
Yayınevi ve Adresi:  Remzi Kitabevi, İstanbul
Basım Yılı:  2001
KİTABIN ÖZETİ

Bir gün Erzincan Valisinin odasına bir köylü gelir ve masasının üstüne yeni doÄŸmuÅŸ bir bebek bırakır. Vali köylü Bayram’a ne olduÄŸunu sorunca durum anlaşılır. Bir süre önce Bayram karısının doÄŸum vakti gelince, doÄŸumun köydeki birkaç kadının yardımıyla yapılamayacağını anlamış ve karısını öküzünün çektiÄŸi taÅŸ arabasıyla su kenarına getirmiÅŸtir. Fırat Nehri üstündeki BaÅŸpınar Köprüsü bir süre önce baraj suları tarafından yıkıldığından, nehrin iki kenarı arasındaki ulaşım küçük bir feribot tarafından saÄŸlanmaktadır; fakat o an feribotun kaptanı ortalarda yoktur. Güllü saatlerce bekler ama karşıya geçemediÄŸinden kan kaybederek ölür. Bayram son anda çocuÄŸunu Güllü’nün karnını keserek kurtarır ve tüm bunlardan devletin sorumlu olduÄŸunu düşünerek validen hesap sormak istemektedir.

Aslında bu olay köprü yüzünden nehrin iki kenarındaki köylülerin yaÅŸadığı ilk olay deÄŸildir, vali de bunun farkındadır ama yıllardır bir türlü bir çözüm yolu bulunamamıştır. Devlet her seferinde Kemaliye’ye gereÄŸinin yapılacağı sözünü vermekte; fakat hükümet veya iktidardaki partiler deÄŸiÅŸtiÄŸinde bir önceki dönemin projeleri rafa kaldırılmakta ve valilikle Ankara arasındaki uzun yazışma dönemi tekrar baÅŸlamaktadır.

Bayram, Vali’den oÄŸluna bir anne bulmasını ister. Bunun üstüne Vali, Bayram’ı köye yeni gelmiÅŸ ve çocukları yeni doÄŸmuÅŸ olan Mevlüt ve Elmas’a yollar. Elmas alevi bir aileden geldiÄŸi için Ailesi onun Mevlüt’le evlenmesine izin vermemiÅŸ, baÅŸka biriyle evlendirmeye kalkışmışdır. Mevlüt de Elmas’ı kaçırmış ve İstanbul’a gitmek için yola düştüklerinde doÄŸum için bir süre bu köyde kalmaya karar vermiÅŸlerdir. Bayram’ın durumunu öğrenen Elmas az bir maddi yardım karşılığında Öksüz’ü emzirmeyi kabul eder, kendi oÄŸlu Erdal’dan ayrı tutmayacağını söyler. Bayram ise arasıra Öksüz’ü görmeye gelmek için izin ister ve para bulmak için iÅŸ aramaya baÅŸlar.

Sonunda Bayram iÅŸ bulur. Yakında tekrar inÅŸa edileceÄŸi söylenen köprünün temel inÅŸaatında çalışmaktadır. İşini büyük bir gayretle yaptığı için herkesin taktirini toplar. Bayram’ın tek sıkıntısı Elmas ile Mevlüt’ün yakında köyden ayrılacak olmasıdır. EÄŸer onlar giderse Öksüz’e ne bir ev, ne de bir aile ortamı saÄŸlayabilecektir. Bu nedenle gidip ustasıyla konuÅŸur ve Mevlüt için de iÅŸ ister. Bayram’a çok güvenen usta onun bu isteÄŸini kabul eder. Bayram içinde büyük bir sevinçle Mevlüt’ün yolunu tutar. Eve vardığında Mevlüt “Ben de seni çağıracaktım, konuÅŸacaklarım vardı.” der. Bayram Mevlüt’e ona iÅŸ bulduÄŸunu söyler; fakat Mevlüt ve Elmas bir hafta içinde köyden ayrılmaya karar vermiÅŸlerdir. Her ne kadar Bayram onları ikna etmeye çalışsa da, baÅŸarılı olamaz.

Kısa bir süre sonra Mevlüt’lerin evinin kapısı yumruklanır, onlar bunun kendi köylerinden kaçtıkları için peÅŸlerinden gelen kanlıları olduÄŸunu düşünür ama içeri maskeli adamlar girer ve Mevlüt’ü sürükleyerek köyün meydanına çıkarırlar. Elmas köyün tüm erkeklerinin köy meydanına toplandığını görünce bunun bir terörist baskını olduÄŸunu anlar. Kadınların ve çocukların gözlerinin önünde BaÅŸbaÄŸlar Köyü’nün tüm erkekleri kurÅŸuna dizilir. Bunun üzerine Elmas koÅŸarak eve gider ve Erdal ile Öksüz’ü saklamaya çalışır; ama bu sırada teröristlerden biriyle çatışır, onun yüzünü keser ve o zaman onun yıllar önce evden kaçan erkek kardeÅŸi olduÄŸunu anlar. İçeri giren baÅŸka bir terörist ise arkadaşına yapılanı görünce Elmas’ın oÄŸlunu öldürür, bu arada Elmas’ın erkek kardeÅŸinin aÄŸacın dalları arasına sakladığı Öksüz ise kurtulur.

PKK baskınından sonra Bayram, Vali’nin odasına gelir ve teröristlerin tekrar salındığını söyler. Vali baÅŸta buna inanmasa da sonradan telefonla gerçek olduÄŸunu öğrenir ve müdahele etmek için hemen mahkemeye gider. Bu sırada köprü yapımı için çalışmalar yapılmaktadır. Belediye BaÅŸkanı, Erzincan’ın yerlisi olan müteahhitler ve vali bir olup en sonunda Ankara’dan bir mühendisle anlaşırlar; köprünün masraflarını devletin karşılamayacağını anladıklarından ülkenin Erzincan’lı zenginlerinden para yardımı toplarlar. Vali mühendisi köye çağırır. Her ne kadar Hüdai bir yerli mühendis olarak Ankara’lı mühendisi ve projesini hiç beÄŸenmese de, valilik projeyi kabul eder. Köprü çelikten yapılacaktır, tam yüz kırk ton ağırlığında olacaktır. Ankara’lı mühendisin inÅŸa edeceÄŸi köprü ilk kez kullanılacak olan bir sistemle Ankara’da yapılacak, sonra parçalara ayrılıp demir çubuklar halinde Erzincan’a taşınacak ve parçalar tekrar birleÅŸtirilecektir. Köprünün BaÅŸpınar tarafında oturacağı nokta doldurularak üç yüz metre açıklık, altmış metreye düşürülecektir. İşte çelik köprü de bu dolgunun üzerindeki beton ayağın üzerine konacak ve karşı yakadaki diÄŸer ayaÄŸa uzatılacaktır. İşin dolgu kısmını Hüdai’nin bulduÄŸu bir müteahhit tamamlayacak, üzerine kızakları Hüdai yerleÅŸtirecek, geri kalanı ise Ankara’daki köprü tamamlanınca mühendis halledecektir.

Bu sırada Elmas hastanede yatmaktadır, vücudunda bir çok yanık olduÄŸundan uzun bir süre hastanede kalması gerekmektedir. Elmas hastanede olduÄŸundan Bayram, Öksüz’ü, Hatçe adında baÅŸka bir kadına emanet etmiÅŸtir; fakat Öksüz analığını özlemekte ve sürekli aÄŸlamaktadır. Bayram ilk seferde yanına Öksüz’ü almadan Elmas’ı ziyarete gider. Elmas çok solgundur. HemÅŸire böyle giderse onun çok kısa sürede açlıktan öleceÄŸini söyler. Bayram ne sorsa Elmas cevap vermemektedir, en sonunda Bayram “Öksüz de seni çok özledi.” der. Bunun üzerine Elmas ilk kez gözlerini yerden ayırır ve Bayram’a bakar. Bayram bir dahaki geliÅŸine Öksüz’ü de yanında getirir. Elmas’ın kokusunu alan Öksüz keskin yanık ilaçlarının kokusunun da etkisiyle aÄŸlamaya baÅŸlar. Elmas Hemen Öksüz’ü emzirmeye baÅŸlar ve o da aynı ÅŸekilde aÄŸlamaktadır. Bunu gören doktor Bayram’dan Elmas’ın iyileÅŸmesi için her gün Öksüz’ü hasteneye getirmesini ister, aslında Bayram’ın da baÅŸka çaresi yoktur; çünkü Öksüz Hatçe’nin evindeyken bile hep analığını özlemektedir. Bayram müteahhiti arayıp bir aylığına iÅŸten çıktığını söyler ve Elmas’ın tedavisi bitene kadar her gün Öksüz’ü hasteneye götürüp getirmeye karar verir.

Aradan 2 yıl geçmiÅŸ ve Ankara’daki köprünün inÅŸaatı bitmiÅŸtir. Mühendis bu haberi valiye müjdeler ve en kısa sürede köprünün parçalarının montaj ekibiyle birlikte Kemaliye’ye geleceÄŸini söyler. Montaj ekibi köye ulaÅŸtıktan sonra Ankara’dan mühendisin kalp krizi geçirdiÄŸi haberi gelir. Bu, iÅŸlerin biraz daha uzayacağı anlamına geldiÄŸinden Vali’nin morali bozulur ama yine de ümidini yitirmez, tek sıkıntısı Erzincanlı’ların sürekli onu suçlaması ve olup bitenlerin hesabını ona sormasıdır.

Bu sırada yeni bir terör saldırısı daha gerçekleşir. Teröristler Fırat üstündeki tek feribotu yakmışlardır. Olay montaj ekibini korkutur ve bir yıl projeye ara verilir.

Bir yıl sonra artık herÅŸey hazırdır, tek sorun o kadar ağır bir köprünün nasıl karşı yakaya geçirileceÄŸidir, bu aÅŸamaya kadar kimse bu konuyu düşünmemiÅŸtir. Vali Karayolları’ndan yardım ister fakat bir süre önce kendi emekleriyle yeniledikleri yol bir gazetede Karayolları’nın aleyhinde bir haber olarak yayınlandığı için, teklifi kabul edilmez. Sonunda ÇemiÅŸgezek’te Belediye’nin elinde üç yüz tonluk kızakta bir feribot bulunur. Artık tek umut bu feribottur.

Vali, Kaymakam ve ekibini feribotu almak için Bölge Müdürü’nü ikna etmek amacıyla Elazığ’a yollar. Bölge Müdürü köprünün o teknikle taşınacağına ikna olmadığı için feribotu vermez. Vali mühendisleri yanına çağırır ve onlara taşınıp taşınamayacağı konusunda eminler mi diye sorar ve tekrar Bölge Müdürü’nü arar. Hararetli bir telefon görüşmesi sonrasında karşı tarafı ikna eder. Feribotun bir an önce Kemaliye’ye ulaÅŸması gerekmektedir; çünkü su seviyesi düştüğü anda köprü inÅŸaatı bir yıl daha beklemek zorunda kalacaktır.

Bir hafta sonra feribot gelir ve köprünün karşı tarafa taşınması için hazırlıklar yapılmaya baÅŸlanır. Bütün Erzincan heyecanla bu olayı takip etmektedir. İlk denemelerde feribot gerçekten hiç ümit vermez, sürekli motor bozulur ve saatlerce tamir edilmeye çalışılır. En sonunda tam herkes ümidini yitirmiÅŸken köprü karşıya geçirilir ve iki parçası birleÅŸtirilerek yerine oturtulur. Köyde bayram havası yaÅŸanır, yıllardır süren hasret ve çile sona ermiÅŸtir ve vali adını unutulmamak üzere Erzincan’lıların kafasına kazımıştır.

Bayram ve Vali birlikte köprünün üstünden geçerler. Bayram Vali’ye Elmas’ı nikahına aldığını müjdeler. Öksüz’ün ise adı deÄŸiÅŸmiÅŸtir, Bayram ona Vali’nin ismini vermiÅŸtir.

Popularity: 2% [?]